Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Alan Daralması

İnsan bazı Dünyalara sığmaz! Bazı da dar bir alanda sıkışıp kalır!
Dünyalara sığmayan insanı, dar alana sıkıştıran nedir? Ya da Dar alandan, Dünyalara sığmayacak kadar genişleten nedir?

İnsan tüm evreni, beynindeki karanlık dar bir alana iki boyutlu yüklenen data ile biliyor! Bu dar alandaki geniş bilgi deposu, evreni algılamamızı sağlıyor! Eğer insan bu alandaki bilginin yetersizliğinin, sınırlı olduğunun farkına varırsa o durumda bir fındıkkabuğuna sıkışmış hisseder; beynindeki dar alandaki data ile kendine bir hayali geniş alan oluşturur veya bu alanı, evrensel korunmuş levha ile birleştirir ise yani o alana bağlanır ise bu sefer de Dünyalara sığmaz!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Alan Sınırı

“Alan” nedir, “Sınır” nedir?
Alan: Uzayda iki boyutlu olarak, sınırlarla yapılan belirlemedir! Üçüncü boyutta, “Hacim” vardır!
Sınır: “Hiçlik” yani sınırsızlık hariç; tüm boyutlarda sınır vardır! Boyut, aslında hiçlikten çekilen bir sınıra da işarettir.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Aldanış Zam-anı

Zaman konusundaki izafiyeti biliyoruz! Daha ileri bir bakışla; zamanın, aslında mekanın (maddenin) 3. Boyuta (varlık sahasına) çıkışıyla başladığı da söylenebilir! Her şeyin hiçlikten boyutlarda görünmesi konusu da tamam ise zamanda aldanış bahsini anlamak için bir sorun kalmıyor demektir! “Zaman konusu”, “Boyutlar” yazılarımda detaylı bahsettim, zaman ve boyutlar konusunda yeterli bilgi sahibi olmadan “Zamanda aldanış” anlaşılamaz!

Kısaca zaman ve boyutlar: Hiçlikten tercih edilen, tercih edildiğinde 1. Boyutta olan; data ile 2. Boyuta geçen (ruh gibi): maddi kılıfa bürünüp (beden gibi) 3. Boyuta geçen bilgi ve tercihlerin 3. Boyutta somut olarak algılanması ve bu algılamanın da zaman mekan göreceliliğinde olması! Yani zaman, kılıf bulmuş tercih ve datanın eskimeye başlamasıyla izafi algılanan bir yanılsamadır! Hiçlikte, 1. Boyutta, 2. Boyutta ve 4. boyutta zaman-mekan yoktur! Zaman ve mekan tesiri 3. Boyutta vardır! Hiçlikte var olan sınırsız potansiyel tercihle 1. Boyuta, tercihe yüklenen data ile 2. Boyuta datanın maddi bedene yüklenmesiyle de 3. Boyuta geçer. “Ete kemiğe büründüm, “Yunus” diye göründüm! ”

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Ahkam Kesme!

Bir konu hakkında ahkam kesmek için o durum yaşanmalı değil mi? İnsan yaşamadığı konu hakkında duyduklarıyla ahkam kesmemeli! İnsan duyduklarını da yazabilir, söyleyebilir ama bunu da tırnak içi olarak ifade eder! Bizzat bildiğini, yaşadığını, şahit olduğunu gerçekten bilinçli olarak söyleyebilir, yazabilir! Bu nedenle ahret ve ölüm konusunda kesilen ahkamların sadece inanç olarak bir değeri olabilir! "Ölmeden önce ölmek-dirilmek! " ve "Ahrete gidip-gelmek! " gerekir bu konuda ahkam kesmek için!

