Zennehar Yılmaz Şiirleri - Şair Zennehar ...

Zennehar Yılmaz

Ardeşenli bir güzel Yaktı bu canlarımı Gözüne kurban olda Kalbine ver canini Dolasam bellerine Sevdalı kollarımı Ardeşenli bir güzel Yaktı bu canlarımı Boyları kavak yeli Gözleri var sürmeli Öyle bir güzel sevdim Vermez bana kalbini Ardeşenli bu güzelde Yaktı bu canlarımı Gözüne kurban olda Kalbine ver canini Sevdim de alamadım Kurbanın olamadım Ardeşen ilçesine Bi damat olamadım Rizeliden bir güzel Yakar bu canlarumi Özüne kurbanım da Sözüne ver canımı Ardeşen deresine Sözbirliği etmiştik Seneye buluşalım Bu yıl almadan geçti Ardeşene düğün var Kız saçında düğüm var Çözerken koklayayım Benim sende gönlüm var Ardeşenli bir güzel Yaktı bu canlarımı Gözüne kurban olda Kalbine ver canini

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Koy ver beni gideyim bir kendime geleyim Yakmıştın yüreğimi söyle nasıl unutayım Yalanın dolanın hiç bitmedi selamın Gönlümü kapatayım yaramı kanatayım Koparmış bağlarımı dünyadan hem rüyadan Kıymeti de kalmamış yol vermeyi yaradan Kefenlerimi sardın ellerinle ben nasıl dayanayım Gördüğüm rüyalardan kurtulup uyanayım Ebedi gelmez kader yüzüme gülmez keder Sevdalık işkenceymiş oldum mecnundan beter Sar ölüm kollarını varmaz sevdalık senden önce Dert bende çare sende toprak olup solayım Zehirim oldu sanki yediğim bir, bir lokmalar Soluksuz kaldım gönül bir nefes ver alayım Ölümün koynundayım zor mudur uyanayım Ha bu fani dünyanın kökünü kurutayım Dayanmaz buna canlar ben nasıl dayanmışım Sevdalık kumar imiş görmeden oynamışım Boş yere bu canımı öldürüp de gömmüşüm Ben yaşadım sanmışım yaşamadan ölmüşüm…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bir dağın başında yaşayan bir kız varmış Etrafında hiç arkadaşı yokmuş ağaçların altına gidip Ağaçlarla konuşup gece kurduğu hayalleri Ağaçlarla paylaşırdı ulaşılmaz hayaller olduğunun farkındaymış Ama bıkmadan her gece dalardı hayaline Uykuya dalarım korkusuyla gözlerini arada açardı Bu kız büyüdü, büyüdü ama sevmeyi bile hayallerinde öğrendi Çünkü bu kıza sevmeyi öğretecek kimsesi yoktu Yanında uçuk kaçık hayaller dışında evlenip Mutlu bir yuvada hayal etmişti artık Artık büyümüştü kendini sevilmeye layık bulmuyordu Çünkü ona sevgi verecek kimsesi yoktu Bir kokulu günlüğü vardı İçindeki yaşamak istediği sevgiyi o günlüğe kararlardı Hasta olurdu kimse inanmazdı İnadına numara yapıyor sanılırdı işten kaytarmak için bunu Dile getirince canım çok yanardı sancısını hep içimde yaşadım Sevenler gördü etrafında ama kavuşamadıklarını görünce yeminler etti Her gece yatarken dualar etti Allaha Kimse girmesin gönlüme ya kavuşamasam diye başını yerden kaldırmazdı Ya iki çift göz yakarsa yüreğini diye Günlerden bir gün annesi memlekete gider Bir hafta kalıp geri gelince birkaç gün sonra evde bir hazırlık telaşı başlar Kız şaşkındır ne olduğunu anlamaz ve annesine sorar? Neler oluyor annem? Annesi derki kızım seni istediler bende verdim Peki, anne bana neden sormadın der kız Annesi de buraya gitmeni istiyorum ondan sormadım der Ve kızın boynu bir anda bükülür… Ve beklenen misafirler gelir 2 resim vardır ellerinde yaşlı adam yüzükleri çıkarır takar kıza Bir kaç resim çekerler ve giderler kız şoktadır kurduğu hayallerinde bile yıkıldı Yaşamıştır. Aradan birkaç ay geçer kızın annesi yine memlekete gitmiştir. Ve bir telefon gelir şubat soğuğuydu yarın çarşıya inin der yengesine Ertesi gün olur kız yengesiyle iki metre karda ramazandı bata çıka inerler çarşıya Ve yengesiyle konuşur inene kadar ya beğenmezsem ne olacak diye Yengesi kıza derki biz çarşıya inince bir köşede bekleriz onlar gelir uzaktan bakarsın Ben sana sorarım beğendin mi beğenmedin mi diye tamam der kız ve inerler çarşıya Tam köprüden geçerken yakalanırlar arkaları sıra gelenler onlardı ve görmüşlerdir yanlarına gelirler Ve hoş geldin selamlaşma falan derken haydi yüzük almaya haydi elbise almaya der büyükler Ve kız şaşkındır bekliyor yengesinin sorusunu ve cevabı hazırlamış hayır diyecek kesinlikle olmaz diyecektir Ama her şeyi aceleye getirdiler ve kız boynu bükük kabullenmek zorunda kalır Kıyafet alınır yüzük alınır ve fotoğrafçıya gidilir üç beş resim çekilir ve herkes kendi yoluna gider… Ve bu kızın hayalleri akıp geçen Çoruh un dibine gömülür…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bir umutla nefes alışlarım başladı İlk gözümü açtığımda tozpembeydi dünyam Adımlarımı tek, tek atarken korksam da Yinede koşmak için çaba sarf ederken Birden bire büyüdüğümü çok geç fark ettim Yaşayamadım doyasıya Pişmanlıklar keşkeler hep engeller konsada, Aşılması güç olsa da… Yalnızlıklara bulandım yorulmadım bıkmadım Hep bir adım bir adım daha derken sonlardayım. Sessizlikler sarmaladı kapkara gecelerimi Uğultular bozsa da sessizliğimi, Umuda yolculuk başladı sabahlarımda Şimdi geçmişe bir bakış atarken, Terazilerde hüzünler ve sevinç gözyaşlarım Gözyaşlarımın akışında yok oluşlar başlar Gülücüklerle yeniden doğuş uyanır. Belkiler vardır beklide geçmişten bugüne, Ah, Ah keşkeler var iç çekerek sızlandığım. İlaçsız kapanmayan yaralar kaldı içimde git gide. Yok, ediyor beklileri birer, birer… Şimdi son oluşumun zafer şarabıyla baş, baş ayım Azrail karşımda son yudumumu bekler, Alıp götürmek için sonsuzluğa…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Gözüm gördü dünyayı mala mülke şaşırdı Hak yolunu unuttu mala mülke bulandı Gelmez mi deli aklım başına görmez mi nurlu yolu Unut dünya malını gönlün imanla yoğrulsun Ne geldiyse başıma Kör gözüm yüzünden geldi Unuttum ahreti boşa koydum namazı bilmez idim bu dünya yalan imiş İmanla yoğrulan yürek en zengin mal imiş Yandı yüreğim aşk ile yanaşmaz gemim iman limanına Unutmuş gönlüm dünya işine dalmış Şimdi açıldı gönlüm gördü iman yolunu Kalbime nur doldu gözlerim yaşla doldu Hep yalan akmış boşa seneler imana geldi kalbim şimdi Pişmanlık eyler rabbim sen affedersin kulunu silersin günah yolumu Nurunla aydınlattın sen çoğalt iman köprümü Dinleyin güzel dostlar yalan bu dünya yalan Yüreğin huzur bulur kalbi imanla dolan Açın ellerinizi her gün kalksın duaya huzur bulsun gönüller Gelinmez tekrar dünyaya öyle bir zaman gelir haline şaşırırsın Çok pişmanlık duyarsın vakit dönmez ki geri Yüreğine iman koy unut dünya malını Etrafına iyi bak hep doyurma kendi karnını Nice kulların sofrasında ekmeği yok Gelsen de yardım eyle bu sonun dönüşü yok Rabbim duam sanadır yürekleri nurlandır Kalp pasları silinsin hepimizi affeyle Muradımızı nurdan kalbimizi pak eyle âmin...

