Güneşi gözlerinize alıp, düşüncenizde süzdüğünüz an,
An direnir gün batımında.
Yeniden doğuşu değildir belki o an güneşin,
Ancak sizin güneşe doğduğunuz zamandır o!
Işık direnir bir an zamana.
Zaman, ışıkta bir nokta.
Gerçekliğin sureti asla değişmez.
Belki yaşamda bakış açısıdır farklı surette olan.
Oysa gerçekliğin suretidir daima bakışlarınızı gerçekliğe odaklayan.
Belki baktığınız yön gerçek bir yöndedir ancak asla sizi
gerçekliğe yönlendirmek anlamında değildir.
Çünkü baktığınız yön, ulaştığınız değil önce gördüğünüz yöndür.
İnsan kendini duyduğunda değil,
Kendi duyuşunun ilk hecesinde vardır.
Kendini en sonda duyabilmek için, en haklı başlangıçtır.
Yaşamda daima yazılı başlangıçlar okunur ve duyulur.
Oysa kalbe yazılan,öz bir anlam daima insanı başlangıçsız olarak başta tutar.
İnsan kendini kalpten okudukça, gerçekliğin yazgısına Allah (c.c) dokunur. Yazı bir kader,taktiri ilahideki duyuştur.
Gerçek bir sevgi dışında herşey boş.
Sevgiyle başladık yaşamaya, sevgiyi unuttukça kaybolduk.
Sevgiyi yaşadıkça çoğaldık, sevgiyle çoğaldık yaşamaya..
Ses dağılır,söz ol gerçek bir söz, özünden sonsuzca akar.
Tüm renklerin içinden en gerçek renk ol yaşamın rengi bakışına yansır.
Gerekirse karma ol gerçekliğin görüşü yürekten bakışınla duyuşuna tamamlanır.
Herkesin dünyasına yürekten bakmak paylaşmaktır yaşamı.
Hiçbir düşünce, düşüncesizlikte buluşturmaz.
Gerçek bir kavrayış düşünceye eğilebilmektir.
Ön yargı daima ruhun iç döküntüleridir.
Oysa henüz kendine dokunacağın iç dizelerde
dirilişin var hatırladın mı?
Hiç orada yaprağın,gerçekte varolduğun yaprak dizesi üzerinden öze yazılan dökülür mü?
Şimdi bırak sıcaklığını yaşama bir nefese dönüşsün!
Solmak yok olmak demek değildir unutma!
Sustukça daha çok anlaşırız bazen çünkü hararetimiz bir bilinçtir özde en gerçekliğe dirilmek için.
Gerçekliğe bürünen tek bir an, bedeldir binlerce yıl ömre.
Binlerce yıl ömür nasıl bir an geliyorsa şimdi dile
Gerçekliğe bürünen tek bir an asla gelmez binlerce yıl anlatsanda söze.
Bir insanı affedip, affetmediğimiz önemli değil,
önemli olan kişinin kendisini affetmesini sağlayabilmektir.
O ise gerçek bir bağışlama şeklidir.
Allah dahi en günahkar kulunu bir tövbe ile bağışlayabiliyorken,
bir insan, bir insanı bağışlamama özgürlüğüne sahip değilldir.
Gerçek bir özgürlük; insanın kendinden bağışladıklarında gizlidir.




-
Oktay Aşkın
Tüm Yorumlarhttps://www.instagram.com/p/Cs1Rsphofri/?utm_source=ig_web_button_share_sheet&igshid=MzRlODBiNWFlZA==