El tutmayan ele yüz kızartır.
El yakmayan döner yüz kızartır.
17-05-2010.
Ez beni,kara üzümlerden şarâb et.
Et ki,kadehine dolup aklını başından alayım.
Sev beni, yağmurun toprağa ibâdet ettiği gibi sev.
Sev ki,ben de sana çiçeklerimle secde edeyim.
Bir gizli gururum,içli bestemsin.
Gamlı hazânım,bitmeyen şarkımsın.
Sevdiğim,dilberim,Şehr-i Yâr'ımsın.
Canımsın hem-cânımsın Üsküdar.
Gönül fermânım,sabah Ezân’ımsın.
Eski bir hanın tozlu,loş,
Karanlık koridorları.
Mekanı şimdi.
Bir bardak çaya kilitli.
Çözülmez prangalı.
Köhne İstanbul'lu.
Bu dansı ruhuma lütfedermisiniz?
Pamuk, pamuk bulutlara.
Sessiz,durgun akan sulara,
Bir tango,bir vals.
Bir ki,bir ki,
Yanıp sönen yıldızların arasına.
Güneş vurdukça şakırdıyor,parıldıyor,
Oynaşıyor kumda kırmızı etten,
Yakamoz tarlaları.
Gizli gözaltı var.
Açık hava hamamında.
Suyun üstü muhabbet,
Eşek semerine yaslanmış zurnası.
Bitinden korkar hamam kurnası.
Neymiş küreselin kerizi?
Bizim var ya orman korusu.
Ekmek elden,su dereden.
Temiz hava,bol Dua.
Dinlendi gönül saçlarının altın kumsalında.
Kavrulsa da bedenim ne gam! bu sevda sıcağında.
Kalbim uyudu seninle Kleopatra koyunda.
Denizler çağırsa da gitmem,batığım bu kumsalda.
Kenetlendi aç tenlerimiz kuru yosun yatakda.
Bitsin bu ezâ Allah aşkına
Yetmedi mi artık çektiklerim?
Batsın kader, böyle yaşamaksa.
Ah, tez elden zâyimi dilerim.
--
Bir günün sarhoşluğu bir güne yeter.
Ayılıpta görmeye ne hâcet rüzelâyı.
Bir hiç bile içmeye gayrı bahâne oldu.
Sil gitsin kadehinden şu âlem-i fâniyi.
Elde bâde,mahzûn kalbim fasl-ı hazân oldu.
Bin gecenin şuûruna ermedi dökülen yaşlarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!