On yedi ağustos da sene doksan dokuzda,
Suçun büyük başı bizdedir bizde,
Biz bıraktık bizi ateşte közde,
Taş üstünde taş kalmadı o sene.
Bilimciler Aya istasyon kurdu,
Bu dünyayı Allah yarattı asıl,
Adem baba Hava anadan nesil,
Gelen gelir giden böyledir usül,
Unutmada oku tarihe bir bak.
Geldi geçti sadrazamlar krallar,
Daha yeni çiçek açmış dalında,
Gezdirir aşığı sevda çölünde,
Bal damlıyor dudağında dilinde,
Taze ve tomurcuk güle kıyamam.
Ceylan gözlerini gözüme diker,
Serim verdim yoksa sırmı vermedim,
Varmı başka böyle dünya görmedim,
Her gün koştum insanlığa durmadım,
Veysel bu dünyadan üzgün gidiyor.
Nanköre nasihat versem ne fayda,
Kalksın gözlerinden perde,
Gelin nerde damat nerde,
Bu gün düğün varsa burda,
Vur davula ver coşkuyu.
Ağlar gelin zari zari,
Bende bilmem ne ayaksın ne yolsun,
Şunu bilki yanar döner bir kulsun,
Nere gitsem nerde olursa olsun,
Sıra gelmez yalakçılar oldukça.
İşte güçte ne gezersin pavyonda,
Herkes ne yaparsa kendine yapar,
Lüzumsuz hiç yoktan şeytana tapar,
Nazlumu incitir nankörün elini öper,
Bilse herkes kendi günahıyla gidermiş.
Azda olsa çok da olsa hakkına razı ol,
Nere gitsem dürzü dürzüyü tutar,
Dürüstü doğruyu başından atar,
Ninesini boyar kız diye satar,
Her zaman övermiş kavat kavatı.
Çok derin mevzudur enteresan iş,
Ben insan evladı seninse it soyun,
Vardır sende binbir türlü her oyun,
Rezil gelir rezil gider değişmez huyun,
Sen benim karşımda tutunamazsın.
Belkide dersin dürüstlük etmiyor para,
Dökülür dilimden haksıza kelam,
Mertoğlu mertlere eylerim selam,
Farketmez öz kardeş farketmez halam,
Şairsem yazrım işte ben buyum.
Dilimse şiirle haksıza çağlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!