Hayatım elimde sanki kalın ciltli bir kitap
Okumadan tek, tek sayfalar ardı ardına kapanıyor
Yazamadığım defter gibi sanki hayat satırlarına
Kaderin isi dumanına bulanıyor çilesini karalıyor
Hayatım elimde sanki bez den bir bebek
Dizime yatırıp uyutamadan yırtılıp parçalanıyor
Emziği ağzından düşen bebek gibi hıçkırışlarım
Matemine yasına kaderine hayatın bulanıyorum
Koparırsın ya dalından çiçeği anında boynunu eğer toprağa
Beni de kader eğip büküp gözlerimi daldırıyor toprağa
Sonsuzluğunu görmek değildi niyetim dünyanın
Kaderin sillesinde toza çamura bulanıyor soluyorum
Kıpırdanışları yok göz kapaklarımın kapanıştalar
Ellini açma kuvveti vardı gönül sokaklarımın dilencisinin
Şimdilerde dermansız direnmekten hidayetini alamıyor
Siyahlığını yitirmiş geceler yıldızlara dönüp baka bilmiyor
Tası olmayan su gibiyim topraklar emiyor ruhumu durmadan
Kurtuluşu yok beklide dirayetim anlamsızca Salı ver diyor gözlerim
Kaçmak istercesine gözyaşlarım hapishanesinden kırıp duvarları yıkıp
Koparıyor fırtınalarını tek, tek uçuşuyor sayfalarını hayatımın
Sığmıyor sitemler kütüphanesinin tozlu raflarına birer, birer
Açılışı yok sanki yeni başlangıçların soluğumu kesiyor tozlu raflar
Katılaştı mı yoksa gözpınarlarım akmak için yol bulamıyor
Boyayamıyor güneşin rengi isli tozlu sayfalarımı yok oluyor batıyor güneşim…
Gündüz kahveye gider
Gece camide yatar
Ha bu holozliları
Görenler hoca yapar
Gazinodan çıkmayı
Karısı koca bekler
Sen bir sorsana ona
Hocalık bende dur der
Çocuktan haber yok
Oda gezer peşine
Yetmişine gelince
Düşer iman peşine
Bizum ofliyi gören
Hep da hoca sanayi
Bilmezler ki alkolü
Çayında yudumlayı
Yanlışını görünce
Hep hoca kesiluler
Hâlbuki kabe kible
Tersine çevirur ler
Boşuna dememişler
Hocalar asılacak
Cehennem ateşine
Odun olcak hocalar
Kazma vurdum tarlaya
Altınları fışkırdı
Habu holozliları
Paklayan teneşurdu
Pantolon giydurmeyi
Holozli kızlarina
Gözü hiç ayırmayı
Takmış Rus karısına
Sen sanıyorsun ki imha olmuş duygular
Koparılmış bütün umutlar
Yok, etmeye çalıştığın yâda
Örtmeye çalıştıkça yüzeye vuran,
Kalbinin aydınlığı…
Sahiplenilmek benimsenmek istiyorsun
En karmaşık kavramlardan kendine yol arıyorsun
Çıkmazlardayım dedikçe bilinmezlere sürüyorsun kendini
Ne kadar kovalansan da içindeki kaçışla zorlansan da
Kendini anlaşılmaz kılsan da faydasız,
Bir noktada açık veriyor gözlerindeki
Anlamsız görünmeye gayret gösteren
Gösterdikçe kendini ele veren
Ne kadar darbede alsa mahzun yüreğin
Her an birine bağlanma korkusunu yaşıyor
İçinde öldürmek istediğin duygulara
İhanet etme korkusu var gözlerinde
Bir zamanlar hani demiştin ya
Bir ömür seninle var olacağım dediğin
Ama bugün ondan nefret etmeyi bile başaramadığın
O sevgiye ihanet etmekten korkuyorsun.
Gözlerin ne sevdalı bakabiliyor
Nede içini uyandırana sarılıp haykıra biliyor
Ya kendinden korkuyor ya da ölümüne sevdalanıp ayrı kalmaktan
İşte sen busun yüreği sevdadan zersele yemiş yüreklim..