Bu konularda yazılanlara bakın, tamamı başkalarının deneyimlerinin nakledilmesinden öte geçmiyor! Başkalarının deneyimlerini de önemsemek gerekir ama kişi bizzat kendi deneyimlememişse hepsi inanç ekseninde kalacaktır! Bilinç olması deneyimle mümkün! Kişinin deneyimini aktarması ya da başkasının deneyimini aktarması ikinci el bilgi kapsamındadır!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Ant Dairesi Altınçağ

Sümerce ve Akatca yazılmış bu tablet;

"SAG.BA

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Asil

Bin suret toplansa, bir asıl etmez!

“Ondan haber ver bana, ha kitaptan ötersin” Yunus Emre
“Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz kandan gelir

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Aşkınlık Aşırılık

Sözlükten “Aşkınlık” ve “Aşırılık” nedir, baktım; “Aşkınlık” için “Aşkın olma durumu” diyor! “Aşkın” ne ki? Ona da bakmam gerekti; “Aşkın: 1. sıfat Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş; 2. Benzerlerinden üstün; 3. Çok, fazla.”
“Aşırılık” için de “Aşırı olma durumu” diyor! “Aşırı” nedir ona bakmalıyım; “Aşırı: 1. sıfat Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın; 2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem; 3. Gereğinden fazla, çok; 4. zarf Ötede, ötesinde; 5. zarf Gereğinden fazla olarak, çokça”

Aşkınlık ve aşırılık konusunda kendi seçtiğim tanımla hareket etmek durumundayım! Yani “Aşkınlık: 3. Çok, fazla”; “Aşırılık: 5. zarf Gereğinden fazla olarak, çokça”! Yani aşkınlık ile aşırılık arasında “Gereği” farkı var! Demek ki gereğinden fazlası aşırılık gereği kadar fazlası aşkınlık! Bu “Gereğinden fazla” konusu önemli!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Bir

Tek manasında “Bir” ile çoğulu ifade eden “Birlik”, tamamen farklı durumları ifade eder! “Bir”, “Tek” manasında, şirkten tamamen uzaktır; “Birlik” ise “Şirket” olarak çoğulu ifade eder! Tüm birlikler, bölünebilir; “Bir” ise bölünemez!

“Bir” olmak, “Birlik” olmak değildir! Bir, birliği kapsar; birlik ise en geniş kapsamıyla ancak “Bir” kadardır!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Böyle Düşündürdü Zerdüşt

Çok kısa yazacağım, daha fazlası için; “Böyle Dedi/Buyurdu Zerdüşt” okunabilir! Nietzsche, “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında, “Zamanındaki kulaklara göre ağız olmadığını kendisinin daha sonraki kuşaklar tarafından anlaşılacağını” bilir! Öyle de olmuştur!
Üç Zerdüşt!
1. Zerdüşt (Mahabat) : MÖ 3000
2. Zerdüşt (Haşeng) : MÖ 2040

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Birkaç Konuyu Açmak İstedim

"Kader hükmettiği zaman hoş tut nefsini! " Katre-i Matem

Kader: "İnsan" içerikli "Adem" adlı ruhsal yazılımın soyut boyutta ismi "Hak" ve somut olarak da ismi "Hay" ile işlemesi olarak kısaca tanımlanabilir.
Genişletince; soyutta "Kalu Bela" olayındaki ruhlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? " şeklinde sembolik soruya verilen cevabın soyut yansıması "Kader" ve somut yansıması "Kaza". Toparlarsak; kader insanın soyut, ruhsal boyutta yaptığı tercihtir. Bu tercihin Dünya boyutunda somutlaşması ise "Kaza" olarak bilinir. Demek ki soyutta tercih edilen, somutta karşımıza çıkıyor. İnsanın soyut boyuttaki özgür tercihi, somut Dünya boyutunda kaza oluyor. Soyut boyutta zamanın olmaması somut boyutta zaman ve mekanın sınırları insanı aldatıyor. Aslında her iki boyutta olanlar eş zamanlı... Somut esfel boyut, (sefil Dünya) somut boyutta olaylar zaman şeridinde akıyormuş gibi algılanır.

Devamını Oku