Gözümün önüne gözlerin geliyor,
Vicdanımın askeri firar ediyor o an,
Muzaffer bir komutan edasıyla,
Birkaç dakikalığına da olsa,
Kaçamak bakışlarla yasağı delecek olmanın,
Tarifi imkansız sevinci var içimde,
Ali emmi babadan kalma,
Yıkık dökük kerpiç ev ile,
Bir çift sarı öküzü,
Ölü fiyatına sattı da gitti gurbete,
Ardından Ahmet’ler, Mehmet’ler,
Sıra sıra, dizi dizi,
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986
Gözlerim yağmur yağmur, bir dolar bir boşalır,
Başım dumanlı dağlar, seninle huzur bulur,
Öyle vakitsiz gelme, geleceksen de gitme,
Sol yanım eksik kalır, ruhumda deprem olur.
Taş yerinde ağırdır, kalbim taştan da ağır,
Bana yaşam veren sevdam
Beni benden alıp gittin
Yüce aşka eren sevdam
Bir kalpsize yanıp gittin
Uyutmayan gecelerde
Kaldırımlar kenarında küçük büyük sıra evler,
Allı morlu, yeşilli, hepsi de güzel renkler.
Bu evlerde kim bilir kimler var?
Kim bilir hangi dertli, kim bilir hangi ihtiyar.
Kim bilir beşikteki ağlayan yavrusunu,
Ninnilerle uyutan analar, ak saçlı nineler var.
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986
Geçenlerde yolda rastladım,
Komşumuzun oğlu İsa’ya...
Hoş beş ettik, oralardan buralardan...
Laf döndü dolaştı, evliliğe geldi.
Pek dertliydi garibim,
Kaşı gözü güzel deyip,
Gül yüzünü sevdiğim yar,
Yokluğunda yüreğim dar,
Neyim varsa, senin olsun,
Al koynuna, ebedi sar.
Seni sevmek bir ibadet,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!