İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır;
Sonra
geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.
Kalabalık yalnızlıklar, insanın sesini duyurabildiği hâlde anlaşılamadığı yerlerde büyür. En gürültülü anlar, içimizin en sessiz olduğu zamanlardır. Yan yana durmak yakınlık değildir; bazen en büyük mesafe iki omuz arasına sığar.
Araf, insanın kalbiyle gölgesi arasındaki dar geçittir.
İnsanın ne gidişe razı olduğu ne kalışa dayanabildiği yerdir. Orada zaman ilerlemez, sadece insanın içi eskir.
Beklemek, görünmeyen bir kapının önünde oturmak gibidir; açılmayacağını bilsen de eşiğinden ayrılmazsın. Zaman geçtikçe saatler değil insan eskir, umut ise sessizce kabuk değiştirir.
Beklemek, içinden çıkamadığın uzun bir cümlenin son kelimesini aramak gibidir; nokta gelmez, anlam eksik kalır. Günler usulca geçerken insan fark eder ki asıl geciken zaman değil, kalbin razı oluşudur.
Göğün solgun bir parçası içimde unutulmuş gibi duruyor; ne zaman suskunluk çoğalsa, dalga dalga yayılıp eski yaralara dokunuyor.
Uzak ufuklara bakarken anlıyorum ki bazı renkler silinmez, yalnızca insanın bakışına sızar ve orada kendine bir yurt kurar.
İçimdeki derinlik, adı konmamış bir hatıranın gölgesi gibi büyüyor; sanki her özleyiş biraz daha genişletiyor görünmeyen o denizi.
Belki de insanın en sessiz tarafı, gökyüzünden düşmüş bir parçayı sakladığı yerdir.
Giden yalnız kendini götürmez; biraz sesimizi, biraz susuşumuzu da alır yanına.
Masada yarım kalan bir cümle, kapı aralığında bekleyen bir bakış gibi kalırız ardından.
Gidenin götürdükleri bazen bir gülüşün ışığıdır,
bazen de içimizde eksik kalan bir mevsim..
Çocuk olmak, zamanın henüz kirletmediği bir bilinçtir.
Korkunun adını bilmeden titreyen bir kalbin ilksel masumiyetidir.
O, dünyanın henüz ağırlık kazanmadığı bir eşikte,
hayalin yerçekimine meydan okuduğu tek çağdır.
Umut, varoluşun karanlık boşluğuna atılmış bir tohumdur. Toprağı acı, suyu gözyaşıdır ama filizi göğe uzanır.
Umut, kaderin paslı zincirlerine vurulmuş ince bir çatlak gibidir; kırılmaz belki, fakat ışığı içeri sızdırır.
Bazen de bir bekleyiştir; zamanın ağır adımlarını sabırla sayan, vazgeçmeyi utandıran sessiz bir direniş.
Susmak, kelimelerin ölümü değil; mânânın derin dehlizlere çekilip sabra gömülmesidir.
Sessizlik, harflerin değil hakikatin kefenidir; örtmez, aksine çıplaklığı daha yakıcı kılar.
Hasret, ruhun zamana karşı açtığı bir iç davasıdır, gecikmiş anların birikerek içte kurduğu görünmez mahkeme.
Kavuşmaktan çok, insanın kendi eksilmesine tanık oluşudur.
İnsan giderken aslında bir yerden değil, bir ihtimalden vazgeçer; kalpte kapanan kapı, evrende açılan bir boşluk olur.
Ve gidiş, en çok kalanın içini büyüten bir yokluk mimarisidir.
Sevgili,
Zamanın nabzında titreşen bir kırılma anısın; varlığın, suskunluğun bile gölgeye mana giydirdiği kadim bir sızı.
Sen, unutuluşun eşiğinde parlayan bir arketip, ruhumun en kuytu katmanında mühürlenmiş bir ihtimalsin.
