kendimi uzun zamandır
ilk kez bugün dinledim.
meğer ne çok susmuşum.
insanlara değil,
kendime.
herkes beni iyi sanmış.
ben de öyle görünmüşüm.
gülmüşüm,
konuşmuşum,
bir yerlere gitmişim,
dönmüşüm.
ama içimde
hep aynı adam oturuyormuş.
kimseye anlatmadığı
bir şeyi bekleyen.
ne beklediğini
kendine bile söylemeyen.
sonra seni düşündüm.
ve anladım.
ben aslında seni değil,
senin yanındayken olduğum adamı özlüyorum.
daha az korkan,
daha az düşünen,
daha çok hisseden o adamı.
sen varken
kendimi saklamıyordum.
bunu şimdi fark ediyorum.
insanın birini sevmesinden
daha büyük bir şey varmış;
birinin yanında
kendinden kaçmamak.
sen bana bunu yaptın.
farkında olmadan.
ben senin yanında
hayatım boyunca taşıdığım
o ağır ceketi çıkarmışım.
kimse görmemiş.
sen bile.
ama ben şimdi
o ceketin ağırlığını
yeniden omuzlarımda taşıyorum.
bazen sana kızıyorum.
sonra kendime.
çünkü sen bana
hiçbir söz vermemiştin.
ben kendi içimde
bir dünya kurmuşum.
sen sadece
kapısından geçmişsin.
ben ise
ev sanmışım.
belki bütün mesele buydu.
ben seni olduğun hâlinle sevmedim yalnızca;
senin yanında
olabileceğim hâlimi de sevdim.
bu yüzden gitmen
iki kişinin ayrılması gibi olmadı.
sanki içimden
bir parçam sökülüp gitti.
ve insan
kendisinden kopan bir parçanın
arkasından koşamıyor.
nereye gideceğini bilmiyor.
şimdi aynaya baktığımda
kendimi görüyorum.
ama bazen
tanımıyorum.
yüzüm aynı.
gözlerim aynı.
sesim aynı.
ama içimdeki bazı odalar
kapanmış.
anahtarları da
bende değil.
seninle ilgili en tuhaf şey bu:
seni artık hayatımda istemediğimden değil,
hayatımın nasıl olması gerektiğini
sen gittikten sonra
öğrenmeye başladığımdan.
insan bazen
kaybettiği kişiden sonra
kendini buluyor.
ama bu da
çok acı bir teselli.
çünkü bulduğun insan
seni sevdiğin zamanki insan olmuyor.
ben değiştim.
senin yüzünden değil.
senden sonra
kendime bakmak zorunda kaldığım için.
şimdi biliyorum;
her sevgi kavuşmak için gelmiyor.
bazıları
insanın içindeki kapıları açmak için geliyor.
sen benim
en kilitli kapımı açtın.
içeride ne olduğunu
sen görmedin.
ben gördüm.
korkularımı,
çocukluğumu,
yalnızlığımı,
gururumu,
suskunluğumu…
ve en dipte
sana söyleyemediğim
o küçücük cümleyi:
“kal.”
söylemedim.
belki söylemeliydim.
belki de
bazı kelimeler söylendiğinde
büyüsünü kaybediyor.
bilmiyorum.
bildiğim tek şey şu;
artık seni aramıyorum.
ama seni unutmak da
istemiyorum.
çünkü sen
hayatımda kalan biri değilsin artık.
sen,
hayatımda kim olduğumu bana gösteren kişisin.
ve insan
kendisine ayna olan birini
kolay kolay unutamıyor.
ben seni
bir gün unutursam bile,
kendimi bulduğum o hâli
unutmayacağım.
çünkü bazı insanlar
kalmak için değil,
insanın içine girip
orada bir şeyleri değiştirmek için
geliyor.
sen gittin.
ben kaldım.
ama sen gittikten sonra
kalan adam,
sen gelmeden önceki adam değil.
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 16:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!