Saçlarının dalgası rüzgârda ağlar,
Süzülüp içime yolumu bağlar.
Eridi derdinden o yüce dağlar,
Aşk benden ırak olsun.
Gözünün karası oldu zehir,
Sevdim seni hiç düşünmeden
Ne istiyorsun ki benden?
Ayrılık geldi istemeden.
Uzak kaldım ben senden.
Rüzgâr aldı sözlerimizi
Bir gün bahar olur önüme güller serersin,
Ertesi gün fırtına, ömrümü harap edersin.
Ben hangi yüzüne umut ekeyim söyle,
Hem can verip hem canımı ellerinle sökersin.
Bir bakışın şifadır, yaralarımı sarsın.
Çabaladım vurdum taşa başımı,
Toprağa akıttım kanlı yaşımı.
Pişirdim feleğin zehir aşını,
Yine de doymadı sildi adımı.
Ne geri dönecek bir yol bıraktım,
Mavi bir çiçek açtım, bahar kapıya gelince,
Gözlerim seni aradı binlerce arı içinde.
Nice kanat geldi kondu üstüme de
Yokluğunu unutturacak tek bir nefes değmedi bu gövdeye
Rüzgârın sesini dinledim, bir haber var mı diye
Her esinti içime çöktü, adını zikrettikçe,
"Bir umut..." derdi her gece sessizce,
Yorgun düşen hayallerini toplardı gizlice.
Zehirli dumanlarla ömrü geçip gitse de,
Onu asıl öldüren kirli sözlerdi neticede.
Geceyi gündüzden daha çok severdi,
Milyarlarca göz dikilmiş üzerime hepsi bir ışık peşinde,
Görüyorlar parıltımı da kimse bakmıyor içimdeki ateşe.
Ben burada her saniye kendimi yakıp kül ederken,
Onlar bir dilek sığdırıyorlar ben ölüme doğru giderken.
O kadar yüksekteyim ki ne bir el uzanabilir bana
Dünyayı kendine yuva mı sandın,
Sevdiğini toprağa gömdükten sonra?
Bir sahte cennetin rengine mi kandın,
Vuslatı mermer taşa verdikten sonra?
Sığar mı bu ruh artık dört duvara,
Bir tınıydı evvela ruhumu yerin den eden,
Bir sırdı gizli cevher, sükûtu mesken eden.
Şarkılar dökülürken, bir miraca yükseldim,
Kendi sessizliğimin çölünde suskunca gezdim.
Lisanım yok benim, sükûtu feryattayım.
Bir başkadır İstanbul aşkları,
Her birinin tarihe dayanır kapıları.
Yürümeye kalksan;
Hüzün ve keder kokar sokakları.
Ortada kalır çaresiz aşıkları,
Ve bir mühür gibi kapanır tüm şehrin ışıkları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!