ortada boş bir sandalye
üzerinde hayal
ben kurarım oyuncakları
sen oyna
ben götürürüm aklımı uzağa
sen yorulma
atlar ve kediler
her şey yerli yerindeler
göl başı
ağır adımlar
miskinlikler
bir kez daha batıyor güneş
perdenin inceldiği yerden
göründü kafası
bir damla
bir damla daha
boşalttı karanlığını
don kişot gibi
kendisi büyüdükçe
gölgesi büyüdü kuşların
biz uçtuklarını gördük
yere düştü kara kanatları
gölgesi
bekliyordu yastığının başucunda
dalması için uykuya
saat ilerledi
burun deliklerinden sızdı içeri
güneş sıyrıldığında
toprağın hazin örtüsünden
gürültüsünden kurtulduğunda çöller ölümün
bir kum tanesi dolaşır içimde
kum fırtınasını beklemeden
gördüğün pembe
bildiğin pembe değil
tazecik bir kızın yanaklarıdır
şeftali ağacının altında
çalışmaktan yorgun düşmüş çocuğun
çıktım kendi gözlerimden
başka gözlerden seni gördüm
bilmediğim şeyler varmış
yeni anladı ruhum
avare dolaşırken
senin gözlerine dokundum
oysaki fotoğraflar yalan söylüyor
hayır
buradan başlamamalıydım lola
en mutlu anıları sıkıştırıp kağıda
önüme koyan sensin
ne diyebilirim
sana uzak diyarlardan yazıyorum
ayın kocaman göründüğü
ışıl ışıl denize koştuğu bir yerden
ayaklarımın kuma
ellerimin köpüğe bulandığı saatlerden
isim sorma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!