Çağdaş düşüncelerim vardı beynimin bir köşesinde
Yüreğim cahil kaldı sürdüğü sevda yelkeninde
Biraz ezik biraz bezgin bir o kadar da yalnız halleri vardı
Murgul’un akan bakır renkli suyuna benzer şimdi
Hani narçiçeği manalı gözlerin
Hani pudra pembesi dudaklarım kar taneleri okşar gibi şimdi
Mantığını kaybetti çağdaşlığını yitirdi
Bulup ta koyamıyorum yerine
Yenilikler yok, genç kalışlar manidar kalıyor
Yılların zamana yenik düşüşüne
Azmettiriciler arıyorken hazmına uğruyorum, yürek hırsızının
Manyetik alanları kaldırıp sıyrılamıyorum…
Kaptırışlarından divane gönlümün…
Varlıkla yok arası, açlıkla tok arası bir his,
Daimi kullanıcısı…
Ne adı ne sanı belli ne de sima yansıması…
Adını koyamadığım bir şeyler var
Benliğime tapan…
Kapanlar kurmuş düşlerimin kumsalında
Ulaşamıyorum deryalara…
Boynumdan çıkarıp sallıyorum al oyalı puşiyi
Ne gören oluyor ne duyan haykırışların yansımasını
Yine cahilliğime sövüp küfrediyorum
Bilmiyorum günahını
Canı yanışında alamadığı yakamadığı
İntikam ateşini cahil kalışına isyankâr oluşu
İşte sahipsizliğimin çareler arayışındaki mantığı…
Zennehar Yılmaz
Bu gün 24 Kasım günü
Vatana milli gücü veren
Öğretmenler günüdür
Sağlıkla başarıda tek emekçi
Sabırda en büyük destekçi
Hem anne hem baba olun odur
Öğretmenim candan yüreklim benim
İçini açıp baksan kaç hayatı birden yaşar
Gözlerinde hüznü yaşar
Deftersiz gördüğü öğrenciyi
Sevgiyle kucak açar her bir çiçeğine
Bilgiyi akıtır her bir kulağa
En ince ilgiyi çizgiyi verir benim öğretmen
Destek bekler hem anne ve babadan
Eğitiminde yanında onlarda var
Türkiye’m millete öğretmen dersi verir
Her güne başka heyecan katar
İlmine ilimden ilim katar
Açıktır kucağı evlatlara sevgi saçar
Doğuda kurşunu silgi siler
Kalpleri tertemiz pak,dır hep
Bu gün 24 Kasım günü
Vatana milli gücü veren
Öğretmenler günüdür…
Kaldım iki ateş arasında
Ne ana yâri nede yar anayı
İstemez bağrım yüreğim yanayı
Köz oldum kül olamadım dost
Diretir anan alma karşıma
Anam kükrer hep yar inadına
Neyleyim dost ağlamaktayım
Her gelenden akıl aramaktayım
İki ucu demir zincir bağrıma
Vurur durmadan gider ağrıma
Anamı atsam ataş düşer bağrıma
Ayrılsam yardan bahar olur kar
Bedenden geç derler ya ruhundan
Terk etmek değil hiç uğrumda
Gönül bağlanmış bir güzele ne edim
Her geçenden akıl aramaktayım
Kader nedir senden çektiğim
İki ateşte yanar durur yüreğim
Sevdalanan gönül almadığını sevdi
Kaldım közle baca arasında dost
Yürek liman marinasında
Kalbim direk aşınası başında
Anam kucak açsın gönül hancıma
Sevdalılardan akıl aramaktayım
Beni tanımak ne kadar kolay görünür uzaktan bakınca
Bilir misin gözlerimin puslu bakışlarının ardındaki
Duyguyu yoğunluğunun da ki kızılır mağa dönen yaşlarımı
Beni tanımak için yanımda olmak ta yetmez
Ne dokunuşunu hissedebilirim ne de sıcaklığını
Yanımda olduğunu bilmekte yetmez beni anlayıp tanımana
Beni hissetmek için kalbimi kiralamış olmakta yetmez
Seni akıtmak için damarlara yollamak yeter
Damarlarımı keskin sözle parçalar akıtıp gider yok olursun
Beni tanımak bu kadar kolay değil
Ne kalbinin ruhumdaki yerini bulabilirsin
Ne de bakışlarımla anlaya bilirsin..
