Dağların eteğinde paslı bir akşam,
Ben yürüdüm; ardımda kırık sancaklar.
Dâr geliyor, bu taş yığını sanki bir zindan
bilemem kim kurt kim kuzu hangimiz insan,
Ey benim süslümanım nerde bir keder orda sen
Ben severken
kalabalıkları susturdum.
Sadece seni seyrettim uzunca.
Eski bir apartman gibiymiş gönlüm;
uğulduyor merdivenleri, rüzgâr vurunca.
Bir nazar eyle de düşürme dile,
Kimi mazhar olmuş sırrı ezele,
Görünmez göz ile görülmez cevher
Âlemi mânâyı seyrâneler var...
Her harâb endâmda bir genc-i pinhân gizlenir,
Güzelliğin kadar insafın yok mu
Sensizlik bana işkenceden farksız
Seni görebilmemin hiç yolu yok mu
Yanımda, burnumda tütüyorsun vicdansız
Bir yaprakta ince ince nakışlar
Günaydın
bugün günlerden ciklet karası
Ciğerlerimde sancılanıyor
Yeni bir güne uyanmanın yarası
Hani sözlerin nerede
Hani sen neredesin hey canımın yarısı
Ver evvela didarı bana,
Göster mahsurum masivada/
Yahut ver idamı bana!
Cümle harf senin olsun,
Sen getir idğamı bana....
Ben şiir yeteneğimi kaybettim!
Memleket idrakı kaldı elimde...
Restoranlar kapandı yavaş yavaş,
Garsonlar son rötuşlarını yaptı,
Ben bırakıp geldim öylece!
Bu gece,
Sağken hor gördüğünü mezar taşında ararsın,
Bir vakit kaçtığın sesi rüyalarda sorarsın.
Ne gariptir şu kalbin nankörlüğe meyli ;
Varlığı yük geleni, yokluğunda yaşarsın.
İnsan ki kıymeti hep yitirdiğinde anlarmış,
Çıktım işten, saat tam ondu.
Kapıyı kilitledim,
gece şavkıma bir kurşun gibi vurdu.
karanlığı yara yara dönüyordum
O gün geldi aklıma
Yerde bir şey vardı adını koymadım.
Bir gün anlaşılır mı insan,
Kendi göğsünde sürgün yaşarken?
İçimde yarım kalmış asırlar var.
Mesih’in çocukluğu, unutulmuş dualar var.
Eyvah…
İnsanlar bir kez daha çarmıha asacaklar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!