Yaşamak ne mümkün, yaşanmaz artık
Biz ölelim de sen yaşa efendi!
Soframızda aş yok, yenimiz yırtık
Çıplağız demedim haşa efendi!
Ne elde var ne de avuçta gördük
Kızıma…
Yıllar gelip geçti de hiç aklımdan geçmedi
Heyhat! Kapıyı çaldı ayrılık vakti Efsa’m
Çok badire atlattım, böyle yara açmadı
Üzerime göklerden bir matem çöktü Efsa’m
Selam olsun size ey ehli kubur!
Hele anlat hayat var mıdır orda?
Sıcak mıdır yoksa soğuk mu kabir?
Mekân geniş midir, dar mıdır orda?
Bilmem ki gündüzü gecesi var mı?
Sevda, sevdalıyı hoş eder sanma
Tutuşur yüreği, köz eksik olmaz
Havalanıp öyle her dala konma
Söylerler, dillerden söz eksik olmaz
Konuşur, mangalda bırakmaz külü
Söyle can dayanır mı zemherinin karına
Çok üşüyor ellerim alsan avuçlarına
Yaşarım yedi iklim’ bakınca didarına
Saracaksan sar hadi, koyma sakın yarına
Poyraz eser, yel vurur, kar yağar saçlarına
Mahzun mahzun aynaya bakarsın ellisinde
Tipi olur, don çöker ta iner uçlarına
Kurur dalın yaprağın, dökersin ellisinde
Günü yaşadık günde, kim düşünür yarını
Ömür denen şu yokuşu
Çıktım yorula yorula
Sevda denilen dikişi
Söktüm darıla darıla
El ne bilsin ki yaremi
R. Mithat Yılmaz’a…
Şu cihanı onca mazlumun ahı
Yakar dedim amma yakmadı emmi
Temelinden çarpık yapının damı
Çöker dedim amma çökmedi emmi
Ey Allah’ım varlığına
Bir diyorsun, emrin olur
Ol Muhammed habibine
Yâr diyorsun, emrin olur
Sana yönelen elleri
Bezesem merkebi koysam mektebe
Ne harfleri bilir ne sayı bilir
Getirsem aynayı bak desem tipe
Ne endamı bilir ne boyu bilir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!