Şer
Bir ortamda ya hayır vardır ya da şer. Aslında denge hali hayır haldir. Aşırılıklar dengeyi bozar ve sonuçta şer hakim olur. Şerrin oluşması için hayrın olmaması yeterlidir. Şer için ayrıca çaba sarf edenler olmasa dahi hayır yoksa o ortamda şer hakim olur. Zaten şerlerin en dehşetli kısmı hayır perdesinde yapılanlardır. Münafıkların gizli, perdeli şerri zalimlerin açık şerrinden çok daha tehlikeli olur! Çeşitli hayırların ya da kutsalların arkasına saklanan şer en fazla tahribatı yapar.
İyi görünümlü, toplumda kabul görmüş bazı insanların neden fesat ve kıskanç davranış gösterdiklerini düşünmüşümdür! Kendi hayatlarını gereksiz kısıtlamalarla daraltan kişiler başkalarının da aynı şekilde daralmasını ister. Ruhlarındaki esaret ve kötülüğü topluma bir şekilde yansıtırlar. Şeklen iyi, ahlaklı, kutsal görünmeye odaklandıklarından özü kaçırırlar.
Sevgi Üzerine
Kimse başkalarına sadakatle yükümlü değildir. Kişi kendine sadık kalmalıdır. Eğer birine sadakat sözü vermişse o söze sadık kalmalıdır. Bu hal yine kendine sadık olmasıdır. O halde tutamayacağınız sözü vermeyin ki kendi sözünüze sadık kalmama durumu ortaya çıkmasın.
Birden fazla kişiyi sevmenin hiç bir zararı olmaz.Kişi sevdiğiyle olur.Yani sevgi beraberliğin şeklini belirlemez.Bu bir sohbet olur, ya da daha ilerisi.Bunu da iki kişi belirler.Karşılıklı yani.Kimse diğerini zorlayamaz.Bu pratikte böyle işler zaten. Verilmiş söz varsa elbet söz alan söz verenden bunu ister. Sözüne sadık kalmasını ister.
Sineden Dideye
Cemalinde hoş, celalinde…
“Bugün Ahmet Benim”
Aşk’ın seyrindeyim,
Muhteşem bir kederdeyim;
Sütten çıkmış ak kaşık
Süt, beyaz rengiyle aynı zamanda temizliği de imgeler.
'Sütten çıkmış ak kaşık' deyimini sık duydum.
Halis tereyağı saf sütten süzülür, daha değerlidir.
Süt buzdolabında saklansa da pastörize edilmiş olsa bile 2–3 gün içinde bozulur. Fakat bozulan sütten çökelek peyniri yapmak mümkündür. Büsbütün çöpe atmaya lüzum yoktur. Tereyağı ise sütten süzülmüş daha halistir, değerlidir. Sütten daha geç bozulur. Fakat bozulan tereyağını kullanamazsınız. Çöpe atmaktan başka yapacak bir şey yoktur. Bir kez bozulduktan sonra başka bir ürün olarak değerlendirilemiyor.
Yeni Kapılar Açılıyor
Güzelim, hazır mısın?
Çıkalım…
Aşağı bakma!
Yaşlandıkça Bencilleşen İnsan/lık!
“Biz'den, ben'den vazgeç, gel, gel.
Sen'lik ve biz'lik yok oluncaya kadar gel.
Ne "sen" kalasın, ne de "biz" kalalım! ” Mevlana
Üflemekle Güneş Sönmez
Toplumsal kargaşa ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, insanların kendini ifade etmedeki beceriksizliğinden kaynaklı! Bireyin toplumda "Doğru" kabul edilmiş belli kalıplara uymak zorunda kalması gelecek nesli de olumsuz etkiliyor! Birey, kendini toplumun kabullerine göre değiştirdiği için aslından uzaklaşır. Bir sonraki nesil ise bu aslından uzaklaşmış insanların kabullerini miras aldıklarından onlar da mevcut kurallara uygun davranarak kendilerini toplumda kabul görmüş "Doğru"lar üzerinden ifade etmek zorunda kalır! Kulaktan kulağa oyunundaki gibi; ilk söylenen söz, son duyana ulaşana kadar tamamen değişmiş olur!
Bu nedenle bazı öğretileri kutsama ve savunma mekanizması gelişir! Oysa Güneş üflemekle sönmez, doğru fikir zaman ve zemin bulduğunda açığa çıkar ve kendini gösterir. İdeolojik ya da dinsel bir fikir, eğer kendini gösteremiyor ise bahane bulmak yerine fikirde bulunan hata ya da eksiği görmeliyiz. Fikir eğer kutsanmışsa zaten eleştirilemez ve yanlış olduğuna dair yorum dahi yapılamaz. Yani doğruluğundan şüphe eden bile suçlanır! O zaman fikir tartışılmayacağı için dayatılacaktır. Doğru nakil edilip edilmediği bile sorgulanmaz! Hatta bazı fikirleri korumak için savaş vermek, karşı fikre yasak getirmek övülür! Fikir "Doğru" ise savaşmak neden? Fikre, fikirle saldırılırsa zaten iki fikir kapışır ve "İyi oynayan kazansın" mantığıyla güzel fikir çoğunluğa hitap eder. Bunu zorla kavgayla kabul ettirmek gelecek nesle kötülük yapmak olur. Çünkü doğru ve yanlış insan algısına görecelidir. Fikir sahibine açılan savaş yüzünden sorun çıkıyor zaten. Okunan bir şiirden mahkum olmak, ırksal veya dinsel (karşıt veya yandaş) söylemlerden hedef olmak gibi çok sıkıntılar toplumun açılımına mani olur...
Temas
Bir söz söyle, yalancıktan;
İltifat niyetine, döner sana.
Seviyorum de, öv beni!
Bir şey ver mesela elma/s,
Tercihe Sunulan Seçilir
Seçmek irade ile seçime sunmak ise başka. Bin bir türlü seçeneği tercihe sunan, tercihe ancak seçenek adedince müdahale etmiş demektir! Demem o ki seçenekleri ortaya koyan tercihe bir nebze müdahale etmiş olur; seçenekleri sunmak da müdahaledir! Tercihe sunulan a,b,c,d,e ya da hiçbiri. “Hiçbiri” pek olmaz. Mevcut seçeneklere sürer hayat insanı. Ben de “f” ekleyim deriz bazı. Ekletir mi? Evet, ekletir ama bu cesaret bu bilinç var mı herkeste. Evet, biz tercihe sunulandan seçeriz! Sofrada olmayanı seçemeyiz. Ya da listede... O halde liste, göreceli seçime bir nebze müdahale eder! Şöyle düşünsem; listede olmayanı isteyen listeye tercihini ekletebilsin! Ya da tercihimin listede olduğu yeri seçsem! Dünya sefil! Biz bu tercihi nerde yaptık! Evet biz tercihimizi yaşıyoruz! Ve tercihimizden yakınırız! Ahhh! Bilsek, seçer miydik! Ama bildik, vazgeçmek mümkün/mü? Belki! Arif biliyordur işin sırrını! Çıksın ortaya tercihler, bil ki yalnızca tercih edilen görünür bu sefil Dünya'da!
Tercihe sunulanlar aslında bir önceki boyutta insanın kendi tercihleri. Yani garsondan istediğini masada beğenmez insan.
Yoksa
Biz Yaradan’a ait olan aşkın ve sevginin tamamını
Yaratılana yönlendirip, acılara kapı mı açtık.
Hayali sevgililerin özlemiyle yanıp,
Cennetteki mutluluğu burada boşa mı aradık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!