kızsam küser gider döner evine
benim adım çıkmış kazma şaire
anlatıp duruyor kendi kendine
iki lafın biri; hep sana dair
etrafa bakınır bir rüya görse
Kamer abla ve kedi sürüsü geçiyor...
Nazmi abi düğünlerde org çalıyor.
bu adamın sıfır kollu atletle
evinin giriş merdiveninde
oturup çay içmesi beni öldürüyor.
oopps! yine altın avı...
kasabasından ayrılmış bir atlı
hep karanlıkta yol aldı
Ehi amico... c'è Sabata, hai chiuso!
olamaz!
Stalingrad'da bir ışık parlaması
rüzgarın ve soğuğun tanrıçası
Radmila;
buz cehenneminin kızıl saçlı kızı
ışıklar saçarak Alman namlusu
dediler ki; görev beklemez!
görev; zaman, mekan dinlemez!
Nihat! sen tecrübelisin. Bu işler;
acemilerle yürümez.
gel!
uzun ve yapraksız çiçekler...
çiçekler kendileri gibi
toprağı ve rengi bir mühimmat...
ağaçlar topraktan Japon toplayıp
dallarında Japonları büyütüyor.
kim aynaya en saf haliyle bakmak ister ki
gösterişsiz, maskesiz bir çocuğu kim severdi
kendini kimseye göstermeyeni kim görebilirdi
sen gördün, senin masum çocukluğun..
oysa herkes çocukluğunu gömdü
o mahalleye yeni gelmiştim
herkes bana bakıyor, kimlerdendim
çocuklar top oynuyor
gittim yanlarına tabi ki yine ben kaleye geçtim.
fark ettim ben! deliyim Vallahi... öyle değil mi?
tamam! söz normale dönüyorum
beylik konuşmalar yapmamak lazım
bunu da sayende öğreniyorum.
ama sende bir delisin. öyle değil mi?
günlerden bir gün geziniyordum kendimce
beni bilenlerde vardı. Belki de fikrimce
ulan! çubuk kraker sevmem ki ben
ne yiyip duruyorsun ince ince
şu sakızı icat edene de...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!