Yine kimsesiz kalmış güzelim memleketim
Göç kaldırmaz denildi kabul etti İstanbul herkesi
Ne analar kaldı evlattan torundan ayrı
Ekmeği çok muydu kaldık memleketten ayrı
Çıkaranın bu göçü ters dönsün bu dünyası
Nesil hepten karıştı olduk gurbet doğumlu
Haniymiş memleketim yeşiline ayına
Dalında tadı olmaz yiyende gönül bayıla
Biz bu tatları bıraktık gurbet yar olduk
Memleketi unuttuk misafir gider olduk
Hormonu soktuk kapladı iç dünyamızı
Hastalıkları artırdı unuttuk doğalizmi
Hor monizm kapladı her yanımızı
Gelin gidelim bizde doğaya denizime
Kurbanlar olur canlar güzelim memleketimize
Ayrı kalmasın evlatlar nene dede babaanne den
Masallar dinlesin her gece ninelerden
Unuttuk tüm değerleri Avrupa, ya özendik
Biz böyle kul değildik insanlığı yok ettik
Kalpleri kararttık iyiliği kuruttuk…
Bağdaşmıyor ellerim ellerine
Dizlerimin bağı çözülmüyor
Seni her gördüğümde eziliyor
Yüreğim ayna sen aynadaki hayal
Kutuplarda donuk yüreğim
Isınacak bir alev bir duman arar
Gözlerimi her kapayışımda
Sözlere düğümlü kalıyor bakışın
Düne razıydı daha öncesi yalan
İçime attığım en deli fırtınam
Sevdanla üşüyor yüreğinden
Düşüyorum… Varlığına kapılmış
Bir şarkı dinlerken yazdığım satırları
Yine aynı şarkıyı dinleyerek siliyorum
Bu yürek sevdi gerçek diyemedi
Şimdi soluyor tüm maviler yeşiller morlar
Üşüyor duvarlar sokaklar yıllar
Bağdaş kurdum boynumu büktüm
Seyrindeyim silik hatıraların
Ne kalem var yeniden çizecek
Ne çerçeve var içine alacak
Tek bir söz var sonunda söylenecek
Her cümlede her satırda duy şimdi
Hoşça kal bedenim hoşça kal yüreğim…
İçini hep bir endişe sararsa geçmişteki pişmanlıklardan
Gözünü kapatıp ağlamaklı olursun işte
Bende şimdi sensizliğe pişman ağlıyorum
Çilelerin esareti büyük
Yıkıntılar kalıntılar bıraktın ömrüme
Gel desem gelmiyorsun
Ya da kop git benden diyorum yakama yapışıksın kopmuyorsun
Söyle be zulmün kralı benden canımı mı istiyorsun
Bu can ne senin ne benim
Bu canı bedenimde emanetim
Ne kal diyebilirim nede benden çık git deyip atabilirim
Söyle zulmün kralı sen benden ne bekliyorsun
İçimi közle doldurduğun yetmediği
Tattıracak acımı bıraktın
Tatmaya kalmadı zehirlendi delim damarlarım
Vazgeçtim bedenimden canımla yaşıyorum
Al bedenim senin olsun be hüznün kralı ben canımda cananı yaşıyorum…
İyi düşün şimdi sen hala benden canımı mı istiyorsun
Kalbim değil artık sevgiyi yaşayan ruhumdur aşkı anlatan
Söyle hüznün kralı canımı da alınca ruhumu çalmak o kadar kolay mı?
İçimi acıtan neydi hiç düşündün mü işte söylüyorum
İçimi yakan benden götürdüklerin değildi bana bırakıp küllendirdiklerindi
Şimdi söyle hüznün kralı ya bu cana bedenini ver
Ya ruhumu da birlikte al öyle git benden…
Gözlerim ağlamaklı sanki gül gibi
Yanağıma düşen acıtan dikenleri var
Kan kırmızı güller dile düştükçe
Dilimde nağmeler sitemlerim var
Silmeyesin gözyaşımı eline batar
Kanatır tenini silmeye mendilimi var
Bir boşluk kurulmuş kendi içinde
Bir tutam sevgiyi ihtiyacım var
Kurumaz kanım düşünce yere
Dalarım her gece bin bir düşüncelere
Korkarım gözümü kapamam gece
Ölmeden yanına çok gelesim var
Sohbetin doyumu olmaz neşeden
Üzüntü doğuyor her bir köşeden
Ne gamlar çekmişim içip şişeden
Sözüne kelamına çok ihtiyacım var
Zamanı içime atsam söyle durur mu?
Damlayan gözyaşım bir gün kurur mu?
Sevgiden yoksunum haberin var mı?
Müebbet hapsine ihtiyacım var
Gözler ya yardan ağlar yâ da ela gözden
Bağrımı zincire bağlar söylenen sözler
Açılmaz mühürler kalbimi gizler
Mühürlü bağrımı çözmene ihtiyacım var
Zen no der ki sıkıntın sitemin boştur
Onunda bağrı yanık gönlüne koştur
Kalbimin pası hemen silinsin
Zımpara çekebilene ihtiyacım var
İçimden geçen duygumu yoksa figan mı?
