dünya anasından yeni doğmuş
sabahlar o eski sabahlar kadar güzel
ekmek ekmek gibi tütüyor
hah, gül kokuyor, bu gül kokusu dersin
sokak köpekleri gibi temiz bakıyor herkes
ellerde bir namuslu mahçubiyet
bir başka konseptin
hediye çekidir belki bu,
yine insanların
bir anlam bulamadığı
bir başka yaşamın.
hiç birimizin talep etmediği,
seni yanağından öpeceğim
çocukluğun için
ağzının kenarından öpeceğim
ilk gençliğin için olacak
seni dudaklarından öpeceğim
ah, bir gizem güzelliğin
bir gün bir top bok gördü,
caddenin ortasında
işi bu ya, el pençe divan,
dört harfli yalaka.
aman efendim aman,
alelade bir çakıl taşından farkım ne benim?
her gün binlerce insanın umursuzca üstünden geçtiği,
kanadı çürümüş, kaldırımda yatan serçeyim.
davet edilmediğim bir düğünde oturur gibi kaldım dünyada.
geçerken, kaptanın uğradığı adaya bıraktığı bir izmarit,
fena halde hayata benzer yaz
çocukcadır, içinde çokca ümidi barındırır
ben yaklaşan bir masala benzetirim onu
nihayet şarkısını bitirirken anlarız
kekre bir ironiymiş anlattığı
şehir aynı şehir
sokak aynı, ev aynı,
dünya da aynı dünya fakat
bir gariplik var bende
zengin desem değilim
ne evim, arabam,
diri memeli kadınlar olur
başları dik, göğüslerini gerer
sinelerindeki o çift başlı koyunu
harcıalem sallayarak yürürler
fakat bu cenahtakiler gece uyuyamaz
çünkü popoları küçüktür
insanız
hepimizin içinde yıldızlar var
mümkünsüzlük nasıl da güzeldir
bir ilah niyetine her biri
uzak uzak parıldarlar
hep sonraları anlarız lakin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!