Başka yüzlerdeki sahte gülüşün ilk kurşunuyum.
Benim ben'im. O, alnımın orta yerindeki küçük, koyu ihanet.
Bilir misin, o nokta, senden kalan tek yara izi. Her ayna karşısında öksüz bir öpüşün ağırlığı.
Bu yalnızlık ki; yüreğime gömülmüş kızıl bir kor. Ve ben, o koru söndürmek için ölümü beklerken; Sadece bir an çıkagelsen, gülüşün bir şok dalgası gibi çarpıp gözlerime, uyandırsa bu kör ve uyuşmuş hissizliği.
bazen
siktir et dünyayı,insanları...
tut kolundan "o"nu
hadi keşfe dalın evreni diyor
ruhum
sonra
Ayrılığın o keskin sızısını sıska vücudunda ilk kez tadıyordu. Bu zehrin bünyeyi nasıl ele geçireceğini önceden bilseydi, binlerce kez kurgulardı bu anı zihninde; binlerce kurgulanmış veda yaşar, bağışıklık kazanırdı belki. Hasret geldi, ayrılık kapıya dayandı.
Mutluluktan örülmüş bir rüyanın ortasında, aniden başını kaldırıp bakıyorsun hayata. O pırıltılı düşün içinde biriken mutsuzlukları, paslı kavgaları, anlamsız tartışmaları görünce sormadan edemiyorsun: "Gerçekten bunu mu hayal etmiştim?" Sonra kararlar geliyor; ağır, taşınması güç kararlar. Yükü omuzlayamadıkça içine kapanıyor, bir çıkış yolu bulma ümidiyle yanlış limanlara yanaşıyorsun. Her adımında, geri dönmek için daha kaç fersah yürümen gerekeceğini hesaplamadan... Tek arzun, bu zihin bulanıklığından ve ruh halinden kurtulmak. Bazen bir başka ilişkinin sahte sıcaklığında mutlu olduğunu sanıyorsun; fakat çok geçmeden anlıyorsun ki bu sadece bir zorlama, bir kendini kandırma hali.
Geri dönmeye karar verdiğin o an dehşete düşüyorsun: Kendi benliğinden ne kadar uzaklaştığını görüyorsun. Geçici hevesler, elalem ne der korkuları ve çevresel baskılar seni senden ne kadar da uzağa savurmuş. Bazen o dönüş yolu hiç bulunmuyor. Aynaya baktığında, asla dönüşmek istemediğin o yabancının yüzüyle karşılaşıyorsun. Ve nefret etmeye başlıyorsun; aynalardan, o yüzden ve en çok da eski seni özlemekten.
Eski aşklar... Yaşanmış, harcanmış, bazen özlemle bazen de nefretle anılan o hayaletler. Bizi biz olmaktan çıkarıp, başka onlarca gölgeye dönüştüren o sarsıntılar. Masada öylece oturuyordu; yüzünde ne nefret, ne sevgi, ne de üzüntü. Mutlak bir ifadesizlik.
Etrafındaki dünya ise başka bir telden çalıyordu. Masalardaki insanlar daldan dala atlıyordu. O, bu sığ düşünce denizinde boğulmayı değil, en dibe batmayı tercih ediyordu.
Hayat sadece sevmekten ibaret değildi elbet; ama birini sevdiğinde ve o sevgide yankı bulduğunda, yeryüzü daha katlanılabilir bir yer oluyordu. Dilin bile ezberliyor gideni; annene, arkadaşına, bir yabancıya yanlışlıkla o kutsal sıfatla sesleniyorsun. Dilin hafızası, kalbin yarasından daha sadık.
Aynı var oluş…
Her geçen gün birbirinin aynısı…
bugün dünün, yarında bugünün aynısı olacak.
Yine aynı saatlerde çıkacağım yola, aynı sokaklardan geçip, aynı insanları görüp, aynı şekilde uzaklaşacağım…
Yine aynı sandalyeye oturup, aynı masanın üzerinde hep aynı yerde bulunan telefona bakıp, hep aynı düşünceler içerisine gireceğim…
Adam, kendini bile yalnız bırakmıştı.
Oysa kendinden başka arkadaşı da yoktu;
belki de asıl arzusu, o son sığınaktan da soyutlanmaktı.
Özgürlüğü duyumsadığı, güneşin gülüşüne sızdığı o eski anları anımsadı.
Dudaklarında, geçmişin tortusu gibi acı bir tebessüm peydah oldu.
Hep güçlü kalmaya çabalamıştı ama artık o mukavemetin yükü omuzlarını çökertiyordu.
bir sokak kedisini isitirken yaklasti günes denize...
bir sokak kedisi önündeki balikla oynayan...
balik oynandigindan, kedi kendini günesin isittigindan, deniz günesten habersiz...
bir sokak kedisini isitirken, yaklasti ölüm aska, ask ayriliğa...
binlerce yalan kapladi denizi...
deniz metomorfozlar içinde kayboldu...
Şehre yağmur yağıyordu
Kuytular, sokak araları, sırılsıklam geceler...
Ama benim içime yalnızca sevdanın yıldırımı düşüyordu.
Ölüm, sevdamıza merhaba derken,
Parmakların, dudaklarıma veda ediyordu.
İnsan bazen birini bekler,
İckiden daha beter ruhunu carpacak,
dalgalardan daha kuvvetli yureginin sahilllerine vuracak birini..
ve belkide simsiki ellerini avuclayacak
kucuk bir cift yuregi...
270520122248
degismemis gozlerin
yillar sonrada
bakakaliyorum ardindan usulca
ayakizlerin sessizce izini birakirken
sokaklara...
ve yaninda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!