Kızılderili’yim;
Boyanmadan gezemem.
Suratımdaki kini;
Boyalarla saklıyorum.
Neşeyi sevgiyi,
Kağıtlara değil,
Şafağın dilinde kızıl bir elma
Büyüyor gözünde unutma
Sazını alırsa bir aşık
Susturamaz üstüne gelse
Zalim dolu bir dünya
Adını sorma aşığın
Sadece uzaklarmi dustu icine
Aklinin ozlemlerinin icinde buyuyen
Bu guzel ses bu hos koku
Butun duyularini acan
Seffaf narin doku
Hala duyabiliyorum seni ey ask
Yaşamdan koparılacak
Çok şey var.
Güneşli bir günde
Elmalar
Sarkarken dallardan.
Elbet bize de düşecek
Bir yoldur agir asilir gider garpa dogru
Icinden gecilen eski zaman hanlari
Yollarin bitmezligini doyuran
Lule kebabi.
01.06.2011
Lanetini sirtlayip yasamin
Dustu yollara...
Ussuldu adimlari usunda
Suskunlugunda bilgeligi asildi
Bir sincabin topuklariydi topuklari
Issizligin ortasinda
Aynalar her zaman gerçeği söylemez.
Aynaya baktığımızda güzel bir gülümseme görürüz. Ama derinlerde, üzüntü içimizi kaplar.
Bazı insanlar aynalarını ve geleceklerini kirarlar.
Gereksiz ekranlarin icinde kaybolurlar.
Kuslar ucuyordu
Goclerinin uzerinde
Bilinmez bir ulkeye dogru...
Kuslar ucmuyordu gulum
Ruzgar olup esiyorlardi
Dokunsam kavrulurum,
Tenine.
Teninde bulurum hayatı.
Aşarım bütün kıvrımların.
Yayılırım teninin;
Bitmez coğrafyasında.
Koca Yusuf
Kır atı yoranda
Ali Ruhşeni dağa çıkanda
Yaman oldu beyler yaman.
Namı diyarları aşanda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!