Bana o kurşunu sıktığın gün
Tek atımlık,
O gün öldüm ben.
O gün kaybettim sevdiklerimi
O gün öldürdün sen beni.
Geçip giden zamanın ardından
Baka kaldı genç kız.Ümitler,hayaller rüylar hepsi birer birer kayboldular.Ne pembe panjurlu ev,ne beyaz atlı prens,ne de kendini anlayabileceği bir eşi vardı.Hani kızlı,erkekli
Çocukları olacaktı.Hani bir sevdiği vardı ya kızın,hani kavuşup,hiç ayrılmayacaktı.
Hacettepe üniversitesini yeni bitirmiş, öğretmenlik sınavını kazmıştım. Heyecanla tayinimin nereye çıkacağını bekliyordum. Sonunda üç sınıflı bir köy ortaokuluna atandığımı öğrendim.
Bir yatak, bir yorgan ve bir valizle köye gelişimi hiç unutamam. Muhtar beni köy kahvesine getirdi. Herkes okey oynamakla meşguldü. Bir köşede iri yarı bir adam sandalyesine ters oturmuş, ayakkabılarının topuklarına basmış, sigarasını tüttürüyordu.
Muhtara dönüp, kim bu adam dercesine bir bakış fırlattı. Muhtar, anlamış olacak ki, yeni hoca bu müdürüm dedi. Biraz aşağılayıcı bir ifade ile göbeğini zor dönerek bana dönerek, lütfedip ”hoş geldin hoca" dedi ve eski durumuna tekrar dönmekte gecikmedi.
Sonra hadi okulunu göstereyim sana diyerek ağır adımlarla ve yere uzun bir tükürük fırlatarak yürümeye başladı. İlkokulun hemen bitişiğine ve mezarlığın hemen karşısına yapılmış küçük bir okuldu burası. Birazdan öğrenciler gelmeye başladı. Topu topuna on üç öğrenci vardı. Okul müdiresi hiç konuşmadan kafasıyla beni odasına çağırdı. Ders programımı verirken, sen çok gençsin dikkat et buralarda diye tembih etmekten de geri kalmadı.
İlk girdiğim sınıf, yedi A sınıfıydı. Sanki başka yedinci sınıflar varmış gibi komik bir şeydi bu durum. Beş öğrenci aralıklı bir şekilde oturmuşlardı sınıfta. Okulda toplam on beş öğrenci olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Hayal kırıklığı idi bu benim için. Hayallerim, rahat bir hayat beklentim, gerçeklerle birlikte yok olup gitmişti.
Liselerimizde en göze çarpan husislardan bir tanesi Öğrencilerimizin ortaokullarda sistem gereği başarılı olsada,olmasada sınıflarını geçmeleridir.Ayrıca ortaokullarda devamsızlıktan hiç sınıfta kalmamalarıdır.Sistem gereği liselere gelen öğrencilerin büyük çoğunlugu hazırbulunuşluk seviyelerinin altında olmaktadır.Yani insanın doğası gereği ne kadar bireyler denetim altına alınmazsa verilen ödevleride o kadar savsaklamaktadır.Yani disiplin ve kural şarttır.Liseye gelen öğrenciler liselerde hem devamsızlıktan hemde sınifta kalmanın olduğunu görünce gerekli toparlamayı yapamamakta ve sınıfta kalarak zaman kaybına uğramaktadırlar.
Okulda öğretmenlerin öğrencilere karşı tavır ve tutumlarıda eğitim seviyesinin yükselmesinde önemli yer tutar.Öğretmenle öğrenciler kesinlikle arkadaş olamazlar.Aralarında mutlaka öğretmen öğrenci mesafesi bulunmalıdır.Öğrencilerin okulun kurallarına mutlaka uyum sağlamaları gerekmektedir.Bu konuda velilerle işbirliği şarttır.Ayrıca öğretmenlerin, öğrencileri okula hazırlıklı gelmeleri yönünde ödevlendirmeli
Ve kendileride mutlaka derslere planlı gelmeye özen göstermelidir.
Okul öğretmenlerinin ögrenci gelişim ve problemleri konusunda öğrenci velileri ve okul rehberlik kurulu,rehber öğretmenleri ile devamlı iletişim halinde olmalıdırlar.
Öğrencilerin yetişmesinde sosyal etkinlikler ve
Okul faliyetleri önemli rol oynar.Çünkü bu iletişimler öğrencilerin öğretime yönelmelerinde etkin rol oynar.
Okunmayan kitaplar,şiirler,öyküler ve bütün edebiyat türleri can çekiyor azizim.Derdi belli bütün kitapların,okuma hissi kalmamış insanlarda.Ya okumuyor,ya da okuyormuş gibi yapıyor okuyorum diyenlerin dilleri.
Herkes şair,herkes yazar azizim,göl dolmadan balık yetişir mi? Çorak toprakta ürün olur mu azizim,önce dolmalı insan,önce okumalı,gezmeli,görmeli,yorum yapabilmeli.Yoksa azizim,kendini tatminden öte gitmez karalama kağıtları ya da evin kitaplığında okunmadan duran bir biblo olur,kurum kurum kurulur,yazılan kitapların dahileri.
Hadi gerçek sever okurlar,hadi bir kitap alın.En azından sevdiğiniz bir kitap olsun,bir bakın bakalım,ne diyor yazarların dilleri.Çevirin sayfaları,bak neler anlatacak elinize aldığinız bir kitap,bakın size neler katacak.
Duyar gibi oluyorum dediklerinizi kitap okuyucuları"Ne güzel şeymiş okumak".
Artık yazmanın da bir anlamı kalmadı ki!Çünkü "okumuyorlar"
Herkes herşeyi biliyor havasında.Bilmezliğin
O kadar yanlışı ortaya çıkıyor ki af edilecek gibi değil.Ama herkes herşeyi biliyor ve herkes her konuda haklı.Kişiler her konuda sanki muallim.
Çalışmadan kazanma peşine düşmüş,kısa yoldan para kazananların rol model olduğu bir gençliğe nasıl hedef vereceksin?Elinde bir telefon saatlerce onunla oyalanan,düşünmeyen,üretmeyen ve elinden hiç bir beceri gelmeyen bir nesile doğru mu gidiyoruz?Öyle olmamasını ümit ediyorum ama gidişata bakınca bütün ümitlerim sönüp gidiyor gibi...
Gönüle düşen damla,
Şimdi orda kor oldu.
Yanar her an uğruna
Yürek böyle buyurdu.
Sana yakın kulağında bir türkü
Nameleri hiç bitmeyen bir şarkı
Sen giderken ben arkanda bir terki
İçtigin kahvenin" kırkı" olaydım.
Yazın ortasında yağmur
Arkasında sonbahar
Solup gidiyor her şey
Herşey acımız kadar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!