Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Yaratılan Algılanır

Evrendeki tüm varlık sahası üzerindeki “Varlık iddiası”, algılamaya dayanır! “Bir şey vardır! ” dendiğinde o şey, algılanmalıdır! Bu algılama, soyut veya somut olabilir! Yani bir varlık, iddia edilmiş ise somut ya da soyut algısı da olmalıdır! “Bir şey var ise yaratıcısı da vardır! ” Bu durumda bir “Varlık”, bir de “Yaratıcı” söz konusu! Teklik, kalmaz! “Varlığı iddia edilen şeyin, yaratıcısının olması gerektiği” tezi şöyle bir sonuç da doğurur! Var olduğu iddia edilen “Yaratıcı”, varlık ise onun da bir yaratıcıya bu mantıkla ihtiyaç vardır! Bu dahi “İlah” anlayışını doğurmuş. Yani bir şey var ise onun “İlahı” da vardır denmiş. “İlah değil, Allah var” konusu da bu ikiliği teke indirmek içindir! Yani Allah, bizatihi vardır, yarattıkları ise onun varlığına dair algılananlardır! Bu algılama şirk üzerinden olunca işler karışır ve tüm algılama ikiliğe düşer! Tek olduğunda algılanan da yaratıcıdan olur ve algılanan için ayrı bir “İlah” gerekmez! “İlah değil, Allah var” hakikatine teklik üzerinden ulaşılabilir!

“İlah değil, Allah var” konusu önemli. İkincil aranan, “İlah” oluyor. Bu ikincil aranana “Allah” da denilse, “İlah” gibi düşünüldüğü için “İlah değil, Allah” hakikatine isimden ulaşılamıyor! Bu hakikate teklikten ulaşılır ve isim, teklik olmaksızın sonuca ulaştırmaz! “Bir şey yapan olmazsa, olmaz! ” söyleminde bile şirk var. “Şey” ve “Yapan” ayrımında şirk var. “Bir şey yaratıcı olmadan olmaz” dendiğinde yani “Var ise yaratılmıştır” dendiğinde “Yaratan” ile “Yaratılan” ikiliği var. Muhal bir durumu şöyle görmek mümkün; bir varlık, “Yaratıcı” olmadan var olmaz ise yaratıcı da kendisini yaratan ikincil varlık olmadan olmaz. Bu durumda da “Yaratan, önce kendini yaratır” denir! Yine “Başlangıç” konusu zihinde halledilmiş olmaz! “Ezeli-ebedi” dendiğinde, başlangıcı olmaz; sonu da olmaz! Bu durumda da “Yaratılmış” olmaz! Bunun yerine “Her varlık bizatihi vardır” yani “Yaratan” tektir! Yaratıcı kendisi de bizatihi vardır, yarattıkları da O’nun algılanmasını sağlıyor! Algılananlar, algılamaya göreceli olur ve “Var” olduğu söylenir! Aslında “Hiçlik”, potansiyel olarak her şeyi kapsar; algılama ile doğurur, yaratır. Yarat senin olsun. Hayrını gör gibi. Yani “Yaratan” bizatihi kendini göstereni yaratır, yani yarattığının hayrını görmek maksadı vardır! Yoksa abesle iştigal, muhaldir! Her varlığın varlığının iddiası zaten algılamaya dair olur! Soyut veya somut olarak algılandığında varlığı iddia edilir; varlığı iddia edildiğinde de göreceli olarak yaratılmış olur! Yani “Yaratmak, Allah’a mahsus! ” yaratılanı gözlem ile gözlemciye göreceli açığa çıkarıp varlığını iddia etmek gözlemcinin soyut veya somut algısıyla olur! Bu algılamaya “Gözlem” denilir ise gözlenen de tek olacak! Yani gözlem, ikincil bir gözleneni açığa çıkarmayacak! “Yaratılanı gözlemek”, “Yaratanı gözlemek” olarak tekleşecek! Gözlenen ile gözleyen dahi teke inecek! Böyle bir seyirde “Şirk” yer bulamayacak!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yasak Meyve

“Yasak meyve” nedir? Meyvenin adı konusunda farklı cevaplar verilebilir ama aslen meyvenin adı önemli değil; “Yasak meyve” ile ne tür bir uyarı veriliyor o önemli! İnsanı bu meyve nasıl aslından uzaklaştırıyor onu aramak gerekir diye düşündüm.

