Yıkıyor yel;
Bizi ayıran sınırları.
Ufuktan güneş;
Gülümsüyor yele.
Uçuyor yel,
Yel süzülüp güneşten;
Yıldızlar
Gecenin çarmıhında
Yalnızlıklarına ağlarlar.
Karanlığa meydan okurlar
Işıktan gözyaşlarıyla.
Duvarlarinda yosun var gonlumun
Kuzey yamaclari gibi
Bir uzun sedir agacinin...
Ve soluyorum kokusunu yosunun
Sanki icindeyim
Bir koca okyanusun
Ah ağaçlarından biri olabilseydim,
Kar yağan teninde;
Ağaran bir dalın olabilseydim.
Hiç alçalmadan;
Yücelerden sevebilseydim.
Çay deme eriyor;
Baharın izi gibi.
Elle silinen bir zaman;
Sözde akıyor.
Ve demli bir çay;
Buğusunda eriyor;
Kalabalikti yine cadde
Ne guzeldir
Yurumek insanlarin arasinda
Siradan mutlu civiltilarla
Bilmeden gidecegin yeri
Ve dusunmeden yarini
Yamaçlarda dolanıyor gözlerim.
Unutulmuş bir dalını arıyorum,
Ağaran teninde;
Kendimi arıyorum.
Sanki birazdan sökecek,
Dere akıyordu
Bir gece
Sessizce sokuldum
Kıyıcığına.
Dinledim
Geceye akan sesini.
Sonbahar
Yapraklar dökülüyor
Ömrümün
Bu yeni sayfasında
Düşen ilk yapraklar
Ağır aksak,değirmi
Şimdi uzun bir yol sessizliğidir
Kemiren düşlerini....
Uzun bir yaşamın içinde
Bir parça kuru ekmeği kemiren
Büyümemiş bir çocuktur o...
Yollara aşık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!