Haykırmaktan nefesim kesik
Tutunamıyorum kırık dallara yanıyor ellerim
Umutsuzca sürüklüyor ruhum bedenimi sonsuzluğa doğru
Kor mu yoksa buz mu bilmiyorum bedenimi sarmalayan
Kapısına yattığım tanrımı yoksa kumlu onu da göremiyorum
Hayâsızca kendimden utanır gibiyim
Ölçüsü yokmuş ne sevginin ne nefretin
Tümünü ruhumda toplamış mayın gibiyim
Kimin basacağı belli değil üzerine
Yeri de belli değil öyle ki kendi adımlarımda yok olurcasına
Mahşerde sanki korkularım buluşuyor ruhumla
Sevgi bekliyor sarmalamaya yüreğim
Acılara boğuluyor gözlerimin sitemi
Öyle ki gözyaşım bile isyan gözlerime bakışındaki nuru kaybetmiş gibi
İntikam alır gibi gözyaşlarım gözlerimden kör bakıyor yarına
Geçmişe sünger çekip geleceğe adımım yok bu günü tükettim yarına gücüm yok
Duygusuz kıyamını giydim yalan dünyanın
Bedensiz kalmış ruh gibiyim ne ölü ne diriyim
Kendimden öte kayıp biriyim
Acıyor mu susuyor mu dilim onu da kestiremiyorum
Korkularımla yüzüm karanlık tebessümüm yok acıyor tahammülsüzüm artık eskisi gibi değilim
Kırmak yoktu hani sözler vardı umuda yelkenler delik teşik fırtınalar sallandırmıyor bile yol almak için
Denizlerin hırçınlığını gördükçe kendimden korkar gibiyim ruhumun fırtınası denizleri durultup dondurmaya yetiyor
Kinayesiz sözlerim ele değil kendime benliğime
Yok oluyorum kayboluyorum iki âlem arasında yol bulamıyorum
Ne sevgiyle su buldum ne öfke denizinde bir damla suya boğuldum…
Bedenim de ruhum ruhumda ayrık iki duvar
Yağmurlarda savruk yangınlarda kavruk umutsuzca
Ecele özlem var ömre sitemim dile geliyor apansız
Korkmak değil yok olmak dan soluksuzum iki duvar arası
İki duvar arasın da sıkışmış bir kalp acıyor yanıyor kanıyor
Belek, belek delinmiş sancılı yaralarım var devası olmayan
Sitemler aciz kalıyor yaşanılmışın umudu yitik belirsiz
Yarından duvarlarım karalanmış çizik atılmış satırlara yer yok
Kim bilir bunu hak ettiğimi düşünmedim düşlemedim
Sarkıttığım saçaklardan yağmur gibi sel gibi sancılı bakışları
Dünü bu güne satmış dağlıyorum ağlatıyorum sözlerimi gözlerimi
Matemler tutuyorum karalara bürünüş yetersiz haykırışında
Bilmek değildi hissetmek varmıştı düşünmediğim miladın
Kırık düşler bırakmışım bilmeden bu güne miras dünün sancısı
Çekiçler arıyorum yıkmaya duvarlarımı bumlamıyorum
Korkular yağıyor saplanıyor ruhumu aralayamıyorum
Sancılı sitemler artıyor git gide yokuş mu iniş mi belirsiz
Sözlerim kapaklanıyor ayaklarıma yalvarış ta prangalar gibi
Sanki bir seslenişle yıkılacak gibiydi sancılı duvarlarım
İmkânsızlığına aldanmış ruhum salıverdim sevdayı
Kerpiç mi demir mi belli değil yapısı yıkılmamasının
Etten duvar mı yoksa durmadan kanayan yaranın
Sokaklar ıssızlıkla sessizlik arası bir demde yine
Kovuk mu kaldım yoksa boğuk mu buz mavisi yalnızlığımda
Bir adımda sanki kırılacakmış gibi iki duvar yanıltıyor
Adım attıkça yükselişe geçmekte direnişler anlamını kaybetmiş
Sanıldığından daha derin içimde kalan boşluklar
Ruhumu boşluklardan arındırıp yıkamıyorum duvarlarımı…
İnadıma inat kattım
Seni kırdım parçaladım
Sol yanımda kalbimi aradım
Aradım da bulamadım
Kalbim birden kanatlandı
Kırdığım kalbe doğru yol almış
Ettiğim inada kalbimde dayanamamış
Beni kalbimde bırakmış
Şimdi pişmandır dillerim
Sana öfkeyle baktı gözlerim
Gözlerimin nuru sensin
Geç olmadan aşkım gelmiş
Bana en büyük mutluluğu vermiş
Sevmem desem de aldırma
Atıl sarıl gel boynuma
Hatalarım çocukçaydı
Alda büyüt beni koynunda
Umudumuz tükenmedi artık yarından...




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...