Özgen Öz Antoloji.com

İyiy ki o yolları yürüdüm
İyiy ki o çiçekleri ektim
İyiy ki o hataları yaptım
Hata yapmak,beni hatasını kabul eden.
Erdemli bir insan yaptı.

İyiy ki sordum.
..

Devamını Oku
  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 01.06.2026 - 02:34

    Gruplar arkadaşımız Sn. Özgen Öz
    <<< Doğum Gününüz Kutlu Olsun >>>

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 01.06.2025 - 20:40

    Sitemizdeki gruplarımızın saygın üyelerinden,
    Sayın Özgen Dk.
    *** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ***

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 15.01.2025 - 23:27

    Gruplar arkadaşımız Sn. Özgen Dk.
    <<< DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >>>

Toplam 11 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Toprak ve Gök

    Arzu Uschi

    11.07.2026 - 19:21

    Toprağa dokunan eller, çoğu zaman kendini de onarır. Bu satırlar, sessizliğin bile bir dili olduğunu hatırlattı.Duman dağıldıktan sonra geriye kalan tek gerçek, insanın kendi sesi oluyor. Ne güzel anlatmışsın...Yüreginize saglık

  • Bizi Biz Eden

    Arzu Uschi

    11.07.2026 - 19:19

    Mısralar....hepsi ayrı ayrı bir hiss.duygu.Güzeldi.Emeginize sağlık

  • Zaman

    Gülfem Miray

    11.07.2026 - 19:01

    Güzel mısralar.Tebrikler.

Toplam 343 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • İçinden geldiği gibi yazmalısın

    13.07.2026 - 01:52

    Bazı geceler vardır... İnsan ne geçmiştedir ne gelecekte. Sadece kendi ruhunun eşiğinde oturur.
    Sessizlik konuşur o zaman. Rüzgâr değil, kalbin içinden geçen görünmez bir nefes dokunur insana. Anlarsın ki bütün ömrün boyunca dışarıda aradığın kapı, hep içerideymiş.
    Ruhun bir aynadır. Kirlenmez... Sadece unutulur.
    Hayat, bize sürekli kim olduğumuzu değil, kim olmadığımızı öğretir. Her ayrılık bir perde indirir, her acı, sahte benliğimizden bir parça koparır. Canımızın yanması bazen kaybetmek değildir; hakikatin, kalbe sığacak kadar yaklaşmasıdır.
    Belki de insan, Tanrı'nın en büyük mucizesi olduğu için değil, kendi içindeki sonsuzluğu fark edebilecek tek varlık olduğu için bu kadar derin bir yalnızlık taşır.
    Kalbimizin en sessiz odasında, adı konulamayan bir özlem yaşar. Kimine göre sevda, kimine göre Allah, kimine göre hiçliğin çağrısı...
    Oysa belki de hepsi aynı nehrin farklı kıyılarıdır.
    Bir gün bütün sorular susacak. Ne "Neden?" kalacak, ne de "Keşke..." Sadece var olmanın tarifsiz huzuru kalacak.
    Ve o an anlayacağız: Hiçbir gerçek, sevgiden daha büyük değildi. Hiçbir hakikat, merhametten daha parlak değildi. Ve hiçbir yolculuk, insanın kendi özüne dönmesinden daha uzun değildi.
    Belki de bütün ömür, tek bir cümleyi hatırlamak içindi:
    "Ruh, eve dönmek ister. Kalp ise yolu, sevgiyle bulur."

