Bunca zaman sığınılan o siper, o tanıdık liman,
Bir takvimin yaprağında eridi,
Gözlerin her gün değdiği o omuzlar, o sıcak iklim,
Şimdi bir sis bulutunun ardında kayboldu .
Gitmek, bir kapıyı kapatmaktan öte bir hicret şimdi;
Emeğin ilmek ilmek ördüğü o hırka, askıda kaldı.
Sessizce büyür içimde bir şehir,
Gözlerinin değdiği her sokakta.
Zaman durur, kelimeler erir,
Aşk dediğin o en kuytu durakta.
Ne geçmişin gölgesi kalır dünde,
Ne yarının telaşı yorar bizi.
Sıcakla hiç tanışmamış bir ezgi
Bir kıyıda, rüzgârla üşür şimdi.
Söylenmemiş şarkıların dilinde,
Titreyen notalar var
Kimseye varamamış besteler gibi.
Bir zamanın içinden geçer de,
Güneşin uğramadığı o derin kuyularda,
Sükûtun mührü vurulmuş her bir bakışa.
Menzili olmayan bir yolun tozunda,
.
Günümüzde "daha fazlasına sahip olma" arzusu, "elindekinin kıymetini bilme" duygusunu öldürdü. Sürekli bir sonraki modele, bir sonraki hedefe odaklanan zihin, şimdiki andaki mucizeyi ıskalıyor. Bir çiçeğin açışındaki o muazzam mühendisliği görmek yerine, onun fotoğrafını çekip kaç beğeni alacağını düşünüyoruz. Odak noktamız "Yaradan"dan "yaratılanların üzerimizdeki etkisine" kaydığı için o derin şükran duygusu yarım kalıyor.
Ona akıl verildi, iradeyle bezendi teni
Unuttu avucundaki mucizeyi, o gizli hazineyi.
Nefsinde var olan o yüksek hırsla,
Gönlü bir türlü doymadı, hep bir eksik sızıyla.
Gözü önünde serili dururkn koca kainat,
Bir siluet, zamana yaslanır,
Yürürken ardında iz bırakmayan…
Ne ad bilinir, ne yön.
Ama varlığı unutulmaz bir sızı gibi asılıdır havada.
Bir çift göz düşün,
Bakmayan ama görülmüş olan,
Gözbebeğimde asılı kaldı gidişinin o ıslak izi,
Öyle bir düğüm ki bu, hiçbir lisan çözemez bizi.
Her gece tırnaklarımla kazıyorum boşluğun tenini,
Hangi mevsime gömdüm o sıcacık, o gülen elini?
Evin duvarlarında asılı kaldı yarım kalmış nefesin,
Şimdi hangi rüzgârın sesidir duyamadığım o sesin?
Kimi bakışlar, bir ömrün ağırlığını taşır,
Hiç söylenmeden yakar,
Külleri, dilsiz bir zamana savrulur.
Bir göl vardır, kıyısı olmayan,
Bir renk düşer gecenin ortasına,
Ne göz ne söz yeter açıklamaya.
Sokak lambaları ardımda bir yabancı büyütürken,
Anahtarın soğukluğu parmak uçlarımda bir sızı.
Kendi kapıma sanki bir konuk gibi yaklaşıyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!