Seni sevdim demiştim,
İnan hepsi yalanmış.
Sevgi yalancı bir mum
Yanrmış ha yanarmış.
En üst perdesinden
İnsan sesleri
Yine sabah oldu şehrimize
Elveda diyerek geçmişe,
Hafif sabah rüzgârı esintisinde,
Güneş belirirken altın ufuktan.
Sen gönlümün ay yüzlü sevgilisi
Gözbebeklerimden,
Gülümseyerek geçersin.
ŞİİR YAZMAK YAŞAMAKTIR
Yüreğin yükünü, doğanın güzelliklerini paylaşmak,
Hisleri kelimelerle musiki içinde ahenkle dans ettirmektir,şiir yazmak.
Şiir yazmak,dünyanın görülmeyen ihtişamını yada acısını içinde hissetmek,her şeyi yürek yüreğe paylaşmaktır.
Şiir yazmak,Her gördüğünden anlam çıkarmak,geceleri uyuyamamak,Melenkolik olmak,başkalarının yerine gece gündüz yanmaktır.
Bir varmış bir yokmuş misali
Eskiyen biz miyiz zaman içinde
Yoksa zaman duruyor mu yerinde?
Kendini yiyor zaman belki bir yerlerde...
Ve sular
Aktıkları yerlerde durdu
Bir sessizlik sonrasıydı
Akıl tutulması
Doyumsuzluğun insanları gark ettiği bir zaman hüzmesinde kendini kandırmanın peşine düşmüştü insanoğlu
Bütün değerleri bir çırpıda silip atabiliyor, kendi iç güdülerinin tamahkar arzularına hemen teslim olabiliyordu.
Sahi ne olmuştu? İnsan, varlığının amacını mı unutmuştu? Yoksa, kendini frenleyen yasakların
Herkes herşeyi biliyor. Doğruyu, eğriyi, yalanı yanlışı, ama kendi bildiğini okuyor herkes.Saygı, sevgi birer beylik lafı haline gelmiş. Herkes istediği an istediği rolü oynuyor. Nasıl olsa hesap yok, sorgu sual hakgetire.
İsteyen, söylenenin içinden çekiyor işine geleni. Yüzler artık keçeleşmiş, artık ne dersen de!
Kimse hiç birşeyi umursamıyor.Tepki, artık gereksiz zamanlarda, istemsiz bir söylem haline gelmiş.
Ayaklarını sürüye sürüye zor yürüyordu. Başında çok eskiden kalma bir kasket, Üzerinde
Soluk renkli bir pantolon vardı. Pantolun ha düştüm ha düşüyorum der gibi sürekli aşağı doğru hareket ederken, zahit ağa elleriyle pantolu durmadan yukarıya çekiyordu.
Yüzüne bakınca, zamanı çok hızlı harcamış birinin profilini görmek mümkündü. Duruşundan ve bakışından "Ben çok şeyler gördüm, yaşadım ”ifadesi açıkça
Okunuyordu.
Zahit ağa sıfatı neden, niçin verilmiş bilinmiyordu. Konuşması ve tavırlarından sanki hayat mektebinin en üst sınıflarından mezun olduğu belliydi. Kalabalığa yaklaşışı, konuşma adabı, tavırları ve kendine olan sonsuz güveniyle hemen kendini odak noktası yapmasını çok iyi biliyordu.
Sıreliften dağılcak mesire alanına doğru giderken,yolun kenarlarında açmış pembe çiçekleriyle ben burdayım diyen zakkum çiçekleri karşılar bizi.
Aklımıza bu çiçekli ağaçların hiç zehirli olabileceği düşüncesi gelmez.Ama aklımıza
Zıkkımın kökü kelimesi takılır.Acaba bu zıkkım bizim pembe çiçekli zakkum olmasın deriz.Çünkü zakkum, zehirlidir. O halde bu annelerimizin sürekli sinirli hallerinde kullandığı zıkkımın dibi,bu zakkumla ilgili olabilir mi iye düşünürüz.
Sahi ne dersiniz bu narin çiçekli güzel zakkumlar,zıkkımın dibimidir?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!