“Evvel ADEM yanıldı, uçmakta buğday yedi” Yunus Emre

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Üstün

İnsanlar arasında "Üstünlük", kişisel tercihe göreceli izafi olarak belirleniyor! Bu nedenle birey, kendince üstün olana dair ayrıcalık oluşturuyor! İnsanlar, "İnsan" olma noktasında, hak ve hukuk açısından birbirinden ayrıcalıklı olamaz! Burada gözlem şu; herkes kendi "Üstün" tercihine göreceli diğerini "Aşağı" tutuyor, görüyor, gösteriyor! Üstünlük iddiasında kendi belirlediğini, üste koyuyor! Böylece "Üstün" olarak belirlenenler haricindekilerin, hiç bir değeri ve önemi kalmıyor! Haklar, “Üstün” yargısına kurban edilebiliyor! İnsanın, “İnsan” olarak değeri bile kalmıyor! Ayrıntıları bilirsiniz!

Bu durumu kişi neden göremiyor, ya da görmek istemiyor? Cevap: Sorunun cevabı, "Belirleme" izafiyetinde saklı! Yani insanlar, "Üstün" olarak belirleme yapmaz, yapmak zorunda kalmaz ise ya da bu, insanlardan beklenmez ise durum değişik açıdan yansır! İnsanlık "Üstün olarak belirleme" hastalığını yendiğinde daha eşit, adil, huzurlu ve özgür olabilir! İnsan, “İnsan” olarak; “Evrensel, özgür eşit insan” olarak, kabul edilir ise zaten “Üstün” kavramı öze dair değil de insanların ürettiklerine dair olur! Üstünlük ayrıcalık olarak değil de yetenek veya verimlilik olarak yansır! “Ehil olma” konusu! Bu üretim ve verimlilik, ehil olma, her alanda ileri doğru bir hareket sağlar! Özünde herkes “Eşit” olduğunda, ürettikleri açısından bir “Üstünlük” arayışı ilerlemeyi de tetikleyecek! Sporda, teknolojide, sanatta, tıp alanında üstünlük arayışı, insanlığı geliştirecek! Sorun şu; bazıları, zaten baştan “Üstün” olarak kabul edilir ise bu yarışa girmesi gerekmediği için hem yarışın maksadı yerine gelmez hem de yarış ile gelen rekabetten doğan ilerleme olmaz! Dikkat ederseniz, “Üstünlük” iddiası, genelde ırksal alanda oluyor! Çünkü ırksal alanda, bir yeteneğin, başarının sergilenmesi gerekmiyor! Irksal alanda, mücadele ve savaş daha ön planda! “Seçilmiş ırk”, “Vaat edilmiş” ayrıcalıkları kullanır gibi düşünülür! “Seçilmiş” olmak, ilahi bir ayrıcalıkla taçlanmalıdır ki kabul görsün!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Ümit

İnsanların ümidini kırmamak gerek, belki sadece o ümide yaslanmıştır! Ümit kırmamak adına çıplak gerçekleri de görmemezlik edemem! İnsanların "Orta Çağ" söylemleri ve öğretileri üzerinden boşu boşuna kavgasının anlamsızlığını anlatacağım!

Tercihlerimizle kendimizi, tavsiyelerimizle de dostlarımızı esarete sürüklemeyelim! İki kişi yeterlidir evrende bir fikrin yeşermesi için.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Uzaylılar

Uzaylılar konusunda pek çok kitap yazıldı, söz söylendi. Eski kadim ve kutsal kaynaklarda onlardan bahsedilmiş! Ben, bu konuda teknik ve bilimsel veriler sunmayacağım; bu konuda bildiğim kadarıyla felsefe yapacağım!

