Vecdi Murat Soydan Şiirleri - Şair Vecdi ...

Vecdi Murat Soydan

Gözlerimi şimdi kapasam,
Bir açsam yanında olsam,
Gönlünü çalsam sevgilin olsam,
Sevda ateşiyle yansam,
Tenini bir gül gibi koklasam,
Hiç soldurmasam.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

6 ŞUBAT 2013: Müslüm GÜRSES ÖLDÜ! ! !

Yok yok,, ÖLMEDİ.. yaşıyor,, yaşıyor mu? yaşamıyor mu? yaşıyormuş.. çok şükür,,

1 MART 2013: Müslüm GÜRSES ÖLDÜ! ! !

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Bu günkü yazımı mutluluğa ayırdım. Kimileri mutluluğu maddi alanda, kimileri manevi alanda, kimileri ise hem maddi hem manevi alanda edinilebilecek bir ruhsal hal olarak ele almışlardır. Kişiden kişiye değişse de, “mutluluk” olmazsa olmazımızdır. Küçük şeylerden mutlu olmasını bildiğimiz gibi, bazen de hayallerimizin peşinden koştuğumuz bir ütopyadır mutluluk. Bir Budizm sözü mutluluk konusunda şunu der: “Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır.”
Mutluluk bazen bir kuşun kanadındaki özgürlüktür. Kelimelerin sihirli gücü olsa da, ışıl ışıl bakan gözlerden daha etkili değillerdir. Gözlerdeki parıltıyı yakalayabilmektir mutluluk. Aç bir hayvanın karnının doyduktan sonraki bakışlarındadır mutluluk. Bir yetimin başının okşanmasından duyduğu heyecandır. Kimsesiz garip gurebanın temel ihtiyaçlarının karşılanması sonrası duyulan sevinçtir mutluluk. Sonsuz gibi görünen ancak sınırlı olan temel ihtiyaçlarımızı karşıladığımızdaki ruh halimizdir mutluluk. Bir hasta için umuttur, duadır, sabırdır, şifadır mutluluk. Bir anne için özverinin, çilekeşliğin semeresini almak, bir bebek için anne sıcaklığını hissetmektir. Bir çocuk için yeni oyuncaklara sahip olma duygusudur mutluluk. Bir öğretmen için, öğrencilerinin başarılarını gördükçe sevinmek ve gurur duymaktır. Bir yönetici için başarılarının artması, iş çevresinde bulunan kişilerle olumlu diyaloglar içinde olmasıdır. Bir Allah dostu için nefsini terbiye etmek ve Allah’ın rızasını kazanmak ve yaratana ulaşmak isteğidir. Bir iş adamı için işyerinin genişlemesi, servetinin büyümesidir mutluluk. Bir baba için evlatlarının topluma yararlı ve örnek vatandaşlar olarak yetişmesinden duyduğu sevinçtir. Yeni evlenen çiftin gözlerinden okunan büyülü bir atmosferdir mutluluk. Şair için ilham kaynağı, sevgili için vuslatın diğer adıdır mutluluk.
Mutluluk konusunda, şair için de ilham kaynağıdır dedim de, konumuzla bağlantısı olması bakımından yazmış olduğum “Mutluluk Dediğin “ isimli şiirim geldi aklıma. Siz değerli dostlarımla paylaşmak istedim.

Dostça ve sağlıcakla kalınız, mutluluklar her daim sizlerle olsun.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Nevruz, Farsça “Yeni Gün” anlamına gelir. Baharın gelişini, tabiatın uyanışını simgeleyen Nevruz, her yıl 21 Mart’ta kutlanır. Türk dünyasının tamamında ve Türk dünyasına komşu olan coğrafyalarda kutlanan Nevruz, eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günüdür. Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak 'ortak kültür ocağı’nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Yeni takvime göre ise gece ve gündüzün eşit olduğu martın yirmi birine rastlamaktadır. Nevruz, Türkler’in ilk millî bayramıdır. Çin kaynaklarında; Hunlar’ın milattan yüzlerce yıl önce 21 Mart’ta hazırladıkları yemeklerle kırlara çıktıkları, bahar şenlikleri yaptıkları görülmektedir. Uygurlar’ın Nevruz kutlamalarını tasvir ettikleri tabloları bulunmaktadır. Osmanlılar’ın ise “Sultan-ı Nevruz” adı altında bizzat padişahın katılımıyla törenler yaptıkları bilinmektedir.

Nevruz,Türklerden ve İranlılardan Araplara da geçip islami inanç motifleriyle zenginleşti. İslamiyet’le birlikte Allah’ın dünyayı, Hz.Adem’i Nevruz günü yarattığına iananılmaya başlandı. Zamanla Hz.Nuh’un tufandan sonra karaya ilk bastığı gün,Hz.Yusuf’un kuyudan, Hz.Yunus’un ise balığın karnından kurtulduğu gün, Hz.Ademle Havva’nın Arafat’ta buluştukları gün inançları da Müslümanlar arasında yaygınlaşmıştır. Alevi -Bektaşi kültüründeki Hz.Ali’nin doğduğu gün,Hz.Hüseyin’in doğduğu gün,Hz.Ali’nin Hz.Fatma ile evlendiği gün, Hz.Ali’nin halife olduğu gün, inançları da Nevruz‘u daha kutsal bir gün durumuna getirdi. Türkiye ‘de Nevruz, “Sultan Nevruz, Navrız, Mart Dokuzu” gibi adlarla bir bayram halinde kutlanmaya başlandı.

