Zennehar Yılmaz Şiirleri - Şair Zennehar ...

Zennehar Yılmaz

Hayatım elimde sanki kalın ciltli bir kitap Okumadan tek, tek sayfalar ardı ardına kapanıyor Yazamadığım defter gibi sanki hayat satırlarına Kaderin isi dumanına bulanıyor çilesini karalıyor Hayatım elimde sanki bez den bir bebek Dizime yatırıp uyutamadan yırtılıp parçalanıyor Emziği ağzından düşen bebek gibi hıçkırışlarım Matemine yasına kaderine hayatın bulanıyorum Koparırsın ya dalından çiçeği anında boynunu eğer toprağa Beni de kader eğip büküp gözlerimi daldırıyor toprağa Sonsuzluğunu görmek değildi niyetim dünyanın Kaderin sillesinde toza çamura bulanıyor soluyorum Kıpırdanışları yok göz kapaklarımın kapanıştalar Ellini açma kuvveti vardı gönül sokaklarımın dilencisinin Şimdilerde dermansız direnmekten hidayetini alamıyor Siyahlığını yitirmiş geceler yıldızlara dönüp baka bilmiyor Tası olmayan su gibiyim topraklar emiyor ruhumu durmadan Kurtuluşu yok beklide dirayetim anlamsızca Salı ver diyor gözlerim Kaçmak istercesine gözyaşlarım hapishanesinden kırıp duvarları yıkıp Koparıyor fırtınalarını tek, tek uçuşuyor sayfalarını hayatımın Sığmıyor sitemler kütüphanesinin tozlu raflarına birer, birer Açılışı yok sanki yeni başlangıçların soluğumu kesiyor tozlu raflar Katılaştı mı yoksa gözpınarlarım akmak için yol bulamıyor Boyayamıyor güneşin rengi isli tozlu sayfalarımı yok oluyor batıyor güneşim…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Gündüz kahveye gider Gece camide yatar Ha bu holozliları Görenler hoca yapar Gazinodan çıkmayı Karısı koca bekler Sen bir sorsana ona Hocalık bende dur der Çocuktan haber yok Oda gezer peşine Yetmişine gelince Düşer iman peşine Bizum ofliyi gören Hep da hoca sanayi Bilmezler ki alkolü Çayında yudumlayı Yanlışını görünce Hep hoca kesiluler Hâlbuki kabe kible Tersine çevirur ler Boşuna dememişler Hocalar asılacak Cehennem ateşine Odun olcak hocalar Kazma vurdum tarlaya Altınları fışkırdı Habu holozliları Paklayan teneşurdu Pantolon giydurmeyi Holozli kızlarina Gözü hiç ayırmayı Takmış Rus karısına

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Sen sanıyorsun ki imha olmuş duygular Koparılmış bütün umutlar Yok, etmeye çalıştığın yâda Örtmeye çalıştıkça yüzeye vuran, Kalbinin aydınlığı… Sahiplenilmek benimsenmek istiyorsun En karmaşık kavramlardan kendine yol arıyorsun Çıkmazlardayım dedikçe bilinmezlere sürüyorsun kendini Ne kadar kovalansan da içindeki kaçışla zorlansan da Kendini anlaşılmaz kılsan da faydasız, Bir noktada açık veriyor gözlerindeki Anlamsız görünmeye gayret gösteren Gösterdikçe kendini ele veren Ne kadar darbede alsa mahzun yüreğin Her an birine bağlanma korkusunu yaşıyor İçinde öldürmek istediğin duygulara İhanet etme korkusu var gözlerinde Bir zamanlar hani demiştin ya Bir ömür seninle var olacağım dediğin Ama bugün ondan nefret etmeyi bile başaramadığın O sevgiye ihanet etmekten korkuyorsun. Gözlerin ne sevdalı bakabiliyor Nede içini uyandırana sarılıp haykıra biliyor Ya kendinden korkuyor ya da ölümüne sevdalanıp ayrı kalmaktan İşte sen busun yüreği sevdadan zersele yemiş yüreklim..