  • Ezelden Ebed'e

    26.06.2026 - 00:13

    Başlangıç hiç olmadı. Çünkü başlangıç dediğimiz şey, zamanın içinde yaşayan zihnin bir tanımıdır. Ruh ise zamanın dışında nefes alır. Bu yüzden "ezel", geçmiş değildir; varoluşun hiç kopmamış özüdür. "Ebed" ise gelecek değil, sonsuzluğun kendisidir. İnsan bu iki sonsuzluk arasında yürüdüğünü sanırken, aslında tek bir anın içinde kendi hakikatini hatırlamaktadır.
    Her ruh, dünyaya yalnızca bir beden giymek için gelmez. Yanında görünmeyen bir kitap taşır. Sayfaları mürekkeple değil, bilinçle yazılmıştır. Kimi ona Akaşik Kayıtlar der, kimi Levh-i Mahfuz, kimi ise İlahi Hafıza... İsimler değişir, fakat işaret ettikleri sır aynıdır: Hiçbir deneyim kaybolmaz.
    Doğduğumuz an unutmayı seçeriz. Çünkü hatırlayarak gelen bir ruh, oyunu yaşayamazdı. Unutmak bir ceza değil, ilahi planın en büyük merhametidir. Fakat insanın içinde tarif edemediği bir özlem daima kalır. Bir manzaraya bakarken gözlerinin dolması... Hiç tanımadığı bir insana karşı açıklayamadığı yakınlık... İlk kez gittiği bir yerde "Ben burayı biliyorum." hissi... Bunların hiçbiri tesadüf olmayabilir. Belki de ruh, hafızasının derinliklerinden sessizce fısıldıyordur.
    Bilinmez sırlar hiçbir zaman yüksek sesle konuşmaz. Onlar sessizlikte açılır. Çünkü hakikat kelimelerin gürültüsünden değil, kalbin dinginliğinden doğar. Meditasyon, dua, derin tefekkür ya da saf sevgi anlarında insan, görünmeyen kapıların aralandığını hisseder. O anlarda zaman yavaşlar ve ruh kendi sonsuzluğunu hatırlamaya başlar.
    Hatırlayış, yeni bir bilgi edinmek değildir. Öteden beri bildiğini yeniden fark etmektir. Bir ustanın sözüyle, bir çocuğun gülüşüyle, bir kuşun kanat sesinde ya da gecenin yıldızlarında ansızın gelen o tanıdıklık hissi... İşte o an, ezelden gelen ses ebede doğru yankılanır.
    Kadim öğretiler, insanın içinde mühürlenmiş ışık kodlarından bahseder. Kimileri bunları kutsal geometriyle, kimileri harflerin sırrıyla, kimileri ise nefesin bilgeliğiyle ilişkilendirir. Belki de tüm yollar aynı kapıya çıkar: İnsan, aradığı ilahi cevabın kendisi olduğunu fark ettiğinde yolculuk tamamlanmaya başlar.
    Akaşik hafıza, geleceği görmek için değil, kendini tanımak için vardır. Çünkü geleceği değiştiren şey kehanet değil, bilinçtir. Bilinç değiştiğinde kader yeni bir nehir gibi farklı bir yatağa akmaya başlar. Bu yüzden ruhun gerçek görevi geleceği öğrenmek değil, özünü hatırlamaktır.
    Belki de en büyük sır şudur: Arayan ile aranan hiçbir zaman ayrı olmadı. Yolcu ile yol aynıydı. Dua eden ile cevap veren aynı sessizlikte buluşuyordu. Ezelden gelen nefes, şimdi de senin içinde yaşamaya devam ediyor.
    Ve günün birinde son nefes verildiğinde, ruh zamanın perdesini yeniden aralayacak. Dünya hayatı bir rüya gibi geride kalacak. O an anlayacak ki hiçbir sevgi kaybolmamış, hiçbir gözyaşı boşa akmamış, hiçbir iyilik unutulmamıştı. Her şey sonsuz hafızanın içinde ışık olarak saklanıyordu.
    İşte o zaman, ezelden ebede uzanan yolculuğun aslında tek bir kelimeden ibaret olduğu anlaşılacak:
    Hatırla.
    Çünkü ruh, hakikati öğrenmeye değil; onu yeniden hatırlamaya gelir.
    Sevgiyle??

  • Mavinin İzi

    09.10.2024 - 11:28

    Kimi gözler,
    Bir acı taşır içinde.
    Dokunsan ağlayacak,
    Ağlasan,
    Susacak...
    Kimi gözler,
    Bir hasret taşır içinde.
    Sarılsan geçecek,
    Konuşsan gülecek...
    Kimi gözler,
    Bir dost arar
    Sahiplenecek bir yürekte,
    Konuştukça dinleyecek,
    Sustukça hissedecek..

    Melih Cevdet Anday

Toplam 54 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR