Ardeşenli bir güzel
Yaktı bu canlarımı
Gözüne kurban olda
Kalbine ver canini
Dolasam bellerine
Sevdalı kollarımı
Ardeşenli bir güzel
Yaktı bu canlarımı
Boyları kavak yeli
Gözleri var sürmeli
Öyle bir güzel sevdim
Vermez bana kalbini
Ardeşenli bu güzelde
Yaktı bu canlarımı
Gözüne kurban olda
Kalbine ver canini
Sevdim de alamadım
Kurbanın olamadım
Ardeşen ilçesine
Bi damat olamadım
Rizeliden bir güzel
Yakar bu canlarumi
Özüne kurbanım da
Sözüne ver canımı
Ardeşen deresine
Sözbirliği etmiştik
Seneye buluşalım
Bu yıl almadan geçti
Ardeşene düğün var
Kız saçında düğüm var
Çözerken koklayayım
Benim sende gönlüm var
Ardeşenli bir güzel
Yaktı bu canlarımı
Gözüne kurban olda
Kalbine ver canini
Koy ver beni gideyim bir kendime geleyim
Yakmıştın yüreğimi söyle nasıl unutayım
Yalanın dolanın hiç bitmedi selamın
Gönlümü kapatayım yaramı kanatayım
Koparmış bağlarımı dünyadan hem rüyadan
Kıymeti de kalmamış yol vermeyi yaradan
Kefenlerimi sardın ellerinle ben nasıl dayanayım
Gördüğüm rüyalardan kurtulup uyanayım
Ebedi gelmez kader yüzüme gülmez keder
Sevdalık işkenceymiş oldum mecnundan beter
Sar ölüm kollarını varmaz sevdalık senden önce
Dert bende çare sende toprak olup solayım
Zehirim oldu sanki yediğim bir, bir lokmalar
Soluksuz kaldım gönül bir nefes ver alayım
Ölümün koynundayım zor mudur uyanayım
Ha bu fani dünyanın kökünü kurutayım
Dayanmaz buna canlar ben nasıl dayanmışım
Sevdalık kumar imiş görmeden oynamışım
Boş yere bu canımı öldürüp de gömmüşüm
Ben yaşadım sanmışım yaşamadan ölmüşüm…
Bir dağın başında yaşayan bir kız varmış
Etrafında hiç arkadaşı yokmuş ağaçların altına gidip
Ağaçlarla konuşup gece kurduğu hayalleri
Ağaçlarla paylaşırdı ulaşılmaz hayaller olduğunun farkındaymış
Ama bıkmadan her gece dalardı hayaline
Uykuya dalarım korkusuyla gözlerini arada açardı
Bu kız büyüdü, büyüdü ama sevmeyi bile hayallerinde öğrendi
Çünkü bu kıza sevmeyi öğretecek kimsesi yoktu
Yanında uçuk kaçık hayaller dışında evlenip
Mutlu bir yuvada hayal etmişti artık
Artık büyümüştü kendini sevilmeye layık bulmuyordu
Çünkü ona sevgi verecek kimsesi yoktu
Bir kokulu günlüğü vardı
İçindeki yaşamak istediği sevgiyi o günlüğe kararlardı
Hasta olurdu kimse inanmazdı
İnadına numara yapıyor sanılırdı işten kaytarmak için bunu
Dile getirince canım çok yanardı sancısını hep içimde yaşadım
Sevenler gördü etrafında ama kavuşamadıklarını görünce yeminler etti
Her gece yatarken dualar etti Allaha
Kimse girmesin gönlüme ya kavuşamasam diye başını yerden kaldırmazdı
Ya iki çift göz yakarsa yüreğini diye
Günlerden bir gün annesi memlekete gider
Bir hafta kalıp geri gelince birkaç gün sonra evde bir hazırlık telaşı başlar
Kız şaşkındır ne olduğunu anlamaz ve annesine sorar?
Neler oluyor annem? Annesi derki kızım seni istediler bende verdim
Peki, anne bana neden sormadın der kız
Annesi de buraya gitmeni istiyorum ondan sormadım der
Ve kızın boynu bir anda bükülür…
Ve beklenen misafirler gelir 2 resim vardır ellerinde yaşlı adam yüzükleri çıkarır takar kıza
Bir kaç resim çekerler ve giderler kız şoktadır kurduğu hayallerinde bile yıkıldı
Yaşamıştır. Aradan birkaç ay geçer kızın annesi yine memlekete gitmiştir.
