Dağa bıraksam içimdeki sesi,
taşlar dile gelir belki.
Çünkü bazı acılar
insandan önce kaderde yazılır.
Bir dişi şahin parçalar yüreğimi,
kanadında eski bir sızı.
Uzaklarda bir gürültü büyür;
belki çığdır,
belki içimde yıkılan son duvar.
Ben seni öyle sevdim ki,
gecenin kör noktasında
adın anılınca ürperen
terk edilmiş bir kapı oldum.
Ne gelen var eşiğimde,
ne gidenin ayak sesi.
İçimde kilitli odalar,
odaların içinde susmuş yıllar var.
Ellerim hâlâ bir sıcaklık arıyor,
alnım hâlâ bir nefes bekliyor.
Fakat bilirim;
senin göğünde bana ayrılmış
bir ışık yok artık.
Beni çoktan unutuşun; aklıma bıraktığın
Son noktadayım.
Ne bir ileri ne bir geri.
Sevdiğin yerden çıkamadım.
Adının baş harfi ,
kalbimin yarasının izi.
Yine de seslenirim sana.
Çünkü dağ bilir yankıyı,
taş bilir sabrı,
gece bilir
bir kalbin kendi içinde nasıl kaybolduğunu.
Akşamlar ağırlaşıyor üzerimde.
Duvarlar soğuyor,
gölgem bile benden uzak duruyor.
Bir mahpus avlusunda değilim belki;
ama ruhumun kapıları kapalı.
Senin geçtiğin yollar
hâlâ bir şey saklıyor benden.
Kaldırımlar yorulmuş beklemekten,
kuşlar unutmuş konacak dalı.
Şimdi uzak bir yerdeyim.
Sesim bana dönmüyor,
adımlarım kendini bulamıyor.
Mart geceleri uzun.
Bir kedinin bile azdığı
o ıssız vakitte
adını geçiriyorum içimden.
Bağırsam gökler çatlayacak,
sussam içimde bir dünya yıkılacak.
Ve bil ki;
bu yürek seni beklemekten değil,
sende kaybettiği kendini aramaktan
üşüyor hâlâ.
Kayıt Tarihi : 7.07.2026 10:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!