Bir resminde görmüştüm,
Alev alev parlıyordu gözlerin.
Hayallerin yükselmişti göklere,
Umutların sanki uçuyordu.
Bugün herkes biliyor ki çocuklar büyüklerini
Öykünerek öğrenirler.Yapılan somut davranışlar çocuklar için en önemli gözlemlerdir.Anne ve babaların aile içerisinde başlattıkları somut davranışlar daha sonra çocuklara örnek olarak kalıcı izler bırakır.Anne, babaların önemsemeden yaptıkları pek çok olumsuz davranış gelecekte çocukların en kötü huylarının oluşmasına ne olabilir.Onun için" Ağaç yaş iken eğilir""üzüm üzüme baka baka kararır""Yedisinde ne ise yetmişindede o olur" Atasözleri bütün bu anlatılanların birer özeti gibidir.
Bu olumsuz davranışlar veya olumlu davranışlar kişiliklerin ortaya çıkmasında en önemli unsurlardır.Cocuklar ve genç ergenler
Çok iyi birer gözlemcidirler.Toplumda hem ögüt veren ve hem bunun tersini yapan insanlar en büyük kötü örnekleri gösterir.
Şimdi geceye yaklaştı saatler...Hiç derdi kalmayacak birazdan insanların.Belki de bazıları hiç uyanmayacak,belkide bazıları uyumadan sabahlara kadar ağlayacaklar.
Ya karanlıklar,ya saatler?Duracak mı sanıyorsunuz tik takının seslerini ya da yıldızlarla sarmaş dolaş olan karanlığın gök yüzü kasvetini?
Var olan herşey,sessiz sedasız hep yok olmakta,bütün ayıplar günahları kadar karanlıkta saklanmaktadırlar.
Hiç beklenmeyen evlerden çığlık sesleri gelmekte,bazı evlerden çocuk sesleri gelirken,hıçkırıklar bazı evlerde içli içli ağlamaktadırlar.
Şöyle gamzelerinle bir gülümsesen,
Gülümsese bütün kiraz ağaçları.
Derdi tasası tükense şu ülkemin
Herkese bir dirlik gelse,
Şiir'in yeşilini gördü gözlerim,
Bahtiyar ı'm ki ne bahtiyar.
Şimdi doru bir ata binmiş
Tozu dumana katmış,yoldayım.
Mahşerin ortalık bir yerinde sizlerle karşılaştık.Ellerinizi bögrünüze koyarak bakıştınız.
Hava zirfiri karanlıktı,Mevsimler birer birer yok oluyor, saniyeleri yaşıyorduk.Sizlerin önünde, alabildiğince zaman vardı.Sizler için saatler hiç acele etmiyordu.Gerçek şuydu:saatlerin adı yoktu.
Ah benim olsun deyip te hüsrana uğrayan, içime gömdüğüm hayallerim.Oldu derken,beni terk eden gerçeklerim,sahi siz nerdesiniz?
Şimdi atları seyip etmiş bir seyis gibi,ya da iflas etmiş bir tacir gibi saçlarım darmadağınık,yörüngesini kaybetmiş bir gök taşı gibiyim.
Bütün bildiklerim bana isyanlı,bütün söylediğim sözler,koca bir dağa çarpıp dönen yankı gibi beynimi kemiriyor.içimde naz ile büyüttüğüm o sevgi dolu yüreğim,bir gemi gibi
Karaya çarparak su almakta,biliyormusunuz?
Saklayın çocukları kötülerden
Saklayın çocukları ölümlerden
Hiç savaşa sokmayın çocukları
Ayırmayın çocukları annelerden
. Salih Çavuş, bir çınar ağacının gölgesine oturdu. Başındaki kasketini çıkardı, elindeki mendili ile yüzünün terlerini iyice sildi. Salih Çavuşun yüzüne serinliğin verdiği bir rahatlama gelmişti.
Gözleri daldı Salih Çavuş’un, hayata hep bir beklenti ile başlamıştı. Hep rahat edeceğim diye çabalamıştı. Okumakla geçmişti yılları. Evet, okumak iyiydi ama ekmek peşinden koşmak lazımdı. Bir bir okulları bitirdi Salih çavuş, Öğretmen olacaktı, bir türlü atanamadı. Yaşı almış başını gidiyordu, evlenmesi lazımdı, kimse yüzüne bile bakmadı.
Nasıl geçti yıllar diye hayıflandı Salih çavuş, Başına kasketini koyarken, geçmişe yeniden daldı. Orda burada çalışmaya başlamıştı, Okuduğunu kimse ti ‘ye almamış, kültürlü ama işsiz kalmıştı. Yıllar geçti böyle Salih çavuşun başından evlenememiş, işte bulamamıştı.
Salih çavuş gözlüğünü çıkarttı gözlerinden, özel bir Eğitim kurumunda nasıl bir iş bulduğunu hatırladı. Hizmetliydi, kurumu temizliyordu baştanbaşa ama bunada şükür diyordu. Bu iş sayesinde bir kız bulmuştu, çalışıyor diye vermişlerdi Salih çavuşa, sonunda evlenmişti.
Varlığın son demlerini yaşıyorum şaşkın!
Yırttım bütün haritalarını yalan dünyanın.
Çaresizliği tanıyorum çok eskiden beri...
Elbet yıkılır diyor yaşama saltanatın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!