Ve ben, adını anınca varoluşu yeniden yorumlayan, yokluğunu bile metafizik bir yakınlığa dönüştüren bir yolcuyum..
Bir kaşık bal, bir arının ömrü boyunca üretebildiği balın yaklaşık 1/12’sidir. Yani kahvaltıda sürdüğünüz o tek kaşık için, ondan fazla arı hayatı boyunca durmadan çalışmıştır. Bu yüzden bal, doğadaki en “emeği yoğun” besinlerden biridir.
Kalbinizin attığı sesi kulaklarınız duyamaz; çünkü beyin, kendi çıkardığı iç sesleri filtreler. Eğer bu filtre olmasaydı, kalp atışınızın gürültüsü, kanın damarlarınızda akışı ve hatta gözlerinizin hareketi bile sürekli bir uğultu gibi sizi rahatsız ederdi. Beyin, sizi delirtmemek için kendi bedeninizin sesini susturur.
Unutmak, hatıranın kalbinden değil, dilinden sürgün edilmesidir.
Bazı anılar vardır, toprağa gömülür ama kök salıp rüyalarımızdan filiz verir.
Unutmak bir silgi değil, bir örtüdür; zamanla örter.
Aşkta duygu kalbin ateşidir; insanı yürütür, cesaret verir.
Mantık ise yol haritasıdır; ateşin evi yakmasını engeller.
Biri olmadan diğeri eksik kalır:
Sadece duygu › kör cesaret, hızlı yanış
Sadece mantık › güvenli ama ruhsuz bir bekleyiş
Gerçek aşk, bu iki ikiz kardeşin aynı sofraya oturabildiği yerde yaşar.
Kalp ister, akıl korur.
Kalp sever, akıl sürdürür.
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların.. (Ahmet Telli)
Bir kuşağın kayboluşuna, umudun, vicdanın, aşkın geri çekilişine, toplumun sertleşmesine yakılmış sessiz ama derin bu ağıt ne çok şey anlatıyor bize..
Beni terk ettiğin gün hayatımın ortasına
kocaman bir boşluk bıraktın.
Yüreğine koymadığın sevgimin hafifliğinde ezilerek
Omzuma koymadığın elinin ağırlığıyla büyüdüm.
İçimde sana ayrılmış bir yer vardı, kimse oturmadı.
Tozlandı.
Affetmek bana düşmedi,
Çünkü sen bir hata değil, bilinçli bir vazgeçiştin.
Bugün ayakta durabiliyorsam, bu senden kalan bir güç değil
Bu, hiç tutulmamış bir elin bana öğrettiği dengedir.
Doğmadan yetim bırakılan kelimeler gibi boğazımda kaldın
Ben seni özlemedim baba,
Çünkü sen boşluğun kalıcı ikametiydin.
Bir erkeğin gölgesinde büyümedim,
Kendi karanlığımı boyuma göre kestim.
Herkes babasını sırtında taşır,
Ben sensizliği sırtlandım
Sessizliği ana dil belledim
Bu yüzden kamburum sevgi değil, suskunluktur.
Çocukluğum, kapısı kilitli bir akşam gibi durur hâlâ içimde
Ne gireni oldu ne çıkanın ardına bakanı.
Sen gidişi seçtiğin gün, ben hayatta kalmayı öğrendim.
İçimdeki çocuk hâlâ sana bakacak bir yükseklik arar,
Ama ben ona merdiven yerine sabrı öğrettim.
Herkes babasını anlatırken geçmiş zaman kullanır,
Benim cümlelerim hep şimdiki zamandır.
Çünkü sen hâlâ yokluğunla sürüyorsun.
Ve tekrar ediyorum
Bazı terk edişler affedilmez,
Çünkü hatadan değil, tercihten doğar.
......
Özlem hanımcım, "Baba" deyince yazılan şiirler vardır sizinki gibi, bir de yazdıkça dinmeyen yokluklar… Ben ikinci yerden konuştum; satırlarınız araladı bu konuşmayı.
