Aklına bile gelmezken çokça,
İçine doğmuş da değil önce.
Kopar yerinden bir olasılık,
Artık mayalanıp durur keşke.
Berber koltuğuna oturdum bu gün
Kes dedim ustam
Uzadı saçım
Bir makine yürüttü
Döküldü yaşım
Ne zaman döndü köşe kapmaca gönül kapmacaya
O zaman genişleyecek balkonu, avlusu evlerin
Uykusu gökyüzü yorganı olacak çocuklara, serin
Sularda yıkanacak sarı sıcaklarda ay dede masalsı
Masalar kurulacak Halil İbrahim sofrası yüreğin
Bağışla beni,
Gün ışığı...
Vefasız çıktım,
Nankörlük ettim sana.
Yalan değil, bu gün
Geçici bir süre, geçersiz
Hatlarda aşırı yüklenme...
Kapatır kendini dışarıya,
Açılsın, beklersiniz!
Boğar yolları yoğun araç;
Yüzyıllar geçse de değişmez bu dilek,
Yaşa var ol Türkiye’m sen sonsuza dek!
Engeller şevk versin umarsız söz kurma!
Dağ çıksa yol vardır sen gençsin hiç durma!
1) 19 MAYIS RUHU
Aylardan Mayıs’tır ama
Henüz çıkılmamış kara kıştan!
Her yaştan bir kaygı almış başları,
Herkesin derdi bir: ‘Vatan!’
Bir zamanlar soluk alıp verirken şurada
Gittiler
İkindi gölgesi gibi silindi izleri
Ne dünya alt üst oldu
Ne çığlık attı eşya
Üç günlük yas belki
Tut kulağından getir
Sinen seslerini ömrün
An bir süre ve bitir
Hüznün velvelesini
Damlasın şiire iki satır
Sözcüklerin de bir sonu vardır
Kalır anlam susanda
Her anlam kendini anlattığı kadardır
Ne anlatamadın, anlatanda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!