Suçu yoktu duyguların,
Onlar çocuksu bir saflıkla açmıştı kapılarını.
Ama dünya sahte,
İnsanlar sahte...
En gerçek hisler bile,
Rayların üzerinde akıp giden bir ömür gibi,
Yavaşça soğuyan bir bardak çayın yalnızlığındayım.
Gözlerim yolda, yüreğimde tanıdık bir sızı,
Etrafımda dumanlı dağlar, içeride yükü ağır bir sessizlik...
Bazen gitmek ister insan;
Sırtımda dünyanın yükü yok,
Olsaydı bir köşeye bırakır, soluklanırdım.
Benim yüküm göğüs kafesimin içinde,
Benim yüküm, bizzat kendim...
Söylesene,
Kendinden yorulur mu insan?
Odamın en loş köşesinde bir mahkeme kurulur her gece,
Sanık sandığında yokluğun, hakim koltuğunda çaresizlik.
Ne fırtınalar kopar da içimde, dışarıya sızmaz tek hece,
Bir uçurum kenarıdır şimdi sensiz geçen bu kimsesizlik.
Yukarıda gökyüzü sessiz, şehir çoktan uykuya dalmış,
Söyleyemediklerim var,
İçimde birikip de sana doğru taşan...
Keşke hiçbir saat dilimine uymayan bir vakitte,
Dünyanın tüm gürültüsünü arkamızda bırakıp
Uzaklaşabilsek seninle.
Sen Benim En Büyük Ziyanımdın
Sana harcadığım her saniye, ömrümden çalınmış bir ömürdür şimdi,
Hangi vicdanla uyursun, hangi yalanın gölgesinde saklanırsın?
Ben seni bir kutsal gibi başıma tac ederken,
Sen kendi karanlığında, benim aydınlığımı kararttın.
Sitemim sana değil, seni adam sanan o kör gözlerime;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!