Kalp atışlarıma sığınıp beni tanıyamazsın..
Yorgun düşer ruhun benliğin.. çabaların boşa çıkar..
Sen tanımaya çalıştık ben yabancı olurum..
Hiç kolay olmayacak yorgun düşecek pes etmeyi öğrenip
Gözyaşının esiri olur deli olu verirsin
Sevgiyle atan yüreğin öfkeyi kazanır
Beni tanımak kolay değil,
Bir bakarsın ömür bitmiş gün tükenmiş
Ben gözümü kaparken sen o an anlarsın
Senin canını almaya gelen Azrail,in yolunu kestiğimin..
Beni tanımak böyle bir şey işte…
Bir dilek tuttum bu gece senden
Cennetim olsun ahretim de
Bu dünya bedeni alı koymasın
Gözlerim semada seni dilensem…
Allah’ım sevmeyi sende bileyim
Hayaller meçhule kayar adım, adım yalnızlık
Varlığına muhtaç kalmış bedenim soluksuz
Uykusuz gecelerde gözlerim sitemkâr sana
Prangalara sürgün yüreğim sensizliğin düşünde
Koparmadan fırtınaları mihrabım solgun
Kahrını çekerdi ezelden ebede iç çekmeden
Konmuyor dallarıma gülden küsen bülbüller
Acımasız üç kuruş hayallerim pes etmeden düşünde
Serpiliyor gözyaşlarım cilası kaybolmaya yüz tutmuş
Tahtalar eksik kırık tozlu gözyaşlarımla yıkanır
Çerçeveler boş düşümdeki sensizlik kapatmış
Yıkıl git artık ebedi olsun yalnızlığım sensizliğim düşüm
Kor olsa bedenimi yakan sen olma git ne olur
Uzak dur bedenimden ruhumdan düşlerim den
Yıkıntın olayım sevdanın yüksek divanlarından
Düşür beni gözünden yüreğinden sevginden düşünden
Kırılmadık kaldı mı sevgi dallarında yeşerecek
Umut kaldı mı düşlerde düşlenecek tebessümle
Kaldı mı ruhumda bir gemi yelken sürecek ebediyete
Git artık benden kovuyorum seni acı veren düşlerimden
Kuruyası dallar bıraktın yeşilini topladığın
Bedenim kovuyor ruhum defol diyor sevgi sözleri çığlıklarda
Rüyasını defalarca gördüğüm büyülü bakışlarını çek
Meçhullere doğru yol al adım, adım git benden düşümden
İsyanım olma küfredişime sebepte bırak gözlerinde
Yakınayım dizlerimi dövüp dağılayım sen görme
Gözyaşlarım temizlesin ruhumdan düşlerim, hayallerimden
Yol al, ben gitmeden sen çekil git benden bedenden tenimden
Kopardım tüm goncalarını kuruttuğun dallarımdan
Yeşermeye yüz tutamıyorken sen yüz tutup değme gözüme
Bırak ezelden ebede yalnızlığımın haykırışında bırak
Bırak ta yıkıntın kalayım ardında özlemle yoğrulayım yok olayım
Sen yinede çek git benden ben dur desem de git
Haykırsam da döksem de gözyaşlarımın eseri olsam da
Gecelerim rüyasız günüm hayalsiz yarınım meçhul olsa bile
Düşlerime şikâyet etsem de yıkıl git yok ol benden soluksuz kalayım…
Üşüyor yüreğim sevgiye muhtaç
Gözlerim ağlamaktan yorgun
Yüreğim sersefil aşka muhtaç
Çerçevemde kırık camlar
Dokundukça ellerimi parçalar
Yorgun bakışlı hep yüreği
Yaralı dolanır hep sevdalılar
Hasret duvarları git gide yükselir
Bedenim sağ ama ruhum ölüyor
Ürkek bir serçe gibi yüreğim
Uçmak istercesine kanat çırpıyor
