sahi söylesene,
hangi bahardan düştün böyle;
içimdeki mevsimlerden sınır dışı edilmiş yere,
gökten iner gibi zenbilden düşer gibi,
hangi arada düşü verdin onulmadık yerde yüzüme.
içim hep koyu kırmızı bundan sonra,
sahi söylesene,
hangi bahardan düştün böyle;
gökten iner gibi zenbilden düşer gibi.
düşü verdin onulmadık yerde yüzüme.
içim hep koyu kırmızı bundan sonra,
ve mavilerimi turuncuya çoktan peşkeş çektim..
Susarak kırdın beni
Susarak incittin
Susarak tuzla buz ettim beni
Susarak mahvettin...
Susarak kırdın beni
bazen
seni seven yanlarımı vurmak istiyorum
çoğu zaman
ama her zaman
beni merakta bırakan yanlarını öldürmek istiyorum
kızgınlık desem değil
sen sustugun için,
canımı dört ata bağlayıp,
dört yöne salar gibi inkarını istiyor zaman..
suskunlugun anlamadığı
atıp atıp kustugu
sadece dillendirdiği
sen gülünce
benim karnım doyuyor
ellerim ısınıyor.
dünya susuyor.
biraz da olsa dinleniyorum
uyuyorum
Sen benim diğer yanimsin
Hani yan yana gelince
Insan diye okunan
Aşk diye yazilan
Ruh diye bilinen
Tamamlayansin
aslında ben seni daha önce gördüm
daha önce sevdim
daha önce çarpıldım diye bilirim.
işte sen gelmiştin
bende sana geliyordum
tam binaya yaklaşırken
Şu dağları aşan güneş gibi
Yeni bitmiş çimler
Gözlerini tanımlar..
Dünyanın bu kadar güzel olmasi
Hep senin yüzünden
Sen bana insan olduğumu hatırlatıyorsun aniden ..
Avuç içlerinden öpmek için;
var olumuşum gibi bazen..
Oyle sıcak yüzüm
Oyle Içim güleç
Iklimlerim hep sana tutuklu tutsak ..
Yollarim sanki sana çıkmak için yazilmiş dürülmüş açılmış.




-
Nazan Gül
Tüm YorumlarDuygulu ve akıcı şiirlerinizi beğenerek okudum. Başarılarının devamını dilerim