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Yine kimsesiz kalmış güzelim memleketim Göç kaldırmaz denildi kabul etti İstanbul herkesi Ne analar kaldı evlattan torundan ayrı Ekmeği çok muydu kaldık memleketten ayrı Çıkaranın bu göçü ters dönsün bu dünyası Nesil hepten karıştı olduk gurbet doğumlu Haniymiş memleketim yeşiline ayına Dalında tadı olmaz yiyende gönül bayıla Biz bu tatları bıraktık gurbet yar olduk Memleketi unuttuk misafir gider olduk Hormonu soktuk kapladı iç dünyamızı Hastalıkları artırdı unuttuk doğalizmi Hor monizm kapladı her yanımızı Gelin gidelim bizde doğaya denizime Kurbanlar olur canlar güzelim memleketimize Ayrı kalmasın evlatlar nene dede babaanne den Masallar dinlesin her gece ninelerden Unuttuk tüm değerleri Avrupa, ya özendik Biz böyle kul değildik insanlığı yok ettik Kalpleri kararttık iyiliği kuruttuk…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bağdaşmıyor ellerim ellerine Dizlerimin bağı çözülmüyor Seni her gördüğümde eziliyor Yüreğim ayna sen aynadaki hayal Kutuplarda donuk yüreğim Isınacak bir alev bir duman arar Gözlerimi her kapayışımda Sözlere düğümlü kalıyor bakışın Düne razıydı daha öncesi yalan İçime attığım en deli fırtınam Sevdanla üşüyor yüreğinden Düşüyorum… Varlığına kapılmış Bir şarkı dinlerken yazdığım satırları Yine aynı şarkıyı dinleyerek siliyorum Bu yürek sevdi gerçek diyemedi Şimdi soluyor tüm maviler yeşiller morlar Üşüyor duvarlar sokaklar yıllar Bağdaş kurdum boynumu büktüm Seyrindeyim silik hatıraların Ne kalem var yeniden çizecek Ne çerçeve var içine alacak Tek bir söz var sonunda söylenecek Her cümlede her satırda duy şimdi Hoşça kal bedenim hoşça kal yüreğim…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

İçini hep bir endişe sararsa geçmişteki pişmanlıklardan Gözünü kapatıp ağlamaklı olursun işte Bende şimdi sensizliğe pişman ağlıyorum Çilelerin esareti büyük Yıkıntılar kalıntılar bıraktın ömrüme Gel desem gelmiyorsun Ya da kop git benden diyorum yakama yapışıksın kopmuyorsun Söyle be zulmün kralı benden canımı mı istiyorsun Bu can ne senin ne benim Bu canı bedenimde emanetim Ne kal diyebilirim nede benden çık git deyip atabilirim Söyle zulmün kralı sen benden ne bekliyorsun İçimi közle doldurduğun yetmediği Tattıracak acımı bıraktın Tatmaya kalmadı zehirlendi delim damarlarım Vazgeçtim bedenimden canımla yaşıyorum Al bedenim senin olsun be hüznün kralı ben canımda cananı yaşıyorum… İyi düşün şimdi sen hala benden canımı mı istiyorsun Kalbim değil artık sevgiyi yaşayan ruhumdur aşkı anlatan Söyle hüznün kralı canımı da alınca ruhumu çalmak o kadar kolay mı? İçimi acıtan neydi hiç düşündün mü işte söylüyorum İçimi yakan benden götürdüklerin değildi bana bırakıp küllendirdiklerindi Şimdi söyle hüznün kralı ya bu cana bedenini ver Ya ruhumu da birlikte al öyle git benden…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Gözlerim ağlamaklı sanki gül gibi Yanağıma düşen acıtan dikenleri var Kan kırmızı güller dile düştükçe Dilimde nağmeler sitemlerim var Silmeyesin gözyaşımı eline batar Kanatır tenini silmeye mendilimi var Bir boşluk kurulmuş kendi içinde Bir tutam sevgiyi ihtiyacım var Kurumaz kanım düşünce yere Dalarım her gece bin bir düşüncelere Korkarım gözümü kapamam gece Ölmeden yanına çok gelesim var Sohbetin doyumu olmaz neşeden Üzüntü doğuyor her bir köşeden Ne gamlar çekmişim içip şişeden Sözüne kelamına çok ihtiyacım var Zamanı içime atsam söyle durur mu? Damlayan gözyaşım bir gün kurur mu? Sevgiden yoksunum haberin var mı? Müebbet hapsine ihtiyacım var Gözler ya yardan ağlar yâ da ela gözden Bağrımı zincire bağlar söylenen sözler Açılmaz mühürler kalbimi gizler Mühürlü bağrımı çözmene ihtiyacım var Zen no der ki sıkıntın sitemin boştur Onunda bağrı yanık gönlüne koştur Kalbimin pası hemen silinsin Zımpara çekebilene ihtiyacım var