Kimisine, yüreğine özlemler yazacak kadar güzel sevgiler nasip olur, kimisine yokluğun soğuğunda şükürler içmek. Kısmet:)))
Yeni yıl bir kapı değildir; aralandığında umut dökülecek bir eşik hiç olmadı.
Takvim yaprakları yalnızca eskir, insanın kaderiyle pazarlık yapmaz.
Gece yarısı sayılan saniyeler, hayatın borcunu silmez; dilekler yazılınca acılar yerinden kalkıp gitmez.
Yıl değişir, alışkanlıklar yerinde kalır; rakamlar yenilenir, yaralar eski tarihini korur.
Çünkü yeni olan yıl değil, insanın iradesidir; o değişmedikçe takvim yalnızca aynı hikâyeyi başka bir sayfaya yazar.
Ben bir tek şairin bile uyumadığı gecelerde büyüyen bir sokak cümlesiyim. Yerinde kabul görmeyen bir gülün dikeni.. Boş vakitler artığıyım yüreğinde kiminin Kiminin koklamaya bile kıyamadığı goncası. Ama en çok kimsesizliğim ben< ...
cümle
11.03.2026 - 14:16~
Cümle dediğin, kalbin karanlığından kopup gelen küçük bir ışıktır;
kimi yolu buldurur, kimi yangını gösterir.
~
acemice yaşamak
11.03.2026 - 12:11Yokluğunun acemisi yüreğim;
sessizlik, içimde yeni bir karanlık çizerken
her bekleyiş, yüreğime acının ilmini öğretiyor.
bir not düş!
11.03.2026 - 12:05İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır;
Sonra
geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.
Birine Seslenin
11.03.2026 - 11:52Varoluşum seni yeniden kurmaya muktedirdi;
ama senin en kudretli tarafın,
ısrarla kendi çöküşüne yönelen yanındı.”
kalabalık yalnızlıklar
01.03.2026 - 19:33Kalabalık yalnızlıklar, insanın sesini duyurabildiği hâlde anlaşılamadığı yerlerde büyür. En gürültülü anlar, içimizin en sessiz olduğu zamanlardır. Yan yana durmak yakınlık değildir; bazen en büyük mesafe iki omuz arasına sığar.
Araf
01.03.2026 - 19:22Araf, insanın kalbiyle gölgesi arasındaki dar geçittir.
İnsanın ne gidişe razı olduğu ne kalışa dayanabildiği yerdir. Orada zaman ilerlemez, sadece insanın içi eskir.
beklemek
28.02.2026 - 16:30Beklemek, görünmeyen bir kapının önünde oturmak gibidir; açılmayacağını bilsen de eşiğinden ayrılmazsın. Zaman geçtikçe saatler değil insan eskir, umut ise sessizce kabuk değiştirir.
Beklemek, içinden çıkamadığın uzun bir cümlenin son kelimesini aramak gibidir; nokta gelmez, anlam eksik kalır. Günler usulca geçerken insan fark eder ki asıl geciken zaman değil, kalbin razı oluşudur.
Mavinin İzi
28.02.2026 - 16:23Göğün solgun bir parçası içimde unutulmuş gibi duruyor; ne zaman suskunluk çoğalsa, dalga dalga yayılıp eski yaralara dokunuyor.
Uzak ufuklara bakarken anlıyorum ki bazı renkler silinmez, yalnızca insanın bakışına sızar ve orada kendine bir yurt kurar.
İçimdeki derinlik, adı konmamış bir hatıranın gölgesi gibi büyüyor; sanki her özleyiş biraz daha genişletiyor görünmeyen o denizi.
Belki de insanın en sessiz tarafı, gökyüzünden düşmüş bir parçayı sakladığı yerdir.
gidenin götürdükleri
26.02.2026 - 21:11Giden yalnız kendini götürmez; biraz sesimizi, biraz susuşumuzu da alır yanına.
