Zennehar Yılmaz Şiirleri - Şair Zennehar ...

Zennehar Yılmaz

Yine demler arıyorum kışımın sobasının arkasına uzanıp Elimi değdirir gibiyim yanan kızgın duvarına sobanın Senin kadar yakmıyor yüreğimi acıtmıyor kanamıyor Demlenir gibi ruhum sanki sensizlikle üşüyorum duraksızın Kopuyor sanki tenim bedenimden ruhum soğuyor her zerremden Kompaslar kuruyorum içimdeki alevlenen ismini koyamadıklarıma Demleniyor ruhum kızgın sobaya dokunurken üşüyorum nasılsa Yekten acılar üretir gibiyim tenimden kopan bedenime değmiyor sancılar Göz kırpmadan yarına bekliyorum seni dalacak diye hayaline Sevdanı değil sevdasızlığını düşlemesinden korkuyorum Hayıflanıyor ruhumun buz damlası damlaları değecek acıtacak diye Bir an irkiliyorum doğrulmak istercesine ayaklanmaya çalışıyorum Tutmuyor dizlerimdeki derman oda dermansız bırakmış dizlerimi Terk etmiş tenimdeki bedeni Ağlamaklı oluyor gözlerim acıyor sancıyor damları akmıyor pınarların Tüketmişim ne varsa bedenimde ruhumu ıslatan Korkmalı mıyım onu da hissedemiyorum ne varsa götürmüş yalanları bile Dilim kandıramıyor tenimdeki bedenimi giden geri gelir diyemiyor Yalanlarımı kar fırtınaları silmiş süpürmüş bir yana yığmış bulamıyorum Kimdi neydi nasıldı nedendi niyeydi diyemiyor içimdeki sesler Boğuyor sanki bir şeyler sanki boğuluyor nefesimdeki düğümler Demimi çoktan almış zehre dönmüşüm tükenmişim meğersem Tükenen son umudumda suyunu çekmiş dibine tutmuş kömür olmuş Bir kayıp gemi gibi savruldukça bulunmaya iz bırakır gibi parça, parça sermişim ardıma Dışarıda donuk buz tutmuş ağaç dalları gibi ama dallardaki umut baharlarla çözülüp yeşerirken Benim umutlarımın dibi tutmuş katran olmuş kül olmuş İsyan etmekten kendine dilim susuzluğunda apışıp kalmış dirayetsiz Yarına açıyorum gözlerimi yummaksızın son durul tu sunu bekliyorum ruhumun…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bazen düşüncelere dalmaktan soluksuz kalıyorum Hayatı paylaşabilecek insanlar düşlüyorum Kadir kıymet bilen dostlara ulaşmak zor Kendimi bırakıyorum bir anda yine boşluklara Düşlerime bile isyan eder gibiyim Sitemkâr kalıyor sözlerim dilimde Hâlbuki ufacık mutluluklar yaratmayı bilmişimdir zahir ömrümde Memnun edici bir yanım hep olmuştur Mutluluk her gün yaşansa anlamı olur mu diye düşünüp soruyordum kendime Cevabı yine ben veriyorum Her gün ağlarsan gözlerin kör olur yaşın biter Derki yüreğim sancılı sevdalardan çıkma tebessümü aramaktan yorulma Hayata anlam katan birleşenler değil mi? Tatmak hissetmek inanmak hayal kırıklığı görmek görememek Bunlar bu bileşenlerden sadece bir kaçı Yürek gerçeğini aramaktan yorulduğundaysa Ecelini davet etmeye başlıyor Ruhani bir ömür arzuluyor Çünkü belirsizdir yaşamamıştır ruhani hayatı Sanki mutlu olacak sanıyor bütün sıkıntısı bitecekmiş gibi Bir anlık boşluklardan kaçış gibi Ya yalan hayatın hesabında boğulmak hiç akla gelmiyor Gidenler sanki geri gelmiş anlatmışlar gibi Ecele koşar gibi davet çıkarıyor Hiç biter mi hesabı boşa harcadığım zamanın Ya gözlerime çektirdiğim eziyet Ya güvensiz kaldığım yüreğime çektirdiklerim Halatını koparmış sandal gibi hırçın dalgalarla parçalanır gibiyim Bazen tüm insanların beni anlamasını bilecekmişim gibi Anlatıyorum çığlıklar atarak ama farkına geç varıyorum duyulmuyor nefesim Yine yüreğime verdiğim eziyetin pişmanlığını yaşıyorum Zararım yine kendime kimseye değil Beni ben yapan umutlu yarınları umutla gözlerken umutsuzluğunda yok oluş…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Kapıldım aşkın girdabının pervanesiyim Pervasız duyguların ruhundaki sahibiyim Hükmetmekten yorgun bedenimin emanetçisiyim Sen ki dağlanan yüreğimin acıtan kralı efendisi Komar dallarının eflatun çiçeklerinin hazinesi İçinde barındırdığı poleni kokusunda aradığımdın Yamacından kopan kaya parçaları gibiyim şimdi Sen ki verdiğin sözlerle dağlarımın karlı kralıydın Meşe ağaçlarının gövdesini kazıdığım ismin kalbin Öpücük konduruşların sahte sözlerin duygusuz Ağlamaklı koskoca meşe ağaçları onlar ki serinlik veren Sana değen yemyeşil yaprağımın sonbahar efendisi oldun İçimizi yakan sevdayı serinletmek için kana, kana içtiğim Yamaçlarında akan buz gibi suyunu içmekten ılıklık sunan Yanıp, yanıp sönmeyecek olan bedenimin volkanıydın Tek damlasını bile hak etmeyen çağlayanların kor alevisin Kudretimi kaybettim aşkı viraneyim soluksuz boşluklarda Kıymetsiz adımlarımın ezişlerinin kıpırdanışlarım dayım Gayesiz olan duyguların gem vuruşları yok ediyor ecelimi Senin duygularında yerle yeksan bir dilenciyim nazarında Dalı kırık dökük kökleriyle yamaçlara takılı kalan Tutunmalarıyla direnişi kupkuru olmamaya inatla Sen ki masumiyetini kaybetmiş melek görünümlü şeytan Sen ki gönül köşküme kral sandığım vezir bozması sadece