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

İçimden geçen duygumu yoksa figan mı? Haykırmaktan nefesim kesik Tutunamıyorum kırık dallara yanıyor ellerim Umutsuzca sürüklüyor ruhum bedenimi sonsuzluğa doğru Kor mu yoksa buz mu bilmiyorum bedenimi sarmalayan Kapısına yattığım tanrımı yoksa kumlu onu da göremiyorum Hayâsızca kendimden utanır gibiyim Ölçüsü yokmuş ne sevginin ne nefretin Tümünü ruhumda toplamış mayın gibiyim Kimin basacağı belli değil üzerine Yeri de belli değil öyle ki kendi adımlarımda yok olurcasına Mahşerde sanki korkularım buluşuyor ruhumla Sevgi bekliyor sarmalamaya yüreğim Acılara boğuluyor gözlerimin sitemi Öyle ki gözyaşım bile isyan gözlerime bakışındaki nuru kaybetmiş gibi İntikam alır gibi gözyaşlarım gözlerimden kör bakıyor yarına Geçmişe sünger çekip geleceğe adımım yok bu günü tükettim yarına gücüm yok Duygusuz kıyamını giydim yalan dünyanın Bedensiz kalmış ruh gibiyim ne ölü ne diriyim Kendimden öte kayıp biriyim Acıyor mu susuyor mu dilim onu da kestiremiyorum Korkularımla yüzüm karanlık tebessümüm yok acıyor tahammülsüzüm artık eskisi gibi değilim Kırmak yoktu hani sözler vardı umuda yelkenler delik teşik fırtınalar sallandırmıyor bile yol almak için Denizlerin hırçınlığını gördükçe kendimden korkar gibiyim ruhumun fırtınası denizleri durultup dondurmaya yetiyor Kinayesiz sözlerim ele değil kendime benliğime Yok oluyorum kayboluyorum iki âlem arasında yol bulamıyorum Ne sevgiyle su buldum ne öfke denizinde bir damla suya boğuldum…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bedenim de ruhum ruhumda ayrık iki duvar Yağmurlarda savruk yangınlarda kavruk umutsuzca Ecele özlem var ömre sitemim dile geliyor apansız Korkmak değil yok olmak dan soluksuzum iki duvar arası İki duvar arasın da sıkışmış bir kalp acıyor yanıyor kanıyor Belek, belek delinmiş sancılı yaralarım var devası olmayan Sitemler aciz kalıyor yaşanılmışın umudu yitik belirsiz Yarından duvarlarım karalanmış çizik atılmış satırlara yer yok Kim bilir bunu hak ettiğimi düşünmedim düşlemedim Sarkıttığım saçaklardan yağmur gibi sel gibi sancılı bakışları Dünü bu güne satmış dağlıyorum ağlatıyorum sözlerimi gözlerimi Matemler tutuyorum karalara bürünüş yetersiz haykırışında Bilmek değildi hissetmek varmıştı düşünmediğim miladın Kırık düşler bırakmışım bilmeden bu güne miras dünün sancısı Çekiçler arıyorum yıkmaya duvarlarımı bumlamıyorum Korkular yağıyor saplanıyor ruhumu aralayamıyorum Sancılı sitemler artıyor git gide yokuş mu iniş mi belirsiz Sözlerim kapaklanıyor ayaklarıma yalvarış ta prangalar gibi Sanki bir seslenişle yıkılacak gibiydi sancılı duvarlarım İmkânsızlığına aldanmış ruhum salıverdim sevdayı Kerpiç mi demir mi belli değil yapısı yıkılmamasının Etten duvar mı yoksa durmadan kanayan yaranın Sokaklar ıssızlıkla sessizlik arası bir demde yine Kovuk mu kaldım yoksa boğuk mu buz mavisi yalnızlığımda Bir adımda sanki kırılacakmış gibi iki duvar yanıltıyor Adım attıkça yükselişe geçmekte direnişler anlamını kaybetmiş Sanıldığından daha derin içimde kalan boşluklar Ruhumu boşluklardan arındırıp yıkamıyorum duvarlarımı…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

İnadıma inat kattım Seni kırdım parçaladım Sol yanımda kalbimi aradım Aradım da bulamadım Kalbim birden kanatlandı Kırdığım kalbe doğru yol almış Ettiğim inada kalbimde dayanamamış Beni kalbimde bırakmış Şimdi pişmandır dillerim Sana öfkeyle baktı gözlerim Gözlerimin nuru sensin Geç olmadan aşkım gelmiş Bana en büyük mutluluğu vermiş Sevmem desem de aldırma Atıl sarıl gel boynuma Hatalarım çocukçaydı Alda büyüt beni koynunda Umudumuz tükenmedi artık yarından...

Devamını Oku