unut yaşanmışlıkları,
hatırım için bu gece.
ne demişim, ne duymuşsun,
hangi sözüm nerene batmış,
hangi susuşun beni öldürmüş,
bırak bir kenara.
bu gece
haklı çıkmayalım mesela.
sen koy gururunu masaya,
ben inadımı bırakayım yanına.
iki kadeh de suskunluk söyleyelim,
bakalım hangimiz önce sarhoş olacak,
biz mi,
kırgınlıklarımız mı?
o niye oldu? deme.
onu neden dedin? hiç deme.
dünün çöpünü
bugünün sofrasına dökmenin
hangi kitaba göre adı yaşamaktır?
oldu işte.
insan bu,
bazen ağzı yüreğinden evvel davranır,
sonra ömrü boyunca
dilinin açtığı yarayı
kalbiyle kapatmaya uğraşır.
ben de çok halt ettim,
sen de az değilsin hani.
sen sustun,
ben sustuğunu yanlış anladım.
ben konuştum,
sen söylediğimden fazlasını duydun.
sonra iki yabancı gibi
aynı hatıranın
iki ucundan çekiştirip durduk.
sen ben haklıyım dedin,
ben asıl ben.
ne büyük marifet.
iki insan birbirini kaybederken
haklı olanı alkışlayan
bir tek şey görmedim şu dünyada.
hem söyle bana,
haklı çıktın da ne oldu?
göğsüne madalya mı taktılar?
ven haksız çıktım da
kıyamet mi koptu?
birbirimizin gözlerine bakmak yerine
mahkeme kurduk sofraya.
sen hakim oldun,
ben sanık.
sonra yer değiştirdik.
kararı da
ayrılık verdi.
oysa aşk dediğin
dava kazanmak değilmiş be güzelim,
bazen bile bile yenilip
sevdiğinin yanında kalabilmekmiş.
biz bunu geç öğrendik.
gurur denen pezevenk
kapımızı çaldığında
dost sandık,
içeri buyur ettik.
başköşeye oturttuk.
çayını verdik,
ekmeğimizi verdik,
yatağımızı bile serdik.
o da sağ olsun,
önce kahkahamızı yedi,
sonra muhabbetimizi,
en son bizi birbirimize yedirdi.
şimdi oturmuş
kim başladı? diye soruyoruz.
kim başladıysa başladı.
yangından sonra
kibritin sahibini bulsan ne çıkar?
ev yanmış.
biz yanmışız.
bir zamanlar
sesini duymadan uyuyamazken,
şimdi birbirimizin sesinden
kaçacak delik aramışız.
bir zamanlar
elini bırakmaya korkarken,
sonra aynı odada
ellerimizi cebimize saklamışız.
bak şu halimize.
sevmeyi becermişiz de
sevilmenin nazını taşıyamamışız.
özlemeyi bilmişiz,
özür dilemeyi öğrenememişiz.
birbirimizin yarasına merhemken
bir gün gelmiş,
yarayı kimin açtığını tartışmaktan
merhem sürmeyi unutmuşuz.
gel.
bu gece hesabı kapatalım.
sen benden aldıklarını sayma,
ben sende bıraktıklarımı.
çünkü ömür
bizim hesap defterimizi beklemiyor.
saat işliyor.
saçımıza düşen her ak
acele edin diyor da
biz hala birbirimize
eski cümlelerin hesabını soruyoruz.
bir gün
bu kavganın ortasında
birimizin sandalyesi boş kalacak.
işte o vakit
ne senin haklılığın işe yarayacak,
ne benim inadım.
keşke diyeceğiz.
ah şu keşke.
insanın mezarına kadar götürdüğü
en ağır kelime.
mezarcı da sormayacak zaten.
hanginiz haklıydı?
toprağın böyle merakı yok.
o yalnızca
susmamızı bekler.
onun için
unut yaşanmışlıkları
hatırım için bu gece.
dün dünde kalsın.
sen biraz yanaş,
ben biraz insan olayım.
kırgınlık dediğin
kapıda beklesin.
varsın bu gece
gurur bize küssün.
bir kere de
o sabahlasın yalnız.
çünkü yıllardır
birbirimizi kaybetmemek için değil,
kendimizi haklı çıkarmak için uğraşmışız.
ve şimdi anlıyorum.
biz birbirimizi sevmekten
hiç vazgeçmemişiz belki de.
sadece sevgimizin üzerine
o kadar çok kırgınlık yığmışız ki
altında kaldığını
öldü sanmışız.
hadi.
kaldıralım şu enkazı.
belki altında hala
ilk günkü gibi atan
iki aptal yürek vardır.
sen geçmişi bırak,
ben hesabı.
sen elini uzat,
ben inadımı gömeyim.
çünkü ömür dediğin
sandığımız kadar uzun değil.
bir bakmışsın
söylenecek bütün sözler duruyor,
ama dinleyecek kimse kalmamış.
bir bakmışsın
kolların hala yerinde,
ama sarılacağın insan yok.
işte o zaman anlarsın.
bizim asıl kavgamız
birbirimizle değilmiş.
zamanlaymış.
ve biz.
kimin haklı olduğunu
ispatlamaya çalışırken,
unutmuşuz sarılmayı.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 31.08.2026 18:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!