Ve bir telefon gelir şubat soğuğuydu yarın çarşıya inin der yengesine
Ertesi gün olur kız yengesiyle iki metre karda ramazandı bata çıka inerler çarşıya
Ve yengesiyle konuşur inene kadar ya beğenmezsem ne olacak diye
Yengesi kıza derki biz çarşıya inince bir köşede bekleriz onlar gelir uzaktan bakarsın
Ben sana sorarım beğendin mi beğenmedin mi diye tamam der kız ve inerler çarşıya
Tam köprüden geçerken yakalanırlar arkaları sıra gelenler onlardı ve görmüşlerdir yanlarına gelirler
Ve hoş geldin selamlaşma falan derken haydi yüzük almaya haydi elbise almaya der büyükler
Ve kız şaşkındır bekliyor yengesinin sorusunu ve cevabı hazırlamış hayır diyecek kesinlikle olmaz diyecektir
Ama her şeyi aceleye getirdiler ve kız boynu bükük kabullenmek zorunda kalır
Kıyafet alınır yüzük alınır ve fotoğrafçıya gidilir üç beş resim çekilir ve herkes kendi yoluna gider… Ve bu kızın hayalleri akıp geçen Çoruh un dibine gömülür…
Bir umutla nefes alışlarım başladı
İlk gözümü açtığımda tozpembeydi dünyam
Adımlarımı tek, tek atarken korksam da
Yinede koşmak için çaba sarf ederken
Birden bire büyüdüğümü çok geç fark ettim
Yaşayamadım doyasıya
Pişmanlıklar keşkeler hep engeller konsada,
Aşılması güç olsa da…
Yalnızlıklara bulandım yorulmadım bıkmadım
Hep bir adım bir adım daha derken sonlardayım.
Sessizlikler sarmaladı kapkara gecelerimi
Uğultular bozsa da sessizliğimi,
Umuda yolculuk başladı sabahlarımda
Şimdi geçmişe bir bakış atarken,
Terazilerde hüzünler ve sevinç gözyaşlarım
Gözyaşlarımın akışında yok oluşlar başlar
Gülücüklerle yeniden doğuş uyanır.
Belkiler vardır beklide geçmişten bugüne,
Ah, Ah keşkeler var iç çekerek sızlandığım.
İlaçsız kapanmayan yaralar kaldı içimde git gide.
Yok, ediyor beklileri birer, birer…
Şimdi son oluşumun zafer şarabıyla baş, baş ayım
Azrail karşımda son yudumumu bekler,
Alıp götürmek için sonsuzluğa…
Gözüm gördü dünyayı mala mülke şaşırdı
Hak yolunu unuttu mala mülke bulandı
Gelmez mi deli aklım başına görmez mi nurlu yolu
Unut dünya malını gönlün imanla yoğrulsun
Ne geldiyse başıma Kör gözüm yüzünden geldi
Unuttum ahreti boşa koydum namazı
bilmez idim bu dünya yalan imiş
İmanla yoğrulan yürek en zengin mal imiş
Yandı yüreğim aşk ile yanaşmaz gemim iman limanına
Unutmuş gönlüm dünya işine dalmış
Şimdi açıldı gönlüm gördü iman yolunu
Kalbime nur doldu gözlerim yaşla doldu
Hep yalan akmış boşa seneler imana geldi kalbim şimdi
Pişmanlık eyler rabbim sen affedersin kulunu silersin günah yolumu
Nurunla aydınlattın sen çoğalt iman köprümü
Dinleyin güzel dostlar yalan bu dünya yalan
Yüreğin huzur bulur kalbi imanla dolan
Açın ellerinizi her gün kalksın duaya huzur bulsun gönüller
Gelinmez tekrar dünyaya öyle bir zaman gelir haline şaşırırsın
Çok pişmanlık duyarsın vakit dönmez ki geri
Yüreğine iman koy unut dünya malını
Etrafına iyi bak hep doyurma kendi karnını
Nice kulların sofrasında ekmeği yok
Gelsen de yardım eyle bu sonun dönüşü yok
Rabbim duam sanadır yürekleri nurlandır
Kalp pasları silinsin hepimizi affeyle
Muradımızı nurdan kalbimizi pak eyle âmin...
