Akşam olmuştu.
Pencereden içeri giren soğuk, eski perdeleri hafif hafif sallıyordu. Sobanın içinde yanan son kömürler sönmeye yüz tutmuştu. Kadın, yıpranmış ellerini dizlerine koyup çocuklarına baktı. Üçü de sessizdi. Açlığı konuşmadan öğrenmiş çocukların sessizliği vardı evin içinde.
Anne, elindeki kuru ekmeği küçük parçalara ayırdı. Kendine hiç ayırmadan onların önüne koydu.
“Ben tokum.” dedi.
Oysa iki gündür doğru düzgün bir şey yememişti.
Hayat onun omuzlarına genç yaşta çökmüştü. Daha çocuk denecek yaşta büyümeyi öğrenmişti. Önce babasının sertliği, sonra yoksulluk, sonra da hayatın bitmeyen yükü… Herkes bir yerden sonra bırakmıştı elini. Ama o bırakmamıştı çocuklarını.
Sabah olmadan kalkardı.
Başkasının evini temizler, merdiven siler, bazen saatlerce ayakta çalışırdı. Eve döndüğünde ayakları şişmiş olurdu ama kapıyı açınca yüzüne gülümseme koyardı.
Çünkü anneler ağrısını bile saklamayı öğrenirdi.
Bir gece küçük oğlu sessizce yanına geldi.
“Anne…” dedi, “sen neden hiç mutlu değilsin?”
Kadın sustu.
İnsan bazen cevap veremeyecek kadar yorulurdu.
Sonra çocuğun saçını okşadı.
“Ben mutluyum yavrum. Siz varsınız ya…”
Ama çocuk anlamıştı.
Annesinin gözlerinin neden geceleri tavana bakarken dolduğunu…
Neden herkes uyuyunca mutfakta sessiz sessiz ağladığını…
Kadın bir gün aynaya baktı.
Saçlarına düşen beyazları fark etti. Ellerindeki çatlakları… Yüzündeki yorgunluğu…
Kendi kendine fısıldadı:
“Ben ne zaman bu kadar yaşlandım?”
Cevabı hayat verdi.
Çocukları hasta olduğunda sabahlarda…
Borçları düşünürken…
Kendi canı yanarken bile “önce evlatlarım” dediği zamanlarda yaşlanmıştı.
Ama hiçbir şeye rağmen dimdik duruyordu.
Çünkü bazı anneler yıkılmazdı.
İçlerinden paramparça olsalar bile çocuklarının yanında güçlü görünürdü.
Bir gün büyük kızı annesinin ellerini tuttu.
O nasırlı, yorulmuş elleri…
“Anne,” dedi ağlayarak, “sen bizi büyütmedin sadece… Kendini tüketerek yaşattın.”
Kadının gözlerinden yaş süzüldü.
Belki ilk kez biri onun yükünü görmüştü.
Ve o an sadece şunu söyledi:
“Bir annenin ömrü biraz da evlatlarına adanmış bir sessizliktir kızım…”
Dışarıda yağmur yağıyordu.
İçeride ise yıllardır susmuş bir annenin gözyaşları…
Hayat onu defalarca kırmıştı ama o yine de çocuklarına sarılıp aynı cümleyi kuruyordu:
“Benim canım yansa da olur… Yeter ki çocuklarım iyi olsun…”
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 11:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Emeğinize yüreğinize sağlık..
Sevgi ve saygılarımla
TÜM YORUMLAR (1)