Masada yarım kalan bir cümle, kapı aralığında bekleyen bir bakış gibi kalırız ardından.
Gidenin götürdükleri bazen bir gülüşün ışığıdır,
bazen de içimizde eksik kalan bir mevsim..
üç şey
25.02.2026 - 17:53(Üç şey iz bırakır)
Bir söz - bir bakış - bir iyilik.
çocuk olmak
11.01.2026 - 17:33Çocuk olmak, zamanın henüz kirletmediği bir bilinçtir.
Korkunun adını bilmeden titreyen bir kalbin ilksel masumiyetidir.
O, dünyanın henüz ağırlık kazanmadığı bir eşikte,
hayalin yerçekimine meydan okuduğu tek çağdır.
umut
11.01.2026 - 17:27Umut, varoluşun karanlık boşluğuna atılmış bir tohumdur. Toprağı acı, suyu gözyaşıdır ama filizi göğe uzanır.
Umut, kaderin paslı zincirlerine vurulmuş ince bir çatlak gibidir; kırılmaz belki, fakat ışığı içeri sızdırır.
Bazen de bir bekleyiştir; zamanın ağır adımlarını sabırla sayan, vazgeçmeyi utandıran sessiz bir direniş.
susmak
11.01.2026 - 17:22Susmak, kelimelerin ölümü değil; mânânın derin dehlizlere çekilip sabra gömülmesidir.
Sessizlik, harflerin değil hakikatin kefenidir; örtmez, aksine çıplaklığı daha yakıcı kılar.
hasret
11.01.2026 - 17:18Hasret, ruhun zamana karşı açtığı bir iç davasıdır, gecikmiş anların birikerek içte kurduğu görünmez mahkeme.
Kavuşmaktan çok, insanın kendi eksilmesine tanık oluşudur.
gitmek
11.01.2026 - 17:14İnsan giderken aslında bir yerden değil, bir ihtimalden vazgeçer; kalpte kapanan kapı, evrende açılan bir boşluk olur.
Ve gidiş, en çok kalanın içini büyüten bir yokluk mimarisidir.
sevgili
11.01.2026 - 17:11Sevgili,
Zamanın nabzında titreşen bir kırılma anısın; varlığın, suskunluğun bile gölgeye mana giydirdiği kadim bir sızı.
Sen, unutuluşun eşiğinde parlayan bir arketip, ruhumun en kuytu katmanında mühürlenmiş bir ihtimalsin.
Ve ben, adını anınca varoluşu yeniden yorumlayan, yokluğunu bile metafizik bir yakınlığa dönüştüren bir yolcuyum..
biliyor muydunuz
10.01.2026 - 18:36Bir kaşık bal, bir arının ömrü boyunca üretebildiği balın yaklaşık 1/12’sidir. Yani kahvaltıda sürdüğünüz o tek kaşık için, ondan fazla arı hayatı boyunca durmadan çalışmıştır. Bu yüzden bal, doğadaki en “emeği yoğun” besinlerden biridir.
biliyor muydunuz
10.01.2026 - 18:34Kalbinizin attığı sesi kulaklarınız duyamaz; çünkü beyin, kendi çıkardığı iç sesleri filtreler. Eğer bu filtre olmasaydı, kalp atışınızın gürültüsü, kanın damarlarınızda akışı ve hatta gözlerinizin hareketi bile sürekli bir uğultu gibi sizi rahatsız ederdi. Beyin, sizi delirtmemek için kendi bedeninizin sesini susturur.
unutmak
10.01.2026 - 18:28Unutmak, hatıranın kalbinden değil, dilinden sürgün edilmesidir.
Bazı anılar vardır, toprağa gömülür ama kök salıp rüyalarımızdan filiz verir.
Unutmak bir silgi değil, bir örtüdür; zamanla örter.
Aşkta duygu ile mantık ikiz kardeştir.
08.01.2026 - 19:27Aşkta duygu kalbin ateşidir; insanı yürütür, cesaret verir.
