herkes bizi yakıştırırken birbirimize
bir tek sen yakıştıramadın
herkes biz olmamızı isterken
sen benlerine takılmıştın
eksik anlatacaklar seninle doldurduğum masalları
çocuklar sensiz olacak
sevdasına korku düşmüştü kadının
mutlu olmaya alışık değildi
belkide
sevmekten korkuyordu adamı
ve bir erkeğin kendini bu kadar çok sevmesinden...
Çirkin bir kurbağa
Tanımadığı bir prensesin gülüşleriyle
prens oldu....
Prensesin dudaklarından dökülen her kelimeyle transformasyona uğruyordu kurbağa.
Çirkinlikleriyle doluydu insanoğlunun
ve
Deniz
sen gibi kokuyor
ve
senin gibi yaşanılıyor uçsuz bucaksız,
bazen sakin..
bazen dalgalı..
Denizin Öfkesi
Denizin ortasına bırakacağım seni…
Önce güneş, sonra susuzluk kavuracak bedenini…
Deniz reddedecek vücudunu…
Kavrulacakken sen tam orada…
bazen boşver dünyayı,insanları...
tut kolundan o nu
hadi keşfe dalın evreni diyor ruhum
sonra bedenim
hopp bi dakika kiminle bu yolculuk diyor
öylece kalakalıyor zaman
umarsızca bırakıp gittiğin
ellerim,
yalnız kaldı o isimsiz sokağın ortasında
bir hayal uzaklaşırken...
U.B
gülümseyişlerim
dans ediyor gecenin karanlığında
belki de
bir yerlerde
ayak uyduruyorlar
birinin
sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...
Canının sıkıldığı anlarda boş sokaklarda gezmeyi çok severdi…
Yalnız başına herbiri yalnız olan sokak ışıklarının yanından geçmeyi aklından bile geçirmezdi…
Onların da yalnızlıklarını bozmamak için…
Hep aynı yerde bir anlık duraksar, derin bir nefes alırdı.
Kim bilir kaç kez saymıştı, yürüdüğü kaldırımları ve sadece son 2 sayışında aynı sayıyı tutturmuştu.
17454 evet bu kadar saymasına yetecek kadar yürümüştü o Arnavut kaldırımlarında…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!