Hayatım elimde sanki kalın ciltli bir kitap
Okumadan tek, tek sayfalar ardı ardına kapanıyor
Yazamadığım defter gibi sanki hayat satırlarına
Kaderin isi dumanına bulanıyor çilesini karalıyor
Hayatım elimde sanki bez den bir bebek
Dizime yatırıp uyutamadan yırtılıp parçalanıyor
Emziği ağzından düşen bebek gibi hıçkırışlarım
Matemine yasına kaderine hayatın bulanıyorum
Koparırsın ya dalından çiçeği anında boynunu eğer toprağa
Beni de kader eğip büküp gözlerimi daldırıyor toprağa
Sonsuzluğunu görmek değildi niyetim dünyanın
Kaderin sillesinde toza çamura bulanıyor soluyorum
Kıpırdanışları yok göz kapaklarımın kapanıştalar
Ellini açma kuvveti vardı gönül sokaklarımın dilencisinin
Şimdilerde dermansız direnmekten hidayetini alamıyor
Siyahlığını yitirmiş geceler yıldızlara dönüp baka bilmiyor
Tası olmayan su gibiyim topraklar emiyor ruhumu durmadan
Kurtuluşu yok beklide dirayetim anlamsızca Salı ver diyor gözlerim
Kaçmak istercesine gözyaşlarım hapishanesinden kırıp duvarları yıkıp
Koparıyor fırtınalarını tek, tek uçuşuyor sayfalarını hayatımın
Sığmıyor sitemler kütüphanesinin tozlu raflarına birer, birer
Açılışı yok sanki yeni başlangıçların soluğumu kesiyor tozlu raflar
Katılaştı mı yoksa gözpınarlarım akmak için yol bulamıyor
Boyayamıyor güneşin rengi isli tozlu sayfalarımı yok oluyor batıyor güneşim…
Gündüz kahveye gider
Gece camide yatar
Ha bu holozliları
Görenler hoca yapar
Gazinodan çıkmayı
Karısı koca bekler
Sen bir sorsana ona
Hocalık bende dur der
Çocuktan haber yok
Oda gezer peşine
Yetmişine gelince
Düşer iman peşine
Bizum ofliyi gören
Hep da hoca sanayi
Bilmezler ki alkolü
Çayında yudumlayı
Yanlışını görünce
Hep hoca kesiluler
Hâlbuki kabe kible
Tersine çevirur ler
Boşuna dememişler
Hocalar asılacak
Cehennem ateşine
Odun olcak hocalar
Kazma vurdum tarlaya
Altınları fışkırdı
Habu holozliları
Paklayan teneşurdu
Pantolon giydurmeyi
Holozli kızlarina
Gözü hiç ayırmayı
Takmış Rus karısına
Sen sanıyorsun ki imha olmuş duygular
Koparılmış bütün umutlar
Yok, etmeye çalıştığın yâda
Örtmeye çalıştıkça yüzeye vuran,
Kalbinin aydınlığı…
Sahiplenilmek benimsenmek istiyorsun
En karmaşık kavramlardan kendine yol arıyorsun
Çıkmazlardayım dedikçe bilinmezlere sürüyorsun kendini
Ne kadar kovalansan da içindeki kaçışla zorlansan da
Kendini anlaşılmaz kılsan da faydasız,
Bir noktada açık veriyor gözlerindeki
Anlamsız görünmeye gayret gösteren
Gösterdikçe kendini ele veren
Ne kadar darbede alsa mahzun yüreğin
Her an birine bağlanma korkusunu yaşıyor
İçinde öldürmek istediğin duygulara
İhanet etme korkusu var gözlerinde
Bir zamanlar hani demiştin ya
Bir ömür seninle var olacağım dediğin
Ama bugün ondan nefret etmeyi bile başaramadığın
O sevgiye ihanet etmekten korkuyorsun.
Gözlerin ne sevdalı bakabiliyor
Nede içini uyandırana sarılıp haykıra biliyor
Ya kendinden korkuyor ya da ölümüne sevdalanıp ayrı kalmaktan
İşte sen busun yüreği sevdadan zersele yemiş yüreklim..
Yine kimsesiz kalmış güzelim memleketim
Göç kaldırmaz denildi kabul etti İstanbul herkesi
Ne analar kaldı evlattan torundan ayrı
Ekmeği çok muydu kaldık memleketten ayrı
Çıkaranın bu göçü ters dönsün bu dünyası
Nesil hepten karıştı olduk gurbet doğumlu
Haniymiş memleketim yeşiline ayına
Dalında tadı olmaz yiyende gönül bayıla
Biz bu tatları bıraktık gurbet yar olduk
Memleketi unuttuk misafir gider olduk
Hormonu soktuk kapladı iç dünyamızı
Hastalıkları artırdı unuttuk doğalizmi
Hor monizm kapladı her yanımızı
Gelin gidelim bizde doğaya denizime
Kurbanlar olur canlar güzelim memleketimize
Ayrı kalmasın evlatlar nene dede babaanne den
Masallar dinlesin her gece ninelerden
Unuttuk tüm değerleri Avrupa, ya özendik
Biz böyle kul değildik insanlığı yok ettik
Kalpleri kararttık iyiliği kuruttuk…
Bağdaşmıyor ellerim ellerine
Dizlerimin bağı çözülmüyor
Seni her gördüğümde eziliyor
Yüreğim ayna sen aynadaki hayal
Kutuplarda donuk yüreğim
Isınacak bir alev bir duman arar
Gözlerimi her kapayışımda
Sözlere düğümlü kalıyor bakışın
Düne razıydı daha öncesi yalan
İçime attığım en deli fırtınam
Sevdanla üşüyor yüreğinden
Düşüyorum… Varlığına kapılmış
Bir şarkı dinlerken yazdığım satırları
Yine aynı şarkıyı dinleyerek siliyorum
Bu yürek sevdi gerçek diyemedi
Şimdi soluyor tüm maviler yeşiller morlar
Üşüyor duvarlar sokaklar yıllar
Bağdaş kurdum boynumu büktüm
Seyrindeyim silik hatıraların
Ne kalem var yeniden çizecek
Ne çerçeve var içine alacak
Tek bir söz var sonunda söylenecek
Her cümlede her satırda duy şimdi
Hoşça kal bedenim hoşça kal yüreğim…




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...