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Hayatım elimde sanki kalın ciltli bir kitap Okumadan tek, tek sayfalar ardı ardına kapanıyor Yazamadığım defter gibi sanki hayat satırlarına Kaderin isi dumanına bulanıyor çilesini karalıyor Hayatım elimde sanki bez den bir bebek Dizime yatırıp uyutamadan yırtılıp parçalanıyor Emziği ağzından düşen bebek gibi hıçkırışlarım Matemine yasına kaderine hayatın bulanıyorum Koparırsın ya dalından çiçeği anında boynunu eğer toprağa Beni de kader eğip büküp gözlerimi daldırıyor toprağa Sonsuzluğunu görmek değildi niyetim dünyanın Kaderin sillesinde toza çamura bulanıyor soluyorum Kıpırdanışları yok göz kapaklarımın kapanıştalar Ellini açma kuvveti vardı gönül sokaklarımın dilencisinin Şimdilerde dermansız direnmekten hidayetini alamıyor Siyahlığını yitirmiş geceler yıldızlara dönüp baka bilmiyor Tası olmayan su gibiyim topraklar emiyor ruhumu durmadan Kurtuluşu yok beklide dirayetim anlamsızca Salı ver diyor gözlerim Kaçmak istercesine gözyaşlarım hapishanesinden kırıp duvarları yıkıp Koparıyor fırtınalarını tek, tek uçuşuyor sayfalarını hayatımın Sığmıyor sitemler kütüphanesinin tozlu raflarına birer, birer Açılışı yok sanki yeni başlangıçların soluğumu kesiyor tozlu raflar Katılaştı mı yoksa gözpınarlarım akmak için yol bulamıyor Boyayamıyor güneşin rengi isli tozlu sayfalarımı yok oluyor batıyor güneşim…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Gündüz kahveye gider Gece camide yatar Ha bu holozliları Görenler hoca yapar Gazinodan çıkmayı Karısı koca bekler Sen bir sorsana ona Hocalık bende dur der Çocuktan haber yok Oda gezer peşine Yetmişine gelince Düşer iman peşine Bizum ofliyi gören Hep da hoca sanayi Bilmezler ki alkolü Çayında yudumlayı Yanlışını görünce Hep hoca kesiluler Hâlbuki kabe kible Tersine çevirur ler Boşuna dememişler Hocalar asılacak Cehennem ateşine Odun olcak hocalar Kazma vurdum tarlaya Altınları fışkırdı Habu holozliları Paklayan teneşurdu Pantolon giydurmeyi Holozli kızlarina Gözü hiç ayırmayı Takmış Rus karısına

