ZAHİR DÜNYANİN EYLERI ÜZERİNE
Bir gürültüyle başladı her şey,
sanki zaman kendi içinde devrilmiş,
bir yalan büyüyordu toprağın altında.
Adımlar koptu yolundan,
ellerimiz alışveriş poşetleriyle doldu
ve bakışlarımız, cam vitrinlere çarptı hep.
Hangi eylemdi gerçek olan?
Bir taş mı atıldı sessizliğe,
yoksa gökyüzüne yazılan dualar mı eksikti?
Bir şehir büyürken,
kendi kalbini mi unuttu yoksa?
Beton, asfalta yaslandı,
bir sokak lambası yere düşerken,
hiçbir yıldız yerinden oynamadı.
Zahir dünyanın gölgesi üzerimizde,
bir masanın köşesinde unutulmuş kitap gibi
bize bakan kelimelerle dolu.
Ama kimse okumuyor artık,
kimse sormuyor;
hangi eylem kurtarır insanı?
Yürüdüm, bir köşede bir kadın ağlıyordu,
avuçlarında kırık bir kalp mi vardı,
yoksa zamanı mı taşımıştı buraya kadar?
Bir çocuk, elindeki plastik oyuncakla
bir savaşın minyatürünü kuruyordu sokakta.
Her şey büyüyordu ama küçülüyordu aslında,
bir hikâyenin eksik kalan son cümlesi gibi.
Zahir dünya hep konuşur;
reklam panolarında, ekranlarda,
saatin tik taklarında,
susmamış bir akrep gibi.
Ama insan, kendi eylemlerini sorgular mı hiç?
Bir çiçeğe dokunmayı unutan eller,
paraya sarılırken titrer mi?
Bir zamanlar vardı,
ellerin buluştuğu, seslerin sustuğu,
gözlerin derinlere baktığı anlar.
Şimdi herkes birbirine uzak,
dokunmadan geçen hayatlar,
kimsenin kimseyi görmediği bir aynada.
Zahir dünyanın eylemleri hep aynı;
bir döngüde kaybolmuş,
kendini hep aynı başlangıçta bulan.
Ama ya biz?
Ya biz ne yapıyoruz?
Bir harfin anlamını mı kaybettik,
yoksa hep eksik bir cümlenin içinde miyiz?
Bir dua fısıldanır sessizce,
bir su damlası toprağa düşer,
bir kalp atar – belki bu sefer gerçekten.
Belki bu, gölgelerin çekildiği an olur,
ve dünya, kendi suretine yeniden bakar.
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 18:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!