Yurdumun dört yanında
çiçek açardı eskiden,
öyle bir açardı ki
bahar utanırdı kendinden.
Menekşe mor bir türkü,
lale kırmızı bir bayrak,
nergis sarı bir umut,
karanfil
avuçlarımızda çoğalan sevdaydı.
Şimdi
bir beton ormanı büyüyor
çiçeklerin yerine.
Toprak ana suskun...
Karnında maden,
sırtında fabrika,
saçlarında duman.
Dağların göğsünü oyuyorlar
“kalkınma” diyorlar.
Denizin mavisini karartıyorlar
“yatırım” diyorlar.
Ormanı kesiyorlar
“imar” diyorlar.
Sonra çocuklara dönüp
gülümseyerek:
— Haydi çocuklar,
tabiatı sevin!
diyorlar.
Ne güzel kinaye bu!
Ağacı kes,
sonra çocuğa
“yeşili sev” de.
Nehri kirlet,
sonra
“su hayattır” diye nutuk at.
Gökyüzünü dumanla doldur,
çocuklara
bulutları çizdir.
İnsan bazen
kendi yalanına bile
alkış tutuyor.
Ey çocuk!
Sen yine gel.
Gül,
koş,
oyna...
Ama yalnız parkta değil,
ormanların içinde koş.
Bir ağacın gölgesinde
dünyayı yeniden kur.
Elini arkadaşının eline ver,
dili, dini, rengi sorma.
Çünkü çocuklar
sınır çizmez gökyüzüne.
Birbirlerine
duvar değil,
köprü olurlar.
Sen gel...
Kardelenin inadını öğren,
kışın ortasında
başını güneşe kaldırmayı.
Çiğdem gibi
toprağın bağrını yarıp
“Ben hâlâ buradayım!” demeyi öğren.
Papatya kadar sade,
kır çiçeği kadar özgür ol.
Toprak ana
bizi doğurdu.
Biz ise
onu parçalara bölüp
üzerine fiyat biçtik.
Bir avuç toprağa
bir ömür sığdıran köylünün
alın terini unuttuk.
Bir ağacın
elli yılda büyüdüğünü bildik de
beş dakikada kesilmesini
marifet sandık.
Sonra çocuklara
“Dünyayı siz kurtaracaksınız” dedik.
Utanmadık.
Çünkü
dünyayı onların elinden
biz alıyorduk.
Oysa dünya
kimsenin tapulu malı değil.
Dağ
bizim değil.
Deniz
bizim değil.
Orman
bizim değil.
Gökyüzü
hele hiç kimsenin değil.
Bunlar
bizden önce vardı,
bizden sonra da kalmalı.
Bir çocuğun
yarın açacağı pencereye
bugünden temiz hava bırakmak gerek.
Bir kuşun yuvasına
bir dal bırakmak,
bir derenin yoluna
temiz su bırakmak,
bir toprağın bağrına
zehir değil,
tohum bırakmak gerek.
Haydi çocuklar!
Kol kola girin.
Bir yanınızda
papatya olsun,
bir yanınızda
umut.
El ele verin
ve dünyanın bütün büyüklerine
şunu söyleyin:
Biz size
beton bir dünya istemiyoruz!
Biz
kuşların uçtuğu,
balıkların yüzdüğü,
ağaçların konuştuğu,
ırmakların türküsünü söylediği,
çocukların
savaşmadan büyüdüğü
bir dünya istiyoruz.
Çünkü sevgi
yalnızca söz değildir.
Sevgi,
bir ağacı korumaktır.
Bir nehri temiz tutmaktır.
Bir çocuğun geleceğini
bugünden düşünmektir.
Ve bazen
en büyük sevgi,
yıkıma karşı
yüksek sesle:
“YETER!”
diyebilmektir.
Toprak ana hâlâ bekliyor.
Elinde
bir avuç tohum,
gözlerinde
bin yıllık sabır...
Bize bakıyor.
Biz de ona bakıyoruz.
Şimdi söyleyin çocuklar:
Çiçekleri mi büyüteceğiz,
yoksa betonları mı?
Cevabımız
yarının dünyası olacak.
Ve unutmayın:
Bir çiçek açarsa
yalnız bahar gelmez;
insan da yeniden doğar.
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 12:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!