Coğrafya, tabiat şartları, insan meşguliyetleri takvimlerin oluşmasında birinci derece önemli unsurlardır. Türkler genellikle orta iklim kuşağı veya ılıman iklim kuşağı (30°-60° enlemler arasında) adı verilen bir coğrafyada yaşayan, yirminci yüzyılın başlarına kadar genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen bir millettir. Takvimleri de bu coğrafya, tabiat şartları ve meşguliyetlerinden doğmuş ve gelişmiştir. Doğal olarak Nevruz, bütün Türk devlet ve topluluklarında bilinmektedir. Bir başka ifade ile Nevruz'u tanımayan, yaşatmayan, uygulaması bulunmayan herhangi bir Türk devleti veya topluluğu yoktur. Bu yönüyle Nevruz; birlik, beraberlik ve barışı ifade etmektedir.
Diğer Türk devletleri ve topluluklarında ise şu isimler altında kutlanmaktadır: Altay Türkleri: Cılgayak Bayramı; Azerbaycan: Novruz, Ergenekon Bayramı, Bozkurt Bayramı, Ölüler Bayramı; Başkurt Türkleri: Ekin Bayramı, Doğu Türkistan:Yeni Gün, Baş Bahar, Gagavuzlar:İlkyaz; Karaçay-Malkar Türkleri: Gollü, Gutan, Saban Toy, Tegri Toy; Kazakistan Türkleri: Navruz, Nevruz Bayramı, Nevruz Köce, Ulus Günü; Kazan Türkleri ve Karapapaklar/Terekemeler: Ergenekon Bayramı; Kırgızistan Türkleri:Noruz; Kumuk Türkleri:Yazbaş; Nogay Türkleri: Navruz, Saban Toy; Özbekistan Türkleri: Nevroz; Tatarlar: Nevruz; Türkmenler: Teze Yıl; Uygur Türkleri:Yeni Gün adlarıyla bu güne özel bir önem vermektedirler.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Şimdi seninle Üsküdar sahilinde el ele tutuşmak,
Bardaktan boşanırcasına yağan nisan yağmurunda
Delicesine ıslanmak vardı...

Şimdi seninle, “Bu sabah yağmur var İstanbul’da”
Melodisi eşliğinde dans etmek,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Ne varsa eskilerde var demişler. Hep söylerim, teknoloji icat oldu, mertlik bozuldu diye. Niye mi? Anlatayım: Maalesef saatlerce pc başından kalkmıyoruz. Bayram günlerini, bayram tatili sanıyoruz. Teknoloji icat olunca, ki cep telefonu da teknolojinin bir ürünü. Haydi mesaj atmaya. Tv de teknolojinin bir parçası. Hal böyle olunca, akraba ziyaretleri, konu komşu ziyaretleri unutuluyor. Ne varsa eskilerde var diye boşuna demiyoruz.

Milletin gelir durumuyla alakalı bir durum da değil. Sanki, eskiden herkes çok mu zengindi? Ağzımızın tadı da kalmadı, bayramların tadı da. Her şey hormonlaştı,,, Baklavanın bile tadı tuzu kalmadı.. Şeker yerine maalesef son derece ucuz olan ve sağlık yönünden sakıncaları bulunan 'glikoz' ya da 'fruktoz' kullanılıyor. Oktay AKBAL yıllar önce yazmış olduğu bir eserinde şöyle demişti: ' Önce ekmekler bozuldu, sonra da her şey..' Ne kadar doğru bir söz. Konu ekmekten açılmışken, maalesef ekmeği doğal yollardan kabartmak yerine, kimyasal bazı maddelerle destekleyerek hiç de sağlıklı olmayan koşullarda bizlere sunan fırıncılara ne demeli? Bir süre sonra bayatlamaya yüz tutan ekmeği bir inceleyiniz. Ekmeğin içinin yapış yapış olduğunu fark edeceksiniz... Durum maalesef karpuzda da aynı. Geçenlerde semt pazarından bir tane karpuz satın aldım, eve gidince kestim. Bir de baktım ki, içi bozulmuş. Yiyemeden çöpe attım. Bir hafta sonra karpuzu satın aldığım karpuzcuya giderek durumu anlattım. Yemin billah etti. “Bizim karpuzlarımızda kabak aşısı bulunmaz. Bozulması da mümkün değildir.” dedi. Kabak aşısı… Allah Allah, bu terimi de yeni öğrendim. Domateste de aynı durum aşağı yukarı. Salatalıkta ve sivri biberde de durum farklı değil. Eve geliyorsunuz, dolaba koyuyorsunuz, bir de bakmışsınız, irileşmişler… Ne hikmetse? Eskiden gübre mi vardı? Gübre icat oldu, ağzımızın tadı tuzu bozuldu. Şimdi de simitlere sıra geldi. Dikkat edin bakın, nerde o eski simitler? . İki türlü susam varmış. Simitlerin susamları bile Çin’den geliyormuş. Şu Çinlilerin de el atmadıkları yer kalmadı. “Çin işi, Japon işi, bunu yapan iki kişi” sözü bile gerçek oldu baksanıza. Çinliler ve Japonlar piyasayı öyle bir ele geçirdiler ki, tutabilene aşk olsun.

Eeee,, demiştim,, önce ekmekler bozuldu, sonra da her şey...

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 20 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986



Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986



Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Öyle bir şiir yazacağım ki,
Kavurucu bir güneş gibi,
Çiğil çiğil, damla damla,
Berrak, dupduru,
Ipılık akacak dizelere,
Islatacak kalemimi,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Yolumun sonu çıkmaz sokak,
Düşünüyorum, o halde yokum.
Olmazlar içinde, bir hiçim.
Nedir bu halin diye sorsalar,
‘Hiç’ derim.
Susarım.

Devamını Oku