Eteklerin salınsın her adımında
Endamın alıp götürsün beni
Saçların dalgalansın rüzgârda yürürken
Ayak seslerin üşenmesin
Gittiğim yere getirsin seni.
Çağırıp gel dese, güzelim sesin
Dağları aşarak gelebilirim
Bana bir defacık sevgilim desin
Aşkımdan coşarak ölebilirim.
Meçhuller çağırır beni her şafak
Düşüncelerimin çıplaklığından neden korkayım
Kendimden gizlediğim olmadı ki hiç
Sevdiysem
Eczasını bir bakıştan alıp kendim tutuşturdum
Yüreğimdeki alev sıcaklığında sevdim
Söndüğüm olmadı ki hiç
Gülmeyi yasakladılar dudaklarıma
Sen yoksun diye gülemedim
Ölmeyi yasakladılar bana
Ne çare gittiğin gece gibi
Dün gece de ölemedim.
El ele tutuşmak varken
Söylesene güzelim, ayrılmak niye?
Böyle zulüm yapılır mı sevene?
Madem gidiyorsun
Gözünde mendilin işi ne?
NİYE?
Ben, beni kaybetmiş bir çocuğum
Bakmayın soğuğa meydan okuyan terliklerime
Hayallerim giyinik
Boşluğu sığdırdığım gözlerimdedir dünyam
Gün gelir
Hatıra olur her şey bir gün
Siyah prangalar vurulur ya sevinçlerine
İşte o gündür
Kendi gönlünde öldüğün.
Bu aşk mı desem
Susar, ihanet etmez sessizliğe
Sevdasını içine döker şelaleler gibi
Köpükler şen
Köpükler şakrak
Bir içim sudur bakışları
Dört duvar, bir tavan
Neden beyaz yakışır duvarlara siyah değil içim gibi
Hep kurudur, hep boş
Neden kendi yürek sesimi duyarım hep
Hıçkırıklarımın çizdiği tablolar düşer
Damlalar düşer
Karanlık vardı o gece
Ben vardım, deniz vardı
Islaktı ayaklarım
Kum vardı
Bir o kadar da sen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!