Söyle can dayanır mı zemherinin karına
Çok üşüyor ellerim alsan avuçlarına
Yaşarım yedi iklim’ bakınca didarına
Saracaksan sar hadi, koyma sakın yarına
Poyraz eser, yel vurur, kar yağar saçlarına
Mahzun mahzun aynaya bakarsın ellisinde
Tipi olur, don çöker ta iner uçlarına
Kurur dalın yaprağın, dökersin ellisinde
Günü yaşadık günde, kim düşünür yarını
Ömür denen şu yokuşu
Çıktım yorula yorula
Sevda denilen dikişi
Söktüm darıla darıla
El ne bilsin ki yaremi
R. Mithat Yılmaz’a…
Şu cihanı onca mazlumun ahı
Yakar dedim amma yakmadı emmi
Temelinden çarpık yapının damı
Çöker dedim amma çökmedi emmi
Bilmiyor ki niye gelmiş dünyaya
Bir yuvası, eşi mi var garibin
Varlığı büyük yük olmuş dünyaya
Laf dinlemez başı mı var garibin
Ömür penceresi almamış ışık
Gazze sokaklarında oynayacak bir yaşta
Keleş ile vurulur Gazze’nin çocukları
Çoluk çocuk topyekûn haçlı ile savaşta
Bir ölür bin dirilir Gazze’nin çocukları
Her saniye uyanır bombayla uykusundan
Bu gözlerim neler gördü
Kimi zahir, kimi sırdı
Dert üstüne birçok derdi
Koya koya geçti ömrüm
Gördüm insanın hasını!
Durma yeter ki gel, olduğun gibi
Giyinip bezenip, süslenmeden gel
Yollar ki hep aynı, bildiğin gibi
Kimseye demeden, seslenmeden gel
Ya sabır çektik de nereye kadar
Bugün, yarın derken kaç sene oldu
Sevdan yüreğimde coştu gelmedin
Anladım ki vuslat mahşere kaldı
Gözlerimin yaşı taştı gelmedin
Saatler oynaşta, gün erken aştı
Gel sevelim insanı; ten rengi ayırmadan
Dili, dini, ırkını bilip de kayırmadan…
Gel sevelim insanı; savaşmaya ne hacet
Eşref-i mahlûkatı hep sevmeye gayret et…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!