Kalıtsallığın savaşıydı,
Yıkmak için genleri,
Binlerce kez girdi,
Sarmalın gizemine.
Uzun ve kısa kolların da,
Sarildi gun
Kusun kanadina
Kirildi kara
Gulusunun beyazinda
Adi umut
Saganaklarda bosalir
Ve safak vakti
Kanli doseklerde uyanir bebeler
Kursunlanmis bir besikde
Hayatinda hic gulmemis gibi yatan
Bu bebeklerin uzerine
Agittan bir gun dogar
Savur seni durduranı.
Durağanlık;
Ölüme yaraşır.
Göğe binlerce avucunla,
Tutunmalısın.
Ve köklerinle dünyayı,
Sulanan neydi
Susayan zamanda
Susan neydi
Eskirken çığlıklar.
Çığlar büyürken
Çağıldayan neydi.
Bu kent yalnız kalmış dostlar,
Adlar kazınmış duvarlarına,
Umarsız aşk sözcüklerini
İşlemişler suratına çakılarıyla.
Giderken bu kenti yakmışlar.
Yurudugum yollarda kaybedip
Binlerce kez geri dondugum
Aradigim ve bulamadigim bir an icindi hersey...
Hayretler icinde kalan bir zamanda
Her saat tinisinda
Mavi gozlerinde gunes
Yavrum beyaz teninde sevgi
Sen buyuyorsun dolu dizgin
Her gun yuzun degisirken
Sasirtiyorsun bizi
Bana benzetiyorlar seni
Cana can dustu
Icinde kivilcimlari sakir umudun
Yalin bir dirilistir bu
Sakin ve sessiz buyur icinde can bir canin...
Aylara asilmistir bekleyis
Camekanlarindan izledim seni
Ey yarim Istanbul...
Sehrinde yoksullar cogalmis
Korkularin icinden siginmislar
Masmavi kanatlarinin altina...
Yasamak icin didinmekteler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!