Havalandıkça korkuyla yere çakılıyor
Yorgun bakışlarım yönünü bulamıyor
İçimdeki fırtınalar da kaybolup durdum
Ne yorgun bakışlarım yönünü buldu
Ne de dermansız yüreğim aşkına kavuştu…
Ne çabuk akıyor seneler
Daha dün gibi kurduğum hayaller
Unutulmaz hikâyeler yazdım düşlerimde
Ama silindi hepsi birer, birer beynimden
Hayat çıkmazı neler almış götürmüş benden
Düşlerimdeki sevdamı gençlik yıllarımı
Bu gün bir yaş daha yaşlanıyorum
Sevdamın kollarında değilim
Ölümün kol gezdiği yollarındayım
Ufuktaki bir yıldızdın sen
Ne dokuna bildiğim ne koklaya bildim
Yalnızca metrelerce uzaklıktan.,
Tatlı gülüşünü seyrettim ben sevdamın
Gecelerime ışık tutardı nazlı bakışların
İçimi yakardı o tatlı gülüşün
Şimdi hayallerimi de çaldı, yılların yorgun saatleri
Dilimden kazıyamıyorum ne ismini
Nede seni çok seviyorum deyişini
Ben sana güneşin yakışıyla yanmışım
Ben sana sağanak olup fırtınalarla yağmışım
Benim gibi kalbi sana durak
Saçı dolu ak böyle seven.
Sana muhtaç sar sarmala bu gönül sevgine aç mı muhtaç…
Yanına varmadan tükenmez derman
Aşk kâinatında verilmiş fermanım,
Bu yürek seninle yakılsın varsın
Ben külümden doğar gelirim bir gün
Kalbimden gitmen senin değil benim eserim
İsyanlar kalbim de deli serseri
Bu ayrılığa her gün bir kurşun sıkıp ta bittim
Gittin diye sanma bendede bittin
Gittiğin her nokta benim kalbimdir..
Yaş değil gözümden kan damlasa da
Yüreğime ferman verilmiş hançerlense de
Ben gülümden doğar gelirim bir gün
Geldiğim gün seninde kalbini çalarım o gün
Pişmanlıklar içinde isyanlar savursam da
Gittiğine neden ben olsam da
Bu yürek sana âşık can verecek bir gün
Can verdiğinde senide görecek o gün
Bu yürek seni gördüğüm gün yakılsın varsın…
Hep bir şeyler vardır dilde gelip dökülemeyen
Eller vardır uzanıp dokunmak isterken geri çekilen
Yürekler vardır sevmeyi dilerken sevildiğinin şahitliğinden aciz
Sormadan edemiyorum artık ne istiyorsun yürek beynimden
Tenler var bedene battaniye olmak isteyen sarmalamadan kül olan
Telleri vardı saçlarımın upuzun kesmeye kıyamadığım koklanası
Dudaklar vardı öpüşleri düşleyip tatlanışı özümseyen hayal eden
Sormadan geçemeyeceğim ne istiyorsun bedenim tenden
Sözler vardı ses olmak isterken yutkunmalarda boğulup geri dönen
Karadeniz’in suyu gibi tuzlu gözyaşları vardır akmaya hazır
Süzmek isteyen al yanaklar kâğıt peçetelere bulaşmadan akıtmak
Sormadan geçemeyeceğim ne istiyorsun gözlerim çisemden
Yoklukları oldu kucak açışlarımın boşlukları dolayan
Sevmesini bilmeyenlere sevgi anlatmaktan yorulan dilim oldu
Aşk adını dile dolamadan kalbe dolamayı öğretmekten zamansızım
Soruyorum ve cevapsız kalır tümleçler sevdaya dairliği değil aşka inançsızlığı darbeledim…
Zennehar Yılmaz
06.03.2012 08:08:59




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...