Bir gün
telefonların sustuğu bir sabaha uyanacağız.
Bildirim seslerinden değil,
bir serçenin
pencereye bıraktığı türküden anlayacağız
günün başladığını.
Çocuklar,
çantalarından korkuyu değil,
kitaplarını çıkaracak.
Analar,
pazar dönüşü
hesap makinesiyle değil,
gülümseyerek sayacak ekmeği.
Ve hiçbir genç,
geleceğini
başka ülkelerin haritalarında aramayacak.
Çünkü umut,
pasaport istemez.
Ben sana bunu söylemek istiyorum sevgili.
Seni sevmek,
yalnız gözlerine bakmak değildir.
Seni sevmek,
bir işçinin nasırlı avucunu,
bir öğrencinin yarım kalan düşünü,
bir emeklinin cebindeki son bozukluğu,
bir kadının korkmadan yürüdüğü sokağı
sevmektir.
Kalbim,
yalnız sana değil,
insana çarpıyor.
İnsan...
Bir ağacın gölgesidir bazen.
Bazen bir vapur iskelesinde bekleyen sessizlik.
Bazen de
gece vardiyasından çıkan bir işçinin
çay bardağından yükselen buhar.
Biz
çok yorulduk.
Fiyat etiketleri değişirken,
hayallerimizin yerinde saymasını izledik.
Ekranlar büyüdü,
odalar küçüldü.
Kalabalıklar çoğaldı,
insan birbirinden uzaklaştı.
Ama
bir şey eksilmedi.
İnat.
Bir avuç toprağın
çatlağından çıkan yeşil kadar inat.
Bir çocuğun
gülüşü kadar gerçek.
Bir annenin
bekleyişi kadar sabırlı.
Bir sevdanın
ölmemesi kadar güzel.
Ey sevgili,
eğer bir gün
aynı gökyüzünün altında
yeniden yürürsek,
ellerimiz birleşmese bile
bakışlarımız birleşsin.
Çünkü
insan,
yalnız kendisi için yaşadığında eksik kalır.
Bir başkasının yarasını sarabildiği gün
tamamlanır.
Ben inanıyorum.
Gece ne kadar uzarsa uzasın,
sabahın vakti gelir.
Kış ne kadar sert geçerse geçsin,
bir badem ağacı
çiçek açmanın yolunu bulur.
Ve insan,
yeniden birbirine inanırsa,
dünyanın bütün karanlığı
bir kibrit alevi kadar küçülür.
İşte o gün,
biz yalnız birbirimize değil,
yarına da kavuşmuş olacağız.
Çünkü
yarın,
onu bekleyenlerin değil,
onu kurmaya cesaret edenlerindir.
Hikmet Metin ÇavdarKayıt Tarihi : 6.08.2026 12:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!