İstemem Dâr-ı fenâ sadâkatinin köleliğini
Çalmışım taşına iki yüzlü rezilliğini
Bana çulsuz,yalın ayak yârân-ı aşkın yeter.
Âb-ı revâna yeni doğmuş günahsız bakan bebek gibi.
Asûde geçen zamanlar bile soldurdu,
Bir hitâbın olsun bakarken gözlerime.
Elinden düşen nişanını koy yanına.
Beklerken düğün alayını,söyleme!
Zehr olsa da o bûselerin,
Bilsem ki,yine de içerim.
Emek-dâr ın olsun ne çıkar.
Varsın gönül,son vakde kadar.
Ecrinle dolsun kadehlerim.
Aklın misafirhanesi çok küçüktür.
Bazen, geleni ağırlamak için,
Kalanı uğurlamak gerekir.
22-07-2008.
Aydınlanıyor gecenin ufukları, ak kızıla boyanıyor.
Kar geliyor kar.
Bembeyaz mektuplarıyla bana.
Usul, usul sayfa, sayfa.
Hayal postasını taşıyor.
Dinmeyen hasretlerimin,çocukluk düşlerimin,
Beni sorarsan eğer,
Fırtınada savrulan yapraklara.
Anlatırlar,koklanmadan solan,
Taze gülün baharını.
Bir sevgi çiçeğim vardı,
Ne hazîndir şu kuytudaki sırr-ı mahfî in cevabı.
Sabr ile durduk önünde dil-zede,görülmedi hesabı.
Çilehaneye saçtık onca günah ile sevâbı.
Düz eyledik şeriâtı zikre aldık sabr ile sebâtı.
Dünya'ya sattık taht ile sarayı,eldeki dirhem türâbı.
Kuzey ışıklarını bilirmisin gülüm? rengarenk.
Sanki kavs-i kudret,o sensin işte.!
Ben'se güney de yanardağ alev,alev bilirmisin?
Gece yangınlarımı bilirmisin? gülüm.
Sarı kızıl gelinliğini çıkarttı,
Eski çeyiz sandığından yine,
Benim gözü yaşlı dul Eylül'üm.
Ah Eylül'üm,ah!
Yağmayınca yağmurun,
Hazanın ağlıyor yaprağının ucundan.
Öpe koklaya baş ucuma koysam seni,
Yine de doymaz sarsa da seni düşlerim.
Savurdu özlemin cehennemine beni.
Boş duvarlar mı şimdi Tanrı misafirim?
Kırık testi yüreğim, soğuttu hasretini.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!