Şu caddeler, ıssız beldenin kara surları,
Karanlık Babil'in öksüz doğurmuş diyarları,
Harcayıp mahveder taze rüyaları, fırlatıp dağlara,
Zehir zemberek girdabın acı veren zarları.
*
Çaldılar sefil çağımızı o acımasız kanlar,
Sabahı bekliyor bayat lokmalarla isli hanlar,
İs kokan ovalarda yutkunurken siyah zehri,
Validelerimiz yoğurdu nasırlı kollarla canlar.
*
Izdırabı, sefaleti, tükenmez krizleri,
Kavurdukça göğsümüzde yanan gizli izleri,
Devasa çelik bedenlerde harmanlayıp,
Zulümle dikermiş çatıların altında kimsesizleri.
*
Şahsımın parsı paşa olup, kurtaracak ferdimizi!
Bilakis şu kara gözlüm, parlatacak soluk benzimizi;
Ulu mühendis sıfatıyla, destanlar karalayacak,
Yegane dayanağımız, aydınlatacak denizimizi.
*
Yıkıp geçti yalan rüyaları zalim anlar,
Ağlarken sinedeki yorgun insanlar,
Kainatın sabahı, kin dökerek yüzümüze,
Nispeten isyan ettik, darmadağın kalanlar.
*
İhanetlerin süslü olanını fırlattık taşlara,
Meydan okuyan zalim bakışlar değerken naaşlara,
Eyvah diyerek; ibret maksadıyla, ateşe teslim etsem burayı?
Susturulan dillerle acıdık uçan göçmen kuşlara.
*
Gürültü yapmayın, sabit durun diyenlere,
Gösterişli sahnelerde, yetim hakkını yiyenlere,
Defalarca ezildik, kurban edildik ceza ödeyerek,
Defalarca yaralandık, ruhumuzu karanlık giyenlere.
*
Yittiğinde kıymeti, avucumuzda duran pürüzler,
Taze ürettiğimiz isyanlarla çınladı gündüzler!
Defalarca parçaladık sükutun kör düğümünü,
Ağlamayı terket, sus derhal, körleşmiş yüzler!
*
Kabullenemedin sanırım acımasız düzeni!
Karşında duruyor rızkın, umursama üzeni!
Niçin feryatlar, göğsünü dövüp durmalar,
Ardın sıra bıraktıklarınsa sadece kemik deseni!
*
Saraylılar misali kuşanıp gezinmek kolay ferman,
Masallar işittik, kalmadı dizlerde derman,
Dayan gayri, geçici serap yalanlarına!
Bıçak sırtı şarkılarla savruldu siyahi harman!
*
Nerede göbekli, saygıdeğer sayılanlar!
İşte bahsi geçen, köşe başlarında yayılanlar...
Meydanlarda kuru laflarla kahramanlık anlatan,
Çıldırıp sürünür, dalkavukluğa bayılanlar!
*
Keyiften mest olup, koltuklarında şişerken,
Bizlerse kızıl şerbet niyetine ağılar içerken...
Dudaklarından iğrenç sıvıları dökerek böğürdüler!
Şu fani suretli şeytanların yolundan geçerken...
*
Hangi şahsın hangisine ait olduğu belirsiz soylar,
Şahsın kökünü, mesken tuttuğu ıssız koylar,
Sinirim zıpladı, dimağım bedenimden uçtu,
Akrabasını koyduğu dipsiz karanlık boylar...
*
İnanmayın kibirli tavırlara, alayı yalan,
Korkaktır ruhları, cesaretleri korkuyla dolan,
Tanırım sürünün çürümüş kalplerini,
Maalesef devran dönüyor, elde tutulur talan.
*
Dokunmayın tutuşsun, kül edilsin koca liman,
Ateşlere teslim edilsin, kalmasın tek aman,
Karanlığıyla yalnız otursun caddeler,
Yetersiz gelir ceza, yıkılsın zaman.
