Bir insan bu kadar mı hızlı yaşamak ister, bu kadar mı erken gitmek ister bu hayattan. Öyle biriydi işte o anlattığım bu insan. Şeytan tüyü vardı derlerdi ya işte o cinsten.
Bir evin en küçüğü idi Behçet, asıl adı bu değildi ya, neyse. Behçet nacardan kalma bir isim, ona lâkap olarak kalan.
Yakışıklı ve o kadar uçarıydı Behçet. Nihayet polis oldu. Dediler bir an önce evlensin de durulsun bu ve sonunda ona göre bir kız bulundu. Gerçi kız köylünün biriydi ama Behçet için çok iyiydi. Belki yola gelir, adam olur dediler ve everdiler Behçet’i.
Gitti eşiyle bir süre sonra, onlar sonunda İstanbullu oldular. Ayak uyduramadı bu gelin, biraz köylü ya, olmadı, bir süre sonra ayrıldılar. Bir kızı vardı, Çocuğu annesi yanına aldı.
Uzak şehirlerin ışıkları
Görmezler birbirini
Kalpler görür herşeyi
Kimsenin görmediğini
Bazen gözlerimde büyüyorsun
Mest ediyorsun beni bazen
Sen değilsin bazen o gördüğüm,
Değişiyorsun bende bazen.
Şimdi bura gül kokuyor o biçim
Gül üstüne kokun sinmiş elif'im
Gözlerinde hala bakış izi var
O gözlere kim bakıyor elif'im
Dilimden geldi, başıma ne geldiyse!
Seviyorum dedim, bıktırdım
Fazla söyledim.
Biliyorum dedim,
Meğerse makbul değilmiş
Her şeyi bitirdik koyduk şuraya
İş almazdık bundan önce araya
Hep ak derdik yüzlerdeki karaya
İş kalmadı hep bitirdik be emmi
İnsanların en hoşuna giden davranış biçimi beğenilmektir.Bu durumu pek çok örnekte görmek mümkündür.Çünkü kişi kendine göre herkesin en güzelidir.Bu duygu aslında insanların var olma sebeplerinden birisidir.
Her kadın güzel olmak için en beğendiği elbiseleri giyer ve güzel bir bayan olmak için özen gösterir.Aslında erkeklerinde bayanlardan geri kalır yanı yoktur.Onlarda kendilerini beğendirmek için şık ve yakşıklı olmak için ellerinden gelen çabayı gösterirler.
Güzel ve yakşıklı olup,beğenilmek isteyenlerin en büyük tanığı aynalardır.Çünkü aynalar yalan söylemezler ama aynaya bakanlar hep kendilerinin beğenilmelerini ve güzel görmelerini isterler.Ama inanın kendilerini beğenmeyen insan yok gibidir.Çünkü herkes kendini beğenir.
Zaten insanlarda sevgi, kendilerini beğenmeleri ve kendilerini sevmeleriyle başlar.Dünyada kendini sevmeyen insanların başkalarını sevdiği görülmemiştir.
Hiç kimseyi kırmadan yaşamak mümkün mü? Değil elbet. Çünkü kişilerin beklentileri ile sizlerin yapmak istedikleriniz ters düşebilir. Kişiler hep haklı olduklarını iddia ederler. Yanlışlarını ve maalesef eleştirileri hiç kabul etmek istemezler. Bu durumda sizlerin yapmak istedikleriniz ne kadar iyi şeyler olsa da size olumsuz tepki olarak geri döner.
Çünkü bazı kişilerin bakış açıları tek yönlüdür. Yalnızca kendi pencerelerinden bakarlar. O zamanda kendi beklentileri üzerinden sonuç beklerler.
Ama bu tür insanları çekmek zorunda mıyız? Bu kişilere sürekli idare mi etmeliyiz. Lakin bu kişiler
İnsana hayatı zehir etme gibi hünerleri yüzünden uzak durulması kişiler olarak sıfatlandırabiliriz.Çünkü bu kişiler sürekli alınganlığı,
Tomur tomur yüzünden terler akıyordu.Ama eskimiş ayakkabısı ile bir an önce eve varmanın telâşını yaşıyordu.Çünkü elindeki paketlerde ve torbalarda çocuklarını mutlu edeceğini sandığı pek çok şey almıştı.
Nihayet evin kapısına dayandı.Elleri dolu olduğu için evin kapısını ayaklarıyla tıklatmaya başladı.Kapı açıldı,evin annesi paketleri birer birer taşırken çocuklar babalarının aldığı hiç bir şeye bakmadan babalarına sarıldılar.Tam yedi çocuklardı.Kimisi omuzuna çıkmış,kimisi kucağına oturmuştu.En küçük çocuklar ayaklarını tutmuşlardı.Evin Annesi"Babanız yorgun çocuklar,biraz dinlensin demesine rağmen çocuklar oyunlarına devam ediyordu.
Evin annesinin gözleri dolmuştu."Allah seni başımızdan eksik etmesin"diye dua ediyordu.Birazdan bütün çocukları mutlu bir yorgunluk aldı.Babasınin getirdiği pakatlere daldılar.Evin Annesi yanına oturdu babanın,iyi ki varsın diye diledi temmennisini.
Öyle güzel bakıyordu ki evin annesi,sanki zaman bir saniye durmus gibiydi.Evin babası mutlu,evin annesi mutluydu.Evin çocukları babar günü olduğunü bilmeden babalarını gelip gidip öpüyorlardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!