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Sen sanıyorsun ki imha olmuş duygular Koparılmış bütün umutlar Yok, etmeye çalıştığın yâda Örtmeye çalıştıkça yüzeye vuran, Kalbinin aydınlığı… Sahiplenilmek benimsenmek istiyorsun En karmaşık kavramlardan kendine yol arıyorsun Çıkmazlardayım dedikçe bilinmezlere sürüyorsun kendini Ne kadar kovalansan da içindeki kaçışla zorlansan da Kendini anlaşılmaz kılsan da faydasız, Bir noktada açık veriyor gözlerindeki Anlamsız görünmeye gayret gösteren Gösterdikçe kendini ele veren Ne kadar darbede alsa mahzun yüreğin Her an birine bağlanma korkusunu yaşıyor İçinde öldürmek istediğin duygulara İhanet etme korkusu var gözlerinde Bir zamanlar hani demiştin ya Bir ömür seninle var olacağım dediğin Ama bugün ondan nefret etmeyi bile başaramadığın O sevgiye ihanet etmekten korkuyorsun. Gözlerin ne sevdalı bakabiliyor Nede içini uyandırana sarılıp haykıra biliyor Ya kendinden korkuyor ya da ölümüne sevdalanıp ayrı kalmaktan İşte sen busun yüreği sevdadan zersele yemiş yüreklim..

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Yine kimsesiz kalmış güzelim memleketim Göç kaldırmaz denildi kabul etti İstanbul herkesi Ne analar kaldı evlattan torundan ayrı Ekmeği çok muydu kaldık memleketten ayrı Çıkaranın bu göçü ters dönsün bu dünyası Nesil hepten karıştı olduk gurbet doğumlu Haniymiş memleketim yeşiline ayına Dalında tadı olmaz yiyende gönül bayıla Biz bu tatları bıraktık gurbet yar olduk Memleketi unuttuk misafir gider olduk Hormonu soktuk kapladı iç dünyamızı Hastalıkları artırdı unuttuk doğalizmi Hor monizm kapladı her yanımızı Gelin gidelim bizde doğaya denizime Kurbanlar olur canlar güzelim memleketimize Ayrı kalmasın evlatlar nene dede babaanne den Masallar dinlesin her gece ninelerden Unuttuk tüm değerleri Avrupa, ya özendik Biz böyle kul değildik insanlığı yok ettik Kalpleri kararttık iyiliği kuruttuk…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bağdaşmıyor ellerim ellerine Dizlerimin bağı çözülmüyor Seni her gördüğümde eziliyor Yüreğim ayna sen aynadaki hayal Kutuplarda donuk yüreğim Isınacak bir alev bir duman arar Gözlerimi her kapayışımda Sözlere düğümlü kalıyor bakışın Düne razıydı daha öncesi yalan İçime attığım en deli fırtınam Sevdanla üşüyor yüreğinden Düşüyorum… Varlığına kapılmış Bir şarkı dinlerken yazdığım satırları Yine aynı şarkıyı dinleyerek siliyorum Bu yürek sevdi gerçek diyemedi Şimdi soluyor tüm maviler yeşiller morlar Üşüyor duvarlar sokaklar yıllar Bağdaş kurdum boynumu büktüm Seyrindeyim silik hatıraların Ne kalem var yeniden çizecek Ne çerçeve var içine alacak Tek bir söz var sonunda söylenecek Her cümlede her satırda duy şimdi Hoşça kal bedenim hoşça kal yüreğim…

Devamını Oku