seninle kalmanın ve cümlelerinle
silgilerin, kalemlerin ve defterlerinle
seninle yanmanın yaz güneşinde
istersen montla gezeyim temmuzun ortasında
kaynatıp kendimi yağmurlarla gelsem .
ben senin bana şarkılar dinleten hüznünü
şairliğimi hatırlatan ilhamına sığındım.
yıldızların ötesinden gülümseyen yüzünü
kavuşacağız diyen sessizliğini dinledim.
her gün umutlarımı sayılarından seçtim
Temmuz akşamları ve akağaç kıraathanesi..
yine gazete köşesinde günün haberleri..
birden İlyas'la Nergis kapıda belirdi
Mithat! ceketimi getir, görmesin paspal halimi
saygıdan be oğlum! nasıl? pantolon tek çizgi mi?
birisi var... Tanrım!
beni moda eleştirmeni zannediyor.
gerçek hayatta bir otel burası
ve bu adam benden;
giyimine, kuşamına ve ya herhangi bir şeye
yorum yapmamı istiyor. on üzerinden!
bir otelde tahsilli sayılır bu çocuk!
ne konuşacağını bilir... fikriyle
iş teklif edildi.
tamam dedim neden olmasın.
bana; sen seçilmiş kişisin denildi
Anna!
Olevsk'te çekiç orak...
ve gamalı haçın yıldırımları
bir tren geçiyor gökyüzünden ve de yeryüzünden
yaşadığınız hayatı siz seçersiniz
zaaflarınızı, hikayenizi ve aşklarınızı
aşk bir zaaf mıdır?
aşeka demiş orta doğulular
ağacı saran zehirli sarmaşık.
dünyaya geldim hep yek! dediler...
düşeş be! düşeş olsun!
kulağıma adımı okuyup
sonra da; Figen demişler.
yine mi hep yek Figen!
oldu olmadı, tuttu tutmadı...
bir çok sektöre Ayık Sami imzasını attı
nasıl! oğlum? tek çizgi mi?
Akağaç kıraathanesinin sonunda tabelası asıldı
Münevver' i kimse görmemiş aslında
Sami abi; bazen uğrar mezarlığa
ne zaman biri Ayık Sami derse...
başka bir hemen der... şakasına;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!