birisi var... Tanrım!
beni moda eleştirmeni zannediyor.
gerçek hayatta bir otel burası
ve bu adam benden;
giyimine, kuşamına ve ya herhangi bir şeye
yorum yapmamı istiyor. on üzerinden!
fikirlerini merak ediyorum kardeşim!
ayakkabıları mı görmeni istedim.
uyumlu mu? tam olmuş mu?
merak ediyorum.
yorum yapar mısın?
on üzerinden puanlar mısın?
fena değil Ercüment... dokuz diyorum
yani; Ercüment abi
hatta Ercü! bir puanı kırıyorum.
bestekar Yılmaz temizlik yapmaya başladı
onun bütün deterjanları birbirine karıştırıp
şarkıların bilmediği yerlerini uydurması
otelde defalarca zehirlenme riski yaşattı...
örneğin;
çamaşır suyuyla, tuz ruhunun karşımı
bu kokuyu o kadar iyi biliyorum ki
sanki Yılmaz abi şimdi buradan geçti.
bir yanda Ercüment, bir yanda Yılmaz abi
ha bire deterjan kokusu... ayakkabı rengi
ve Yılmaz abinin anlattığı gençliği
otel müşterisinin dört dörtlük hizmet beklentisi
müdürün sürekli gözlerini bana dikmesi...
Osman abi var... büyük patron
bende gençliğini görüyor.
müdür sürekli kapıyı gösteriyor.
Osman abi işte... engel oluyor.
sanki meraklısıyım beni kovsan ne olacak
beni tutan şey burada ki muhabbet, sohbet...
Kadir İnanır taklidi yapıyorum
Allah Rahmet Eylesin!
bağırıyorum;
yalan! yalan!
yalan söylüyorsun!
önce Yılmaz abinin gülüşü
sonra bir köşeden elinde
fırça ve kovayla belirmesi
bu; onu bulmanın en kolay yolu
bir sürü manyak işçinin
kariyer planlarında en kritik roldeyim
oğlum neden ben?
bankaya soyacaklar ben! ama neden!
yurtdışına kaçacaklar yine ben!
gelmiyorum oğlum! ülkemi seviyorum.
Ercüment geliyor dağılın kafa açar
kardeşim gömleğimi beğeniyor musun?
yanlış anlama fikrini merak ediyorum.
lütfen sende denemek ister misin?
bu arada benim denemem neden gerekli
hiç denemedim ama... o elbiseyi
ondan alıp denemem... saçma değil mi?
ve niye on üzerinden puanlıyorum
ben yıldız vermek istiyorum belki
üç yıldız diyorum Ercü!
yani; Ercüment
pardon Ercüment abi
ben işte bu yüzden delirdim, kafayı çizdim
bir kişiden değil, herkesten.
bir gün resepsiyon, bir gün mutfak
bir gün peyzaj... ulan bu müdür!
bir gün spa! yok terapi! yok masaj!
spa ve masaj işi çok eğlenceli
bir adam tanıdım delinin biriydi
bir gün çöp poşetini giymişti
onu delirtmek ve çıldırmak görevimdi
kaybetmiş ilaçlama elbisesini
ve oda bana denk geldi...
onun aslan yeğenim deyişleri
müşterileri yaptığı dayaktan beter masaj terapisi
kaçan olursa da el ense çeker
gel ulan buraya! der...
bunları müşterilere söyler... Tanrım!
bu adam benden daha deli
Kayıt Tarihi : 17.07.2026 03:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!