Mantık ise yol haritasıdır; ateşin evi yakmasını engeller.
Biri olmadan diğeri eksik kalır:
Sadece duygu › kör cesaret, hızlı yanış
Sadece mantık › güvenli ama ruhsuz bir bekleyiş
Gerçek aşk, bu iki ikiz kardeşin aynı sofraya oturabildiği yerde yaşar.
Kalp ister, akıl korur.
Kalp sever, akıl sürdürür.
ahmet telli
07.01.2026 - 13:49Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların.. (Ahmet Telli)
Bir kuşağın kayboluşuna, umudun, vicdanın, aşkın geri çekilişine, toplumun sertleşmesine yakılmış sessiz ama derin bu ağıt ne çok şey anlatıyor bize..
alıntı kitap cümleleri
07.01.2026 - 13:31Düşünce suçu ölümle cezalandırılmaz; düşünce suçu ölümdür.
George Orwell - 1984
babam giderken
01.01.2026 - 08:48Beni terk ettiğin gün hayatımın ortasına
kocaman bir boşluk bıraktın.
Yüreğine koymadığın sevgimin hafifliğinde ezilerek
Omzuma koymadığın elinin ağırlığıyla büyüdüm.
İçimde sana ayrılmış bir yer vardı, kimse oturmadı.
Tozlandı.
Affetmek bana düşmedi,
Çünkü sen bir hata değil, bilinçli bir vazgeçiştin.
Bugün ayakta durabiliyorsam, bu senden kalan bir güç değil
Bu, hiç tutulmamış bir elin bana öğrettiği dengedir.
Doğmadan yetim bırakılan kelimeler gibi boğazımda kaldın
Ben seni özlemedim baba,
Çünkü sen boşluğun kalıcı ikametiydin.
Bir erkeğin gölgesinde büyümedim,
Kendi karanlığımı boyuma göre kestim.
Herkes babasını sırtında taşır,
Ben sensizliği sırtlandım
Sessizliği ana dil belledim
Bu yüzden kamburum sevgi değil, suskunluktur.
Çocukluğum, kapısı kilitli bir akşam gibi durur hâlâ içimde
Ne gireni oldu ne çıkanın ardına bakanı.
Sen gidişi seçtiğin gün, ben hayatta kalmayı öğrendim.
İçimdeki çocuk hâlâ sana bakacak bir yükseklik arar,
Ama ben ona merdiven yerine sabrı öğrettim.
Herkes babasını anlatırken geçmiş zaman kullanır,
Benim cümlelerim hep şimdiki zamandır.
Çünkü sen hâlâ yokluğunla sürüyorsun.
Ve tekrar ediyorum
Bazı terk edişler affedilmez,
Çünkü hatadan değil, tercihten doğar.
......
Özlem hanımcım, "Baba" deyince yazılan şiirler vardır sizinki gibi, bir de yazdıkça dinmeyen yokluklar… Ben ikinci yerden konuştum; satırlarınız araladı bu konuşmayı.
Kimisine, yüreğine özlemler yazacak kadar güzel sevgiler nasip olur, kimisine yokluğun soğuğunda şükürler içmek. Kısmet:)))
yeni yıl
31.12.2025 - 09:17Yeni yıl bir kapı değildir; aralandığında umut dökülecek bir eşik hiç olmadı.
Takvim yaprakları yalnızca eskir, insanın kaderiyle pazarlık yapmaz.
Gece yarısı sayılan saniyeler, hayatın borcunu silmez; dilekler yazılınca acılar yerinden kalkıp gitmez.
Yıl değişir, alışkanlıklar yerinde kalır; rakamlar yenilenir, yaralar eski tarihini korur.
Çünkü yeni olan yıl değil, insanın iradesidir; o değişmedikçe takvim yalnızca aynı hikâyeyi başka bir sayfaya yazar.
Toplam 115 mesaj bulundu