*
Köşesinde, seyirciler huzurunda fütursuzca,
Fırlatılsın edepsiz fırtınalara doğru şuursuzca,
Taze ürettiğimiz beddualar çınlasın göklerde,
Ardından sanatçı kazısın mısralara onursuzca.
*
Şu deli fikrimiz; tutmaz mısın kat'iyen telkinleri,
Cesaret dedikleri göğüste yanan koca zenginleri,
Takan bulunmaz kuralları, dinleyen yasakları!
Zorbalık denilen şey kolay sanılır, ezer enginleri!
*
Asi çağlar, damarların deli akışı,
Damarlardaki ateş, dünyaya ters bakışı,
Yutkun, kaybedersin nesini? Silinir kederin!
Şahsi paşasısın buraların! Yakışır alnının nakışı!
*
Şu elindeki zehir, unutturur sızıyı!
Şu is siler atar alın yazıyı,
Ant içerim, havalanırsın göklerin zirvesine,
Neticede kabullendik ruhumuzu oyan kazıyı.
*
Karardı, parlayan masum hedefler,
Geçmiştekiler nerede? Sevdaya adanmış sedefler...
Validelerimizin tertemiz duaları misali,
Serap oldu tutkular, boşa çalındı defler.
*
Diyarı yerle yeksan etmeyeyim de neyleyim?
Kuytusunu, ihanetin maskesini peyleyim,
Hangisi hangisini harcar acımasız panayırlarda?
Ezberledim tamamını, müsaade edin isyan eyleyim.
*
Dikilip vahşi pusu, patikanın garibine?
Ateşe versem şurayı? Gidiyor takibine!
Zihnime üşüşür, akıttığım kayıp damlalar,
Taze çağım, göğsümün kaçıncı vuruşu dibine?
*
Terk eyleme, bittim gayri, dermanım kalmadı yavrum,
Ziyan olacaksın, mahvedeceksin, yollar uçurum,
Zamansız çınlar titrek feryat işitmesem de,
Ey bahtsız, dertli, beyaz telli, koca gururum!
*
Cahillik, asi rüzgar bırakmaz yakanı,
Arzulasan dönemezsin, sararlar etrafına kalkanı,
Hararetini özlerim tınısının, kollarının şefkatini,
Hasret kaldım, genzimde tüten o hakanı.
*
Bulunmaz ebeveyn misali şefkatli liman,
Yalanlar sarmalı, zihnimizde çalsın duman,
Gösteriş tutkusu, bitmez iştahımız,
Sırtlara atılan paltolarla, yürürdük yaman.
*
Çevirip dururken zincirleri, daracık avlularda,
Çalım satarken, ezilmiş contalarda,
Fark edemedik sefaletin, cehaletin dibi sayıldığını,
Sonradan kavradık ilmin faziletini, oltalarda.
*
İmal etmenin, emeğin kutsal değerini,
Arlanmanın, bedenin bilmesi yerini,
Hicap duymayı ziynet misali taşıması gerektiğini,
Bölüştükçe silindiğini kederin karanlık siperini.
*
Genişlediğini neşelerin, ortaklığın yüce hissini,
Gecikmeli kavradık sevmeyi, silemedik gözün isini,
Mantıksız kafamız, bitmek bilmez hamlığımız,
Göremedik sahte dünyaların sunduğu pisini.
*
Zehirli şişlerin sivrisinde ararken kurtuluşu,
Harcayıp bitirdiğimiz masumiyetin yok oluşu,
Kimsesizliğe mahkum ettiğimiz taze çağımız,
Kaybolan yıllarımızın feryatla son buluşu,
Ağlatır ruhumuzu, maziye edilen uçuşu!
*
Uyan gayri karanlık, dipsiz, soğuk rüyadan,
Uzaklaş kahramanların gezdiği fani dünyadan,
Gerçek cesaret, karanlığı kökünden kazımaktır,
Umut yeşertmelisin çürümüş olan mayadan.
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!