Ayarı bozulmuş gayrı insanın
Gâh sağa, gâh sola dönüyor keke
Dost kalmamış, çıyan dolmuş her yanın
Su yerine zehir sunuyor, keke
Bela oku gelir göz göre göre
Hem hasretlik hem özlem dokunur tatlı cana
Acı çekiyorsundur, kendimden biliyorum
Manası yok hayatın, gittiğinden bu yana
Gama çöküyorsundur, kendimden biliyorum
Öyle ki dalmışım derin meçhule
Yüzümde yılların belli izi var
Hele bir şu mazim gelsin de dile
Gönlümde dinmeyen nice sızı var
Şükürle geçse de bütün her günüm
Kimi fakir ya da zengindir soyu
Kimi huysuz, kimi güzeldir huyu
Kimi bulamazken içmeye suyu
Kimi sütle banyo yapar utanmaz
Kimileri servetiyle tepişir
Kokuyor, küf düşmüş kovanda bala
Balın arısında buluruz suçu
Bülbül zar eylemez kırmızı güle
Gülün sarısında buluruz suçu
Gerek var mı bunca nefrete, kine
Kınalar yakmışsın ak ellerine
Salmışsın saçını ince beline
Yakamozlar düşmüş her bir teline
Değişmem dünyaya tek saçlarını
Mevla’m hüsneylemiş el-ayağını
Kızım Efsa'ya...
Nadide bir çiçeksin gönül bahçemde açtın
Bülbüller küste bugün, güller seni kıskanır
Şu küçücük dünyama neşe, mutluluk saçtın
Tavırların cilve, naz mı?
Güzelliğin Gün’den az mı?
Cemalin ay kıskanmaz mı?
Var mıdır ki eşin kızım
Bir kız bulmuşlar yine gittik oturduk
Hele anlat varsa neyin dediler
Muhabbet eyledik, hal hatır sorduk
Yumuşak mı, sert mi huyun dediler
Kız biçare biri, halinden belli
Koca dünya sığamadım içine
Şunca arzın dar geliyor dar işte
Dönüyorsun her gün başka biçime
Çözemedim sır geliyor sır işte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!