Önce şunu bilmeliyiz ki her şey hiçten var oldu. Hiçin potansiyelinde olmayan açığa çıkamaz!
İlk madde, cevher, öz; her şey tekten çıkıyor! Öz maddede görünüyor. Kısaca her şey, tek bir şeyden çıkıyor!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Varlık Felsefesi

Varlığı sorgulamak, bilinç ile mümkün! Düşünen, bilinçli varlık olan insanın evrenin ve kendinin varlığını sorgulaması ve bu sorgulamanın sonucu olarak bir kanaate varması! Varlığın izahını kendince yapması!

Ontolojik değerlendirmeler, bir şeyin “Varlık” olarak irdelenmesi!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Toplumsal ve Bireysel Alan

Toplumsal alanın oluşması, bireysel alan temelinde oluyor. Bireylerin tercihleri, toplumsal frekansa yansıyor; bu oluşan alan, “Toplumsal Alan” olarak düşünülür!
Bireysel alanın oluşması da her bireyin “Ben” tercihleriyle oluyor! Özel bir alan olup toplumsal alanı oluşturacağı için mevcut toplumsal alanın yerleşik kabullerinin baskısı ile etkileşim halinde; bu etkileşim çok önemli! Mevcut kabuller üzerinden birey, tamamen baskılanır ise zaten birey bu alana katkıda bulunamaz ve o alanda var olması mümkün olmaz! Baskılanan birey için toplumsal bir alandan söz etmek de anlamsız olur!

Soru: “Toplumsal alan” olarak bilinen, tarif edilen ya da sınırlanan bir alan, bireysel alanı kapsayabilir mi, kapsaması gerekir mi; kapsaması için yapılan dayatmalar meşru sayılır mı?

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tipleme

İki tipe sıkça rastlıyorum; birileri dinsel söylemlerle sıkça din savunması yapıyorlar ama içi boş bir taraftarlıkla bunu yapıyorlar, bildikleri de yok; zaten bilmek de istemiyorlar! Birileri de ezbere din karşıtlığı yapıyorlar, onlarında bildikleri yok; bilmek de istemiyorlar! Karşılıklı kör dövüşü yapıyorlar!

Din karşıtı olanların saçma sapan ezik din taraftarlığı yapması da görünüyor sanırım kendince Allah'ı kandırıyor! Allah'a mesaj veriyor güya din karşıtı olmasının imanına bir zarar vermediğini kendince öyle ifade ediyor! Din bezirganları ise bazı modern takılmaya çalışıyorlar, başkalarında ayıpladıkları şeyleri kendilerine hak görebiliyorlar! Bu tiplerden zaten bir hayır gelmiyor topluma ama çok sorun çıkarıyorlar!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tırnak(“…”)

Başka bir kaynaktan alınan söz ya da bilgi, tırnak içinde ifade edilir!
Özel olarak vurgulanacak bir kelime veya cümle de tırnak içinde yazılır!
Özetle bir yazıda yazar, bir söz ya da cümleyi tırnak içinde yazıyor ise o söz veya içerik yazarın kendinden değildir içeriğinden bahsetmek için tırnak içinde ifade eder!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Telepati

Bireysel olarak, beyinden beyine; evrensel olarak da bireyden evrene bir iletişim var!

Evreni okuyan aslında kendini bilendir! Kendini okuyan evreni de okuyabilir! Bu yeteneğin kişide gelişmesi telepatiyi geliştirir! Geleceğin iletişimi telepatiyle olacak! Telepatinin verimli ve kesintisizliği ise samimiyetle olur! Size bir sır veriyim ben insanların sakladıkları pek çok şeyi kendi ağızlarından dinleyebildim. Bu bir yetenek olduğu kadar güven meselesi!

Devamını Oku