Adı yoktu bu hikâyenin. Çünkü bazı hayatlar isim taşımayı bile hak etmediğini düşünür…
Sabahlar onun için artık başlamıyordu. Sadece gece bitiyor, bir diğer karanlık başlıyordu. Aynaya bakmayı bırakalı çok olmuştu. Çünkü gördüğü şey bir insan değil, yavaş yavaş silinen bir izdi. Bir zamanlar hayalleri vardı… küçük, masum, kimseye zararı olmayan hayaller. Ama hayat, onları tek tek elinden alırken hiç acele etmemişti. Yavaş yavaş, sindire sindire kırmıştı onu.
Sevgi mi? O kelime onun için sadece başkalarının hayatında geçen bir masaldı. Birine sarılmayı, gerçekten anlaşılmayı, “iyi ki varsın” denmesini hiç bilmedi. İnsanların arasında yürürken bile görünmezdi. Kalabalığın ortasında kaybolmak nasıl olur, o çok iyi bilirdi.
Bir gün umut etmişti. Çok büyük değil, sadece “belki” kadar. Ama o “belki” bile ağır gelmişti ona. Çünkü her umut, sonunda daha büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyordu. O yüzden artık hayal kurmayı da bıraktı. Kurmadığın bir hayal yıkılmazdı… bunu öğrenmişti.
Geceleri sessizce ağlardı. Kimse duymasın diye değil… zaten kimse duymuyordu. Gözyaşları onun diliydi artık. Konuşamadığı, anlatamadığı her şey gözlerinden akıyordu. Ama garip olan şuydu; her ağladığında biraz daha boşalıyordu içi. Sanki gözyaşlarıyla birlikte yaşama isteği de akıp gidiyordu.
İnsanlar “zamanla geçer” derdi. Ama onun zamanı ilerlemiyordu. Aynı acı, aynı boşluk, aynı sessizlik… her gün yeniden başlıyordu. Yaşamak onun için bir alışkanlık olmuştu, istek değil.
Bir gün pencerenin önünde durdu. Dışarıda hayat vardı. İnsanlar gülüyor, koşuyor, konuşuyordu. O ise sadece izliyordu. İçinden tek bir cümle geçti:
“Ben bu hayatın neresindeyim?”
Cevap gelmedi. Zaten hiç gelmemişti.
Ve o an anladı…
Bazı insanlar yaşamaz.
Sadece nefes alır.
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 19:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!