Hani dağlarda yürürken
Uzak ve kimliksiz bakışlarda
Hüzün biriktirdiğimiz anlardı…
Ne çok şeydi son sigarayı bölüşmek
Yağmura yakalanmış çocuklar gibi
Islandıkça çamura bulanırdı kavgamız
/Boynu bükük zamanlardan kalma
Eli yüzü kire bulanan çocukluğumuz../
Büyüdük..
Bir deniz kenarında oturmuş
Saçlarının kokusunu düşünüyorum
Bir de ellerinde ısıttığım çocukluğum
Yalnızlığında büyüdükçe üşüyorum…
Eylül vakti kırıldıkça kalem
Yol kesen eşkıya bir zamandır Eylül
Sürgüne vurulan yaprakların sarısı
Bir de akşamcı kuytularda yitirdiğim
Üç sigara yakımlık gecemin sen yarısı..
Bir intihardır Eylül sevda bıçkını ayazda
Özlemek bazen
Sevda yüklü bir eylemin
Militan suçlarına gömdüğüm sır
Her yağmur sesinde sakladığım hüzün
Sözün anlamına yüklediğim koca bir asır…
Yorgunum yar
Elleri iki yana düşmüşlüğüm
Tenimde nefesinden kalma sızı
Sürgüne vurmuşum vakitsiz sözü
Gitmek, zor karar…
Bir sabahçı kahvesinde uykulu mahmur
Saçı başı dağınık bir kadın endamında
Bir yosma kıvamında geçerdi zaman….
Dudağımda tütün kokusu biraz
Biraz hüzün tortusu senden kalan..
Henüz yürümediğin sokaktan geçtim bugün.. Gitmediğin çay bahçesinde oturdum...Genzime doldurmadığın kokunu çektim içime.. Tenimi yakmamış sıcağına dokundum..
Henüz tanışmadığımız o anı seyrettim gözlerinden.. Ve sözlerinden dökülen o kararsız heyecanı hissettim..
Henüz...Henüz sevmediğin yüreğimde yer açtım sana.. O deli bakışını, o serseri dokunuşunu hissettim... Alabildiğine korkuyordun, utangaç susmaların gölgesinde anne kokuyordun..
Saati öfkeye kurdum
Bütün vakitler gitmeye dair
Sarhoş olurcasına içtiğim zehir
'Kana bulandı mavi' çektim
Gökyüzünde Ay'ı vurdum.....
O senin gözlerin,
Ustura bakışlı öfkeden kalma,
Dokunur, değdikçe kanatır yüreğimi…
İki eli kanda sevmelerim,
Yıkık duvarlı bir cami avlusunda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!