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Gerçeği yalnızca gerçeğimi duymak istiyorsun Maalesef duyamayacaksın ben kendimi tanımlamaktan yoksunum Seni sana anlatayım sayfa, sayfa ama bırak ben karanlık kalayım İsyankâr değilsem de haykırışım neden bu denli sesli bilinmez Hüznümü bilmek istiyorsun yoksa dağılışımın nedenlerini mi? Hüznümle mutluyum desem inanmayacaksın çok iyi biliyorum Sana senin hüznünü alıp yok etmek istediğimi söylediğimde İnanması güç biliyorum ama bir doktor farz et kendini kesip biçebilir mi? Odak noktamı bilmek istiyorsun söyleyeyim odak noktam kalbimle düşünüşüm Sen beynine hükmederken ben kalbimi kanatırım akıtırım zehrini Ne bilmek istiyorsun anlatayım diycem ama imkânsızı istemekle kalıp üzülürsün Yankı olur sesim kulağında yalnızca acısı yakıcıdır kanlıdır kalbime el değdiriş Yokluğumu sorguluyorsun sorgu odalarının duvarlarında asılı kalmış sesler izin vermiyor Konuşmak istedikçe susturuyor dilimi kalbimin çarpışını durduruyor Bilmelerine diyecek sözüm olmasa da dinlemelerim açık daima Hep anlatıcı olmaktan sıkıldığın anlarda çekip gitmene iznim var müsaade senin Çözülmeyen bilmece bilmişim kendimi anlatımsız anlamlıyım ama anlatımlara yabancıyım Yormalar zorluyor ruhumu istemsiz sitemlerime maruz kalmandan korkuyorum Kendime, kalbime, zehrime panzehir olsam da sana acınası ürkeğim Yaralı oluşum yanıltmasın gülüşüme engel olmamıştır bu zamana dek Yakarışlarım oldu elbette ama sırdaşım o kadar mükemmeliyetçi çıktı ki Beni bana saklayıp örter yılların hışmından korkmaksızın sarmalayıp saklıyor Bilmek istemelerine diyecek sözüm yok fakat anlatımsız oluşuma incinmenden korkarım Uzattığım elimi tut sunduğumdan fazlasını arama yüreğimden beni bende arayıp bulamazsın… Zennehar Yılmaz 21.02.2012 16:10:04

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Geliyor aklıma eski günlerim Nede güzeldi gülümsemeler Ağlıyor artık bu gün gözlerim Yetmiyor silmeye kâğıt peçete Ezber etmiştim geçen her günü Nede isterdim çok büyümeyi Şimdi anladım hata etmişim Büyütmüşüm içimde kara defteri Ezdiğim çiçekler hesabı sorar Yediğim lokmalar oldular haram Doyurmadan doydu zavallı karnım Düşünmedim dünyada aç olan kullar İçimi açta hele bir bakın Yüreğim bin pişman artık Allah’a yakın Unutma geçer her günü sakın Sevaba doysun yürekler kalkın İçersin suyu sen kana, kana Düşündün mü? daha çok ihtiyacı olan Yerlere döktüğün kırıntıya bak Bastığın karınca her gün imanı tarar Dün değil bu günü yaşa gönülden Unutma sevgilini an hep dilinde Yarın olurda kaparsan gözün Sualin sorulacak bil ki ezelinden Pişmanlık olmasın son nefeste Gidersin o zaman rahat aheste Toprağa girdiğin o ahir gece Soruların cevabı dizilir deste Ölmesin dikkat et kalbin ilk önce Ruhuna ışık tut kararmaz gece Kabirde yapılır bin bir işkence Ölümün hak olup Azrail geldiği zaman Ezber et düşürme dilde salâvat O zaman iki dünyanda olursun rahat Azrail kapında geldi bekliyor evet Tut elin korkmadan vakit seyahat Komşundan her gün sor hatır halini Gelmiyorsa bil ki bir derdi vardır Açmıyorsa sana yürek sırrını Bil ki o vakit kırdığın kalpleri var Helallik dilinle al sen dünyadan Ölünce olmaz ki sana yine kar Gözlerin kapanıp görmediği an Huzura erersin sen rahat, rahat Zennehar yılmaz 21.05.2012 13:30:52

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bir insan kaç kere ölür? Can bedenden çıktığında Umutlarını yıktığında Gözünü kapattığında Hayallerini sattığında Kapılarını kapattığında Sen kaç kere ağladın Kendi dünyanın sahne perdesinde Birer, birer biriktirdiğin Ayrılık şerbetini yudum, yudum İçine akıttığın da Umuda yelken açıp boranların Param parça ettiği Umut sandalının yok oluşuna Şimdi aynalar karanlık, Yudum, yudum içtiğin Sevda pınarların zehir zıkkım Dününe bıraktığın Karartılarının gölgesi çalmış Yarınının aydınlığını Dilin lal olmuş Hesap sormaya hecesi kalmamış Hayalleri çöllere sermiş Bir sağa bir sola savrulur Serapsız kızıl güneşin yangınında Ölümü tatmak belki daha acıdır Ama sevdanın maktulü olmak Bir ömrü gözyaşlarıma bedel saymak Varlıktan yokluğu çoğaltmak işte…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bu zamana kadar ağladıklarım gün gelir benim için ağlarsa kurak çöllerde kuru bir kum tanesi kalmaz. Dostluk yağmuru ıslatmıyorsa seni üzülme sakın sadece şemsiyeni kapaman yeterli olacaktır… Bakma elin haline baktırırsın halına öyle bir an gelir ki güldüklerin damlar senin postuna... Gözlerini açtığın vakit önce kalbini bir gözün önüne al bak nasıl rengi ona göre gör karşındaki dengi… Bakma elin haline baktırırsın halına öyle bir an gelir ki güldüklerin damlar senin postuna... Gözlerini açtığın vakit önce kalbini bir gözün önüne al bak nasıl rengi ona göre gör karşındaki dengi… Karadeniz’in niye bu kadar nemli olduğunu düşünecek olursan gözlerimden akıttıklarındandır… Görmüyor gözlerim belki seni tutmuyor ellerim, bir yerlerde nefes aldığını bilmek en büyük sevgi yüreğimde duyamasam da sesini iki tuşun ucunda olduğunu bilmekte yeter içimi serinletmeye... Özlenesi bir varlık olduğun için hayatımda rabbime bin şükür... Tattırdığı için senin özlemini tebessümünü, hüznünü, esprini, kıyamayışlarını, insanlığını, değersizlere değer kattığını, bana da nasip etti ya seni gece gün ellerim havada kalsa duada az gelir sevgimi deniz yapıp dalgası seni bana bir gün getirsin... Yazana değil yazdırana bak yürekteki sazı çaldırana bak gözlerimde perde oldun aralayıp güneşi çaldırana bak doğurmuş iyi ki annen seni Allah ömrüne ömür katmış senin sanki bana bir umut ışığı yapıp ömrüme ışık tutmuş seni Zennehar yılmaz 21 Mayıs 2012 Pazartesi

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Delik yine uykumun ucu bir köşesi savruk
Kıyamadıklarımın hüznünden ağlamaklı
Dağılmaya yüz tutmuş rüzgârın geride bıraktığı uğultu
Birde senden kalanların benleri belirgin

Kopuyor sanki sol tarafımdan bir şeyler

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Şimdi ağlayacağım derde bağlayacağım anladım dünya boş bırakıp kaçacağım gemim gitmez limandan yürek bıktı yalandan niye solduk bu kadar yürek düşer imandan içimde var derin sızı yandım ha yanacağım kafayı çok takmışım açmadan solacağım Zennehar yılmaz 11.05.2012 21:57:47

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Değmesin hüznün tılsımı koynuna Vurmasın ayazı cam parıltılarına Öyle bir sokul ki yüreğime mehtabıma Bakmaya kıymasın gözüm kör olsun Cemre düşmeden kuru toprağına ayaz dağına Vakti gelir eğer varırsam yanı başına Koklarım telini saçının çekerim nörüme Tutmaya kıyamadığın kelebeğin olurum Kırılmayan dallar tutunası ellerim Sevgiye tutunamaz olur yokluğunda Eserler bırakılmış isli tozlu yıkıntılar altında Seninle çürümeyi yüz tutmuş bir dalı yeşertir bu yürek Kalmasın soğuk odalarda ruhun benliğin Isınalım ver elini ellerime tılsımlı sevdamızın güneşinde Yorgunluğumu aldığı zamanla baş başa kalmadan Umudun beslediği kedi yavrusu olurum seninle Koptu kopacak balık ağına takılışında Yakasını sıyırdı soluksuz kalıştan sevincine dalışta Bir günüde kurtarmış sevincini yaşarım senin nöründe Cümlene harf kelimene kafiye olurum senin

Devamını Oku