Sokaklar yanar tutuşur öğle
güneşinin yamandığı yere
sokulur kertenkele telaşıyla çocukluk
avlusu taş duvarlı eve
Ne güzel
Çiçeğin şakıması kuşta
Yıkaması gönül yorgunluğunu
İçe düşen her yokuşta
Yılgınlığa itirazı dövüşken suların
Bu dünyanın orta yeri sinema!
Dünya koltuklarına kurulmuş,
Çekirdek çitliyor!
Filmde kötü adam,
Toplamış çetesini,
Ne lüzumsuz şeyler vardır evlerde,
Alınmış zamanında.
Sen sanırsın sırası gelir kullanılır,
Biriktirilir başta.
Sonra eski gülüşler, gümüş takımlar,
İnsan kendinden çıkabilir
Bir başkasına varmanın yoludur aşk
İnsan aşabilir yükseldiğinde
İçindeki harap duvarların ötesine
Yeni bir sevinç koyabilir umutla
Gazze’de olanları gördün mü çocuğum?
Uygarlığın geldiği şu rezil noktayı...
Kimlere düşermiş vahşette sırtlan payı?
Çaresizlik ne fena şey, bildin mi çocuğum?
Geceyi gündüze katmazsan, bilgi üretmezsen;
Sakin bir sokak arası,
Evler sıralı karşılıklı...
Herkesin mutfağında
Ne pişer, ne yenir, saklı!
Mutlu, mutsuz, iyi, kötü...
Dünya,
Ben geldiğimden beri burada;
Yerinde duruyor!
Yerinde duruyor,
Tanrısal yazgı.
Dünya,
Aklına bile gelmezken çokça,
İçine doğmuş da değil önce.
Kopar yerinden bir olasılık,
Artık mayalanıp durur keşke.
Berber koltuğuna oturdum bu gün
Kes dedim ustam
Uzadı saçım
Bir makine yürüttü
Döküldü yaşım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!