Her halde yüz asır gittik geriye,
Sanki çoban hipnoz yapmış sürüye,
Durduk yere şeytan girdi araya,
Yirminci yüzyılda kölemi olur.
Zalimler zulmünü yapar yorulmaz,
Her olur olmaza kol kanat germe,
Selam hak etmeyene selamda verme,
Oldum delisi sonradan görme,
Ar damarı çatlak yolsuz yol bilmez.
Herkes bu Dünyada can borcu öder,
Dağdaki ayılar şehire indi,
Bunlardan bozuldu Dünyanın pendi,
Nokta nokta çocuğnun ta kendi,
Yol bilmez izan bilmez süzmeler.
Analar doğurmuş meydana salmış,
Hadi bu Dünyaya Cennet diyelim,
Madem nimetlerini ortak yiyelim,
Vay nefsim der vermez aç gözlü zalim,
Zalimden zorbadan bize pay kalmaz.
Yoktur hak adalet kalmışız darda,
Koyun kuzusuna meler,
Feryadı dağları deler,
Kimi ağlar kimi güler,
Zalim dünya işte böyle.
Uzak bize euro dolar,
Göz açtım Dünyanın haline baktım,
Akıl almaz bu işe kafayı taktım,
Berbat gişattan usandım bıktım,
Zalim Dünya her gün sana yuh çektim.
Dardanda dar oldun dürüst harbiye,
Cahille konuşurken hep sustum,
Sebebsiz bir yere hayata küstüm,
Nedir bu şaşkınlık nedirki dostum,
Sanki Dünya üzerimde yük bana.
Her zaman şükrettim olsamda naçar,
Yirminci yüzyılda çağın başında,
Yedisinden tutta yetmiş yaşında,
İnkârda etse haram vardır aşında,
Yüz kişiden bir kişiye inanma.
Nasıl bir gidişat nasıl bir usül,
Kocaeli İstanbul derya denizler,
Bin asır geçsede siilinmez izler,
Gelenler pişmandır gelmeyen özler,
Daha çoklarını yutar İstanbul.
Boştur İstabul'lu olma havası,
Bir daha yerine dolmaz döktüğüm,
Sana göre boştur boyun büktüğüm,
Zalimler elinden nedir çektiğim,
Dünya sende koşturmaktan yoruldum.
Doğru